<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>ANNE &amp; ÇOCUK</title>
         <link>https://www.medihayat.com/anne-cocuk/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Gebelik ve venöz tromboembolizm: Riskler ve korunma stratejileri]]></title>
			<description><![CDATA[Gebelik döneminin venöz tromboembolizm (VTE) riski açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, gebelik ve varislerin oluşturduğu potansiyel sağlık tehditlerine dair uyarılarda bulundu. Bu dönemi hem anne hem de bebek için güvenli hale getirmenin yollarını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gebelik döneminin venöz tromboembolizm (VTE) riski açısından kritik bir dönem olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, gebelik ve varislerin oluşturduğu potansiyel sağlık tehditlerine dair uyarılarda bulundu. Bu dönemi hem anne hem de bebek için güvenli hale getirmenin yollarını açıkladı.

Çakmak Erdem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, gebelik döneminin venöz tromboembolizm (VTE) riski açısından ne kadar kritik bir dönem olduğunu vurguladı. Gebelikte varislerin artan risklerini tek tek anlatan Doç. Dr. Betül Sertbaş, "Gebelik, varisli hastalar için ek bir risk faktörü oluşturabilir. Gebeler, varislerin neden olduğu semptomlarda artış yaşarken bu durum hem anne hem de hekim için büyük bir endişe kaynağı olabilir" açıklaması yaptı.

Ortaya çıkan şikâyetler

Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, gebelik sırasında ortaya çıkan şikâyetleri şöyle sıraladı:

"Mavi-mor renkli damarların belirginliğinde ve sayısında artış,

Bacaklarda gebelik öncesi dönem veya önceki gebeliklere göre daha fazla ödem,

Daha fazla ağrı, dolgunluk ve huzursuzluk hissi,

Gece kramplarında artış yer alır."

"Aspirin veya DMAH içeren enjeksiyonlar reçete edilebilir"

"Bu belirtilerle en büyük endişe kaynağı toplardamarlarda oluşabilecek pıhtıların hem bacaklarda kalması hem de akciğerlere doğru hareket etmesidir" Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, "Venöz tromboemboli (VTE) adı verilen bu durum, varisi olmayan sağlıklı bireylerde bile tetikleyici sebeplerle ortaya çıkabilir. Ancak gebelikte bu durumu yönetmek daha karmaşık hale gelir. Bu nedenle gebelik süresince pıhtı oluşumunu önlemek amacıyla aspirin veya DMAH içeren enjeksiyonlar reçete edilebilir" dedi.

Aspirin ve DMAH Kullanımı: Zorunluluk ve Değerlendirme

Varisli hamilelerin aspirin veya DMAH enjeksiyonu kullanımının zorunlu olmadığını belirten Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, "Ancak, varis öyküsü olan gebelerin Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları tarafından detaylı bir değerlendirmeye alınması gereklidir" diyerek bu sürecin nasıl işlediğini şöyle açıkladı:

"Gebelik sürecinde varislerin yönetimi, kapsamlı bir klinik muayene gerektirir. Hekimler, hastanın şikayetlerini ve sağlık geçmişini değerlendirir. Özellikle pıhtı öyküsü olan hastalar için varislerin klinik durumu ve gerekli tetkiklerin sonuçlarına göre, uygun tedavi yöntemleri belirlenir."

Kritik Bilgiler: Neler Sorgulanmalı?

"Gebe kalma öyküsü (kendiliğinden veya tedavi ile),

VTE öyküsü (kişisel veya ailede),

VTE'nin ortaya çıkış şekli ve damar alanları,

Tekrarlayan VTE öyküsü,

Ailede tekrarlayan veya şiddetli VTE öyküsü,

Genetik pıhtılaşma faktörleri,

Çoğul gebelik öyküsü,

Gebelikle ilgili risk faktörlerinden ötürü yatak istirahati gerekliliği,

Gebenin yaşı, boy ve kilosu."

Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, her gebeliğin kendine özgü olduğunu ve tedavi planlarının kişiye özel olarak oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Kaygıyı Azaltmanın Anahtarı: Bilinçli takip ve önlem

Gebelikte yaşanan kaygının sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için bilinçli bir yaklaşım şarttır. Yrd. Doç. Dr. Betül Çelikol Sertbaş, "Gebelikte potansiyel riskleri bilmek ve kişiye özel sağlık durumunu doğru değerlendirmek, güvenli bir gebelik süreci sağlar. Varis öyküsü veya pıhtılı hastalık öyküsü bulunan gebelerin Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanlarıyla görüşmeleri elzemdir" şeklinde konuştu.

