<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIK</title>
         <link>https://www.medihayat.com/saglik/</link>
         <description>En güncel {sağlık} Haberleri.Son dakika {sağlık} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {sağlık} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Kışın bu gıdaları yiyin rahat uyuyun]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, kış aylarında uyku düzenini desteklemek için melatonin içeriği yüksek besinlere yönelmenin önemini vurguladı. Vişne, ceviz, yulaf, tam tahıllar, domates, brokoli, muz, ananas ve yumurtanın doğal melatonin desteği sağlayarak daha sakin bir uykuya yardımcı olduğunu söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, kışın melatonin içeren gıdaların uykuya yardımcı olacağını söyleyerek, "Bunlara örnek verecek olursak vişne veya vişne suyu. Bunlar melatonin en yüksek olan meyvelerden birisidir. Bir diğeri ceviz melatonin içeriği bilinen nadir kuruyemişlerden birisidir. Yine yulaf, pirinç, mısır, arpa gibi tam tahıllar. Domates, brokoli gibi salatalık gibi sebzeler, muz, ananas gibi tropikal meyveler ve son olarak da yumurta. Bu besinler melatonin seviyesinin destekleyerek sakin bir uykuya hazırlık sağlamış olur" dedi.

Uykusuzluğun dünya çapında yaygın bir problem olduğuna dikkat çeken Özger, "Uykusuzluk genel nüfusumuzun problemlerinden biri aslında. Yaklaşık üçte birini etkiliyor dünya çapında ciddi bir sağlık problemi tehdidi altında bulunuyor. Melatoninin uyku verimini artırdığı biliniyor ve bununla birlikte de melatonin içeren gıdaların aynı şekilde uykuya yardımcı olacağı da yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuştur" ifadelerini kullandı.

Melatoninin bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerindeki etkilerine değinen Burcu Akbeyaz Özger, "Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Yine vücudu antioksidan etkilere karşı destekliyor, jet lag etkisini azaltıyor, endokrin sisteme karşı etkili. Leptin ve insülin duyarlılığını düzenlemeye katkı sağlıyor, stres ve kortizon hormonlarının dengesine katkı sağlar ve son olarak da kanser araştırmalarında da bir yeri bulunuyor melatonin hormonunun" dedi.

"En fazla melatonin içeriğine sahip gıdalar hayvansal gıdalar, bitkiler ve mantarlar"

Özger, melatoninin ana kaynağının insan vücudu olduğunu fakat besinlerle de desteklenebileceğini belirterek, "Bunlara örnek verecek olursak vişne veya vişne suyu. Bunlar melatonin en yüksek olan meyvelerden birisidir. Bir diğeri ceviz melatonin içeriği bilinen nadir kuruyemişlerden birisidir. Yine yulaf, pirinç, mısır, arpa gibi tam tahıllar. Domates, brokoli gibi salatalık gibi sebzeler, muz, ananas gibi tropikal meyveler ve son olarak da yumurta. Bu besinler melatonin seviyesinin destekleyerek sakin bir uykuya hazırlık sağlamış olur" ifadelerine yer verdi.

Burcu Akbeyaz Özger, melatonin üretimini dolaylı artıran triptofan kaynaklarına da değinerek, "Melatonin sentezi triptofandan başladığı için aslında bu besinler dolaylı olarak melatonin üretimini destekliyor. En önemlileri arasında süt ve süt ürünleri, hindi eti, balık, kabak çekirdeği, tahin, susam, fındık ve badem bulunuyor. Triptofanın aslında serotonin ve melatonin döngüsünü güçlendirerek uyku düzenine olumlu katkı sağladığı bilinmektedir" diye konuştu.

Çalışmalarda besinlerdeki melatonin miktarlarının incelendiğini belirten Özger, "Hayvansal gıdalara detaylı olarak inceleme yapıldığında kırmızı et, balık ve yumurta birlikte bakıldığında balık ve yumurtanın melatonin içeriğinin kırmızı ete göre daha yüksek olduğu bulunmuştur" ifadelerini kullandı.

"Akşam sağılan sütle sabahki sağılan sütün içerisindeki melatonin miktarı aynı değil"

Anne sütü ile ilgili araştırmaları da paylaşan Özger, "Yapılan diğer çalışmalarda anne sütünün içerisinde de yine melatonin hormonu ile karşılaşılmıştır. Biz özellikle emziren annelere şunu söylüyoruz; emzirirken sağdığımız sütlerin mutlaka üzerine tarihlerini yazalım. Bununla birlikte hangi saatte sağdığımızı da mutlaka yazalım. Çünkü biliyoruz ki akşam sağılan sütle sabahki sağılan sütün içerisindeki melatonin miktarı aynı değil. Sabah ve akşam yaklaşık 10 kat melatonin seviyesi olarak değişkenlik gösteriyor" dedi.

Özger, yanlış zamanlı sütün bebekte huzursuzluk oluşturabileceğini belirterek, "Bu nedenle bebeklere melatonin içeriği yüksek olan sütü sabah verdiğimizde bebekler günü daha uyku halinde geçirirken tam tersi sabah sağdığımız sütü de akşam bebeklere verdiğimizde bir uykusuzluk veya huzursuzluk seyredebilir. O yüzden de mutlaka sütlerimizin üzerine tarihleriyle beraber yazalım" ifadelerini kullandı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun-20251210AW59-8087.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun-20251210AW59-8087.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun-20251210AW59-thumb.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun-20251210AW59-8087.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kisin-bu-gidalari-yiyin-rahat-uyuyun/517/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:33:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Gıda zehirlenmelerine dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Gaziantep Özel Anka Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nagihan Demir