Son olarak, "Varisleri olan ve gebelik planlayan kadınların, gebelik öncesi muayenelerini ciddiyetle yaptırmaları ve sağlık durumlarını düzenli olarak takip etmeleri büyük önem taşır. Bu yaklaşım, daha rahat ve sorunsuz bir gebelik ve doğum süreci geçirmelerini sağlayacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/gebelik-ve-venoz-tromboembolizm-riskler-ve-korunma-stratejileri-3530.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/gebelik-ve-venoz-tromboembolizm-riskler-ve-korunma-stratejileri-3530.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/gebelik-ve-venoz-tromboembolizm-riskler-ve-korunma-stratejileri-3530-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/gebelik-ve-venoz-tromboembolizm-riskler-ve-korunma-stratejileri-3530.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/gebelik-ve-venoz-tromboembolizm-riskler-ve-korunma-stratejileri/216/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Aug 2024 13:07:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hava değişikliklerine karşı çocukları koruyun]]></title>
			<description><![CDATA[Sık sık değişen hava sıcaklığı en fazla çocukları tehdit ediyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrenciler değişen hava sıcaklıklarından en fazla etkilenen grup içinde yer alıyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sık sık değişen hava sıcaklığı en fazla çocukları tehdit ediyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrenciler değişen hava sıcaklıklarından en fazla etkilenen grup içinde yer alıyor.

Uzmanlar, ilköğretim ve ana sınıflarına devam eden öğrenciler arasında soğuk algınlığının çok sık görüldüğünü ve bunun ihmal edilmesi halinde daha ağır hastalıklara sebebiyet verdiğini söylüyor. Çocukların kolay hastalanmasının, beslenmede eksiklikler olduğunu gösterebileceğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların özellikle bu mevsimlerde bol sıvı ve C vitamini ihtiva eden gıdalarla beslenmesi gerektiğini vurguluyor. Hava sıcaklıklarının sürekli farklılaştığı bu dönemde havaları günlük güneşlik görüp çocuklara ince giydirmemek gerektiğini söyleyen uzmanlar, mevsim değişiklikleri yüzünden çocukların en çok hastalandığı dönemde olduğumuza işaret ediyor.

Çocuklarda vücut ısısı 38 derecenin üzerine çıktığında ateşlenmenin başladığına dikkat çeken uzmanlar, ateşin dereceyle yapılan koltuk altı ölçümlerinden anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, vücut ısısının 38 dereceyle 38.9 derece arasında olduğunda, eğer çocuk iyi görünüyorsa ve herhangi bir rahatsızlık belirtisi yoksa endişelenecek bir durum olmadığını söylüyor. Ateşin yükselmesi durumunda ailelerin doktora başvurmadan önce, kendi imkânlarıyla ateşi düşürmek için uğraşmasını tavsiye eden uzmanlar, "Çocuğunuz ateşlendiğinde önce soyulması gerekir. Ortam ısısı 22-24 derecenin üzerinde olmamalı, bol sıvı verilmelidir. Ilık duş aldırılabilirse bu da faydalı olur. Eğer çocuğun yaşı 12'den büyükse, bazı ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir'' dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/hava-degisikliklerine-karsi-cocuklari-koruyun-3768.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/hava-degisikliklerine-karsi-cocuklari-koruyun-3768.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/hava-degisikliklerine-karsi-cocuklari-koruyun-3768-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/hava-degisikliklerine-karsi-cocuklari-koruyun-3768.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/hava-degisikliklerine-karsi-cocuklari-koruyun/182/</link>
			<pubDate>Thu, 15 Aug 2024 09:59:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından ebeveynlere ateşli havale uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Bekteş, genellikle enfeksiyon kaynaklı meydana gelen ateşli havalelerin epilepsi ile karıştırıldığına dikkati çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Bekteş, genellikle enfeksiyon kaynaklı meydana gelen ateşli havalelerin epilepsi ile karıştırıldığına dikkati çekti.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Bekteş, genellikle enfeksiyon kaynaklı meydana gelen ve ebeveynlerin en büyük kabuslarından biri olan ateşli havale hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Bekteş, tıpta "febril konvülsiyon" denilen ateşli havalelerin nedenlerinin hala tam olarak anlaşılamadığını belirterek, "Her ateşli hastalık ateşli havaleye yol açmaz" dedi.

Nedeni tam olarak bilinmeyen bu durumun genellikle yüksek ateşle ilişkilendirildiğini belirten Dr. Bekteş, "Ateş yükselmesinin kanda bazı hormon ve maddelerin salgılanmasına neden olması ve bu maddelerin beyin deşarj mekanizmasını etkileyerek nöbete sebep olması durumudur. En sık viral enfeksiyon, üst solunum yolu enfeksiyonları, kulak enfeksiyonları, grip ve idrar yolu enfeksiyonları, bazı canlı aşılar, bazen diş çıkarma bile ateşe ve sonrasında da nöbete sebep olabilir" diye konuştu.

"Erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor"

Nöbet-ateş ilişkisinin ateşin yüksekliği ile ilgili değil, ateşin yükselme hızıyla ilgili olduğunu, bu nedenle bazen ateş tespit edilemeden bile nöbet olabileceğini ifade eden Dr. Bekteş, ateşli havalelerin 38-40 derece ateşli hastalıkta, 3 ay-6 yaş arası çocuklarda ve erkeklerde kızlardan daha sık görüldüğünü söyledi. Birinci derece akrabalarından biri ateşli havale geçiren çocuklarda riskin biraz daha yüksek olduğunu anlatan Dr. Bekteş, "Kesin kanıtlanmış olmamakla birlikte anne gebelikte sigara içtiyse, çinko eksikliğinde, demir eksikliğinde, melatonin salgılanmasında bozukluk varsa, antihistaminik kullanımı ve hastada yenidoğan dönemindeyken yoğun bakımda yatış öyküsü varsa risk artar diye düşünülmektedir" ifadelerini kullandı.

"Genellikle ocak ayında ve akşamüzeri görülür"

Bir kez nöbet geçirmiş olmak ikinci nöbet için riski arttırsa da hastaların yüzde 70'inde nöbetin tekrarlamadığına dikkat çeken Dr. Bekteş, şunları söyledi:

"İlk nöbetin geçirildiği yaş küçüldükçe tekrarlama riski artar. Ailede nöbet geçiren kişi varsa tekrarlama riski aile öyküsü olmayana göre yüzde 50 artar. Tekrarlayan nöbetlerin yarısı ilk 6 ay içinde olur. Bir nöbet ne kadar tekrarlarsa tekrarlama riski de o kadar artar. Genellikle ocak ayında ve akşamüzeri görülür."

"Ateşli havale epilepsi değildir"

Genellikle enfeksiyon kaynaklı meydana gelen ve epilepsi ile karıştırılan ateşli havalelerin "epilepsi" olmadığının altını çizen Dr. Bekteş, nöbetlerin çok kısa sürdüğü için beyne zarar vermediğini ancak 15 dakikayı aşan bir nöbetin beyinde oksijensiz kalmaya bağlı hasara yol açabileceğini dile getirdi. Dr. Bekteş, basit febril konvülsiyon olarak isimlendirilen ateşin 39 derece ve üstü olduğu, 15 dakikadan kısa süren, çocuğun nörolojik gelişiminin normal olduğu, ailede ateşli havale geçiren ebeveyn öyküsü olmayan nöbet şeklinin tüm vücutta (jeneralize tip) görüldüğü durumda epilepsi riskinin yüzde 1 olduğunu söyledi. Dr. Bekteş, kompleks febril konvülsiyon olarak isimlendirilen tipinde ise ateşin 38 derece ve altı olduğu, 15 dakikadan uzun süren, altta yatan nörolojik problem varlığı, aile öyküsü olan nöbet şeklinin vücudun tamamında değil bir kısmında görüldüğü durumda epilepsi riskinin yüzde 6 olduğunu sözlerine ekledi. Dr. Bekteş, çocukta daha önceden olan nörolojik anomali varlığı veya birinci derece akrabasında epilepsi varlığında ise riskin yüzde 10'a yükseldiğini ifade etti.

"Hastanın ağzını açmaya çalışırsanız zarar verirsiniz"

Aileler için korkutucu bir tablo olsa da öncelikle sakin kalmak gerektiğini vurgulayan Dr. Bekteş, müdahale sırasında yapılması gerekenleri ise şöyle anlattı:

"Hastayı düz bir zeminde yan yatırmak gerekir, ki ağız salgılarının hastanın akciğerlerine kaçmasını önleyelim. Başının altına bir yastık veya elimizi koyarak başını çarpmasını önlemek gerekir. Hastanın ağzını açmaya, kaşık, parmak sokmaya çalışarak zarar verirsiniz. Nöbet geçene kadar bekleyip hastayı gözlemlemek ve kabaca kaç saniye veya dakika sürdüğünü belirlemek gerekir. Nöbetin sonlanması, ardından genellikle uykuya dalan hastayı ajite etmemek, uyandırmaya çalışmamak ve stabil şekilde en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırmak gerekir. 3 dakikayı aşan nöbet önemlidir ve hemen 112'ye haber verilmelidir."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ebeveynlere-atesli-havale-uyarisi-epilepsiyle-karistiriliyor-8549.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ebeveynlere-atesli-havale-uyarisi-epilepsiyle-karistiriliyor-8549.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ebeveynlere-atesli-havale-uyarisi-epilepsiyle-karistiriliyor-8549-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ebeveynlere-atesli-havale-uyarisi-epilepsiyle-karistiriliyor-8549.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-ebeveynlere-atesli-havale-uyarisi-epilepsiyle-karistiriliyor/173/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 10:54:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anne adaylarına bunaltıcı sıcaklarda dikkatli olun uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz mevsiminin getirdiği bunaltıcı sıcakların hamilelik sürecini zorlaştırabildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, yaz sıcaklarını yaşayan anne adaylarının bu süreçte daha fazla önlem alması gerektiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz mevsiminin getirdiği bunaltıcı sıcakların hamilelik sürecini zorlaştırabildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, yaz sıcaklarını yaşayan anne adaylarının bu süreçte daha fazla önlem alması gerektiğini söyledi.

Aşırı sıcaklar hamileler için çeşitli problemler oluşturabiliyor. Bu durumda adayların kendileri ve bebeklerinin sağlığı için son derece dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Medicana Konya Hastanesi Kadın Doğum ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, tatile gidecek olan anne adayları için önerilerde bulundu.

"Uzun yolculuklar için hava yolu tercih edilmeli"

Uzmanlar, hamileliğin ilk üç ayında bulunanları düşük tehlikesine karşı uyarırken hamileliği normal süren anne adaylarının tatile çıkmasında sakınca görmüyor. Hamileliğin 11-36. haftasının seyahat için en uygun zaman olduğunu söyleyen Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Düşük riski, erken doğum riski, kanama ve pıhtılaşma problemi olan anne adaylarının seyahat öncesi hekimleri ile görüşüp karar vermeleri gerekir. Eğer seyahat etmelerinde bir sakınca yoksa uzun yolculuklar için hava yolunu tercih etmek daha güvenlidir. 3 saatten uzun sürecek hava yolu seyahatlerinde antiembolik çorap giyilmesi önerilir. Eğer kara yolu tercih edilirse yolculukta saatte bir mola verilmelidir" dedi.

Gebeliğe bağlı hormonal ve fizyolojik değişiklikler, alınan kilolar, kan akışının artması, solunum kapasitesinin azalması, kalp hızının fazla olmasının sıcaklık ve nemin daha fazla hissedilmesine yol açtığını belirten Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, deniz tatilini tercih eden hamileler için dalış, atlama, plaj voleybolu, su kayağı gibi su sporlarının uygun olmadığını söyledi. Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, ayrıca yoğun egzersizlerden uzak durulması gerektiğini kaydetti ve şöyle devam etti: "Havuz ve denizin olduğu ortamlarda deniz tercih edilmelidir. Havuz veya deniz sonrası mayo hemen değiştirilmelidir. Çünkü mayonun ıslak kalması enfeksiyonlara neden olabilir. Üriner yol enfeksiyonlarına, hatta erken doğum ile neticelenen durumlara neden olabilir" dedi.

"Gebelik maskesini önlemek için güneş kremi ve şapka kullanılmalı"

Hamilelikte cildin hormonal değişikliklere bağlı olarak daha hassas hale gelebildiğini, sıcak ve nemli havanın bebek bekleyen anne adaylarını diğerlerine göre daha fazla etkilediğini ifade eden Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Özellikle östrojen ve progesteron hormonlarının artışı, melanositlerin (ciltte renk pigmenti üreten hücreler) daha aktif olmalarına yol açıyor. Hamilelikte artan östrojen hormonu etkisiyle cilt güneş ışınlarına daha hassas hale gelir. Bu da beraberinde bazı cilt lekelerinin oluşmasına neden olur. Ciltte renk değişiklikleri ve yüzde melazma adı verilen gebelik maskesi ortaya çıkabiliyor. Melazma, yüzde kahverengi veya gri lekeler olarak gelişiyor ve genellikle alın, yanaklar, üst dudak, burun ile çenede görülüyor. Güneş ışınları bu durumu daha da kötüleştirebiliyor. Bunun için güneş koruyucu kremler ve geniş kenarlı şapka kullanımı gereklidir" diye konuştu.

Gebeliğin 5. ayından itibaren fetüsün anne karnında büyümesi ve kasık bölgesindeki toplardamarlarda oluşan baskı nedeniyle bacak damarlarında kan dolaşımının azaldığını söyleyen Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, şu bilgileri verdi: "Bunlar yaz aylarında artan sıcaklığın etkileri ile birleştiğinde öncelikle ayaklarda, ayak bileklerinde ve bacaklarda ödem oluşturabilir. Vücutta ödem oluşturacak besinlerden uzak durulmalı, ayak şişmeleri nedeniyle doğacak rahatsızlık göz önüne alınarak rahat ayakkabı tercih edilmelidir. Alçak topuklu ve spor ayakkabılar tercih edilmelidir. Tamamen düz tabanlı bir ayakkabı tercihi de bel ağrılarına neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Gebelikte kramplara sık rastlanması nedeniyle yüzerken tek başına olmamaları önerilmektedir."

"Sıvı tüketimi ihmal edilmemeli"

Yaz aylarında artan sıcaklık nedeniyle vücudun daha fazla su kaybettiğini ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, en önemli konunun sıvı tüketimi olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Yeterli sıvı alınmaması durumunda "dehidrasyon" denilen sıvı kaybı sorununun gelişebileceğini vurgulayan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Vücutta ciddi sıvı kaybı oluştuğunda anne adayının kan basıncı düşebilir. Ayrıca kandaki glukoz ve tuz dengeleri bozulabilir. Az sıvı alımı bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısının azalmasına, bunun sonucunda da bebekte büyüme geriliği ve erken doğum riskine yol açabilir. Su tüketimi ihmal edilmemeli" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/anne-adaylarina-bunaltici-sicaklarda-dikkatli-olun-uyarisi-5958.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/anne-adaylarina-bunaltici-sicaklarda-dikkatli-olun-uyarisi-5958.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/anne-adaylarina-bunaltici-sicaklarda-dikkatli-olun-uyarisi-451-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/anne-adaylarina-bunaltici-sicaklarda-dikkatli-olun-uyarisi-5958.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/anne-adaylarina-bunaltici-sicaklarda-dikkatli-olun-uyarisi/166/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 18:35:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocukların duygularını düzenleme becerisi oyunla gelişiyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuğun oyunla geliştiğini ve dünyayı tanıdığını kaydeden Prof. Dr. Telat Gül Şendil, çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden gelişiminde oyunun önemine değindi. Çocuğun duygularını düzenleme becerisini geliştirmede oyunun rolüne dikkat çeken Şendil, "Önce duyguları tanıma daha sonra ise rahatsızlık verici duygularla baş etmeyi öğrenme oyun sürecinde olur" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuğun oyunla geliştiğini ve dünyayı tanıdığını kaydeden Prof. Dr. Telat Gül Şendil, çocuğun zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden gelişiminde oyunun önemine değindi. Çocuğun duygularını düzenleme becerisini geliştirmede oyunun rolüne dikkat çeken Şendil, "Önce duyguları tanıma daha sonra ise rahatsızlık verici duygularla baş etmeyi öğrenme oyun sürecinde olur" dedi.

Geçmişten günümüze çocuğun gelişiminde oyunun önemli bir yeri olduğunu, eğitimden felsefeye pek çok alanda ele alınıp tartışıldığını belirten İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Telat Gül Şendil, "Oyunun çocuğun gelişimindeki önemine değinmeden önce çocuk için oyun nedir sorusunun cevabına bakmak gerekir. Oyun çeşitli şekillerde tanımlanmıştır: 'Oyun, çocuğun daha sonra yapacağı ciddi şeylerin provasıdır (Aristotales)'; 'Oyun, çocukların en gerçek uğraşılarıdır (Montaigne)'; 'Oyun, çocuğun işidir (Montessori)'; 'Oyun, belirli bir sonuca varma amacı olmadan yapılan, haz ve mutluluk veren faaliyetlerdir (Dewey)'. Tanımlardan da anlaşılacağı gibi içerik ve çeşitleri değişse de insanlık tarihinin en başından günümüze kadar oyun hep olmuştur ve olmaya devam edecektir" diye konuştu.

Beyninde sinir ağları kurmasını sağlıyor

Çocuğun oyunla geliştiğini ve dünyayı tanıdığını kaydeden Prof. Dr. Telat Gül Şendil, "Çocuk oyunla birlikte zihinsel, fiziksel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden sürekli gelişir. Zihinsel gelişimine katkısı açısından bakacak olursak, çocuğun maruz kaldığı çeşitli uyaranlar, öğrendiği yeni kavramlar, deneyimler ve bunlar arasında kurduğu bağlar, onun beyninde yeni sinir ağları kurmasına ve giderek bu kapasitesinin gelişmesine yol açar" dedi.

Yeni çözüm üretebilme becerisi kazandırıyor

Oyun oynamanın çocuğun üretkenliğini geliştirmede önemli katkıları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Telat Gül Şendil, "Farklı durumlara yeni bakış açıları geliştirme; yeni çözümler üretebilme ve dil becerilerinin gelişmesinin yanı sıra oyunun en önemli bilişsel işlevlerinden biri de üretkenliği harekete geçirmesidir. Tabii hemen hatırlatmak gereken bir konu da oyunun çocuklara sağlayacağı bu işlevlerin her zaman otomatik olmayacağıdır" ifadelerini kullandı.

Oyun ve oyuncak seçimine dikkat edilmeli

Oyun ve oyuncak seçiminin önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Telat Gül Şendil, "Çocuklara, yaşına uygun olmayan ve merak duygusunu harekete geçirmeyen oyun ve oyuncakların sunumu ya da onlara yeteri kadar özgürlük tanımayan, oyunlarında onları sürekli şekillendiren, eleştiren yetişkinlerin varlığı, onları günlük yaşamlarından, sorumluluklarından koparacaktır. Dikkatlerini yoğunlaştırmalarını engelleyecek düzeyde bir oyun ortamında olmaları olumsuz bir etkiye de yol açabilir" uyarısında bulundu.

Oyun oynarken çeşitli duygular deneyimleniyor

Oyunun çocuğun duygularını düzenleme becerisi geliştirmesinde de önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Telat Gül Şendil, şunları söyledi:

"Çocuk oyun oynarken girdiği çeşitli roller sırasında ya da karşılaştığı farklı durumlarda bir yandan içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını, olumlanan/olumsuzlanan davranışları fark eder bir yandan da diğerlerinin duygu ve düşüncelerini anlar ve aynı zamanda kendisi de çeşitli duyguları deneyimler. Bu duygular mutluluk, sevinç, keyif, gururlanma, kendine güven gibi olumlu olabilir ya da korku, kaygı, öfke, aşağılık duygusu gibi olumsuz duygular da ortaya çıkabilir. Önce duyguları tanıma daha sonra ise rahatsızlık verici duygularla baş etmeyi öğrenme oyun sürecinde olur. Dolayısıyla çocuk bu sayede duygularını düzenleme becerisini geliştirir."

Güvenli oyun gruplarında yaşıtları ile bir araya geliyorlar

Özellikle şehirde büyüyen çocuklar için güvenli oyun gruplarının çocukların yaşıtları ile bir araya gelmesi açısından imkân sağladığını kaydeden Prof. Dr. Telat Gül Şendil, "Oyun için uygun fiziksel ve sosyal ortamlara ihtiyaç duyulurken ne yazık ki giderek bozulan şehir ortamları çocuklar için risk oluşturmaktadır. Buna önlem olarak ortaya çıkan bir yaklaşım, çocukları akranlarıyla bir araya getirmeyi ve onlar için uygun oyun ortamları sağlamayı hedefleyen oyun gruplarıdır. Her yaş grubunda çocuklar için düzenlenen oyun gruplarında, bir yandan çocuklar yaşıtları ile bir araya getirilmekte bir yandan da onlara yaşlarına uygun güvenli ve çeşitli oyun ortamları sunulmaktadır. Her yaştan çocuklar için oyun grupları mevcuttur" şeklinde konuştu.

6-12 aylıktan itibaren oyun gruplarına başlanabilir

Prof. Dr. Telat Gül Şendil, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ev ortamlarında özellikle yaşıtlarıyla karşılaşma şansı olmayan, yalnız büyüyen çocuklar için oyun gruplarına yaklaşık 6-12 aylıktan itibaren başlanabilir. Bu kadar küçük yaşlarda oyun gruplarına katılım doğal olarak ebeveyn desteği ile yürütülür. Oyun gruplarının en önemli işlevi, yeteri kadar oyun, oyun arkadaşı ve oyuncak fırsatı olmayan çocukları bir araya getirerek onların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamaktır."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/cocuklarin-duygularini-duzenleme-becerisi-oyunla-gelisiyor-4170.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/cocuklarin-duygularini-duzenleme-becerisi-oyunla-gelisiyor-4170.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/cocuklarin-duygularini-duzenleme-becerisi-oyunla-gelisiyor-4170-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/cocuklarin-duygularini-duzenleme-becerisi-oyunla-gelisiyor-4170.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cocuklarin-duygularini-duzenleme-becerisi-oyunla-gelisiyor/160/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 15:29:51 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından ailelere beslenme önerileri]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuklarda sık görülen beslenme problemine ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Talha Karadoğan, "Çocuklarda büyüme ve gelişme için en önemli etkenlerden birisi beslenmedir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuklarda sık görülen beslenme problemine ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Talha Karadoğan, "Çocuklarda büyüme ve gelişme için en önemli etkenlerden birisi beslenmedir" dedi.

Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Talha Karadoğan, "Beslenmenin yeterli ve doğru bir şekilde olmaması durumunda vücutta birçok sistemi etkileyebilen malnütrisyon olarak adlandırdığımız tablolar meydana gelebilmektedir. Bu tablolar beslenmenin içerik veya miktar olarak yetersiz veya tam aksine aşırı olması nedeniyle ortaya çıkan problemleri kapsar. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için beslenmenin yaş, cinsiyet ve kişinin ihtiyacına göre yeterli ve dengeli olması gerekmektedir. Dünyada ve ülkemizde yapılan birçok çalışmada farklı beslenme sorunları olduğu görülmektedir. Bunlardan bazıları zayıflık, boy kısalığı, temel bazı vitamin ve mineral yetersizlikleri, obezite, kalp damar hastalıkları ve diyabet gibi kronik sistemik hastalıklar, enfeksiyoz hastalıklar olarak sayılabilir. Beslenmedeki dengenin önemine bir örnek olarak da; Türkiye İstatistik Kurumu'nun yayınladığı verilerde Türkiye'de çocuk ve ergenlerde obezite sıklığının arttığını gösteren raporları gösterilebilir. Çocuklar için sağlıklı beslenme her yaş grubu için miktar, içerik, çeşitlilik olarak farklılıklar göstermektedir." diye konuştu.

Okul çağındaki çocukların beslenmesine yönelik bilgiler veren Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Talha Karadoğan, "Okul çağı çocukluğu dönemi kabaca 6-12 yaş arasını kapsayan dönemdir. Bu dönemde besinlerle alınan enerji miktarı kadar protein alımı miktarı da önemlidir. Okul çağı çocukları için çalışmalar neticesinde beslenmenin beş ana grupta sınıflandırılması yapılmıştır. Bu sınıflandırma besin piramidi veya beslenme tabağı şeklinde ifade edilmektedir.

Bu gruplar; ekmek, tahıl, pirinç, makarna gurubu, meyve, sebze grubu, et, tavuk, balık grubu, yumurta, peynir, süt, yoğurt grubu ve şeker grubu şeklindedir. Piramidin her grubunu kapsayacak şekilde yeterli ve dengeli bir şekilde beslenme önemlidir. Bu içerikler yaşa ve ihtiyaca göre farklılık gösterir. Bu sebeple ailelerin beslenme konusunda sağlık profesyonellerinden destek almaları faydalı olacaktır.

Yapılan çalışmalar ülkemizde çocuk yaş grubunda en çok atlanan ve ihmal edilen öğünün kahvaltı olduğunu göstermektedir. Bunun yanında yapılan başkaca çalışmalara baktığımız zaman kahvaltı yapan çocukların ders başarılarının daha yüksek olduğu, daha az yorgunluk hissi yaşadıkları, daha yüksek bir özgüvene sahip oldukları, obezite sıklığının daha düşük olduğu gösterilmiştir. Sayabildiğimiz bu sebepler ve sayamadığımız daha birçok sebeple çocuklarda kahvaltı atlanmaması gereken önemli bir öğün olarak karşımızda durmaktadır.

Okul çağı çocukları günün önemli bir bölümünü tatil dönemleri dışında okulda geçirmektedir. Okulda geçirilen zaman boyunca ebeveyn kontrolünden uzakta kalan çocuklar sağlıklı beslenme şartlarını taşımayan gıdalarla karınlarını doyurabilmekte veya yapmaları gereken öğünü atlayabilmektedirler. Ayrıca almaları gereken yeterli çeşitlilikte ve kalori miktarında besini tüketmekten uzak kalabilmektedirler. Ebeveynlerin bir kısmı bu zaman diliminde çocuklarının yeterli ve dengeli beslenebilmesi için yemekhanesi olan okulları tercih edebilmekte, evden okula yemek götürmesini sağlamakta veya ulaşım ve zaman problemi olmayan lokasyonlarda evi bulunuyorsa evde yemeğini yemesini sağlayabilmektedir. Bunun yanında hatırı sayılır miktarda okul çocuğu da okul kantinlerinde tost, ayran, çikolata vs gibi ürünlerle veya yakın marketlerden temin ettikleri ambalajlı ürünlerle öğünlerini sağlıksız bir şekilde geçirebilmektedir. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul kantinlerinde bazı ürünlerin satışı engellenmiş olsa da ailelerin çocuklarının okulda geçirdikleri süre boyunca beslenmelerini takip edip yönetmeleri önemlidir." dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Karadoğan, ergenlik döneminde beslenmeye ilişkinde şöyle konuştu:

"Ergenlik dönemi farklı sınıflandırmalar yapılsa da Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10-19 yaşlar arasını kapsayan bir dönem olarak kabul edilir. Bu dönem çocuğun hayatında büyük değişimleri ve gelişimleri yaşadığı önemli dönemlerden biri olarak kabul edilir. Fiziksel, ruhsal, sosyal gelişimlerin yaşanmasının yanında hayatı boyunca sürecek bazı alışkanlıkları da çocuk bu dönemde edinir. Bu alışkanlıklardan önemli birisi de beslenme alışkanlıklarıdır. Sonucu malnütrisyonla nihayetlenecek hatalı beslenme alışkanlıkları da yine bu dönemde edinilebilmektedir. Arkadaş ortamlarında edinilen veya ergenler arasında izlenen bazı dizi/filmlerdeki özenilen hatalı beslenme tarzları da en çok yine ergenlik döneminde görülebilmektedir. Ayrıca bu yaş grubunda en çok görülen hatalı beslenme alışkanlıklarından birisi de biz hekimlerin çok önem verdiği kahvaltının atlanmasıdır. Farklı çocukluk gruplarında sağlıklı beslenmenin içeriği, miktarı, çeşitliliği farklılık göstermektedir. Yaş, cinsiyet ve ihtiyaca göre çocuklara bir beslenme düzeni ve alışkanlığı kazandırmak önemlidir. Bunun yanında zararlı gıdalardan, abur cubur olarak nitelendirilen gıdaların fazlaca tüketilmesinden de çocuklar sakındırılmalıdır. Aileler çocuklarının beslenmesi ve sağlıklı gelişimi konusunda bir şüphede ise muhakkak bir sağlık profesyonelinden destek almalıdır."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ailelere-beslenme-onerileri-3110.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ailelere-beslenme-onerileri-3110.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ailelere-beslenme-onerileri-3110-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-ailelere-beslenme-onerileri-3110.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-ailelere-beslenme-onerileri/149/</link>
			<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 14:38:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Atatürk Devlet Hastanesi "anne dostu hastane" unvanı aldı]]></title>
			<description><![CDATA[Düzce Atatürk Devlet Hastanesi "anne dostu hastane" unvanını almaya hak kazandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Düzce Atatürk Devlet Hastanesi "anne dostu hastane" unvanını almaya hak kazandı.

Sağlık Bakanlığınca, anne ve bebek ölümlerini azaltmak, normal doğumu özendirmek, sezaryen oranlarını düşürmek ve sağlıklı nesiller yetiştirmek amacıyla 2016 yılında anne ve bebek sağlığına yönelik çalışmalar başlatılmıştı. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi de bu alanda yürüttüğü çalışmalar çerçevesinde geçtiğimiz nisan ayında "anne dostu hastane" unvanı alabilmek için Sağlık Bakanlığına başvuru yaptı. Sağlık Bakanlığınca görevlendirilen Ulusal Anne Dostu Hastane Değerlendirme Ekibi tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sonunda da hastane bu unvanı almaya hak kazandı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/ataturk-devlet-hastanesi-anne-dostu-hastane-unvani-aldi-9411.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/ataturk-devlet-hastanesi-anne-dostu-hastane-unvani-aldi-9411.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/ataturk-devlet-hastanesi-anne-dostu-hastane-unvani-aldi-9411-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/ataturk-devlet-hastanesi-anne-dostu-hastane-unvani-aldi-9411.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/ataturk-devlet-hastanesi-anne-dostu-hastane-unvani-aldi/148/</link>
			<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 13:38:01 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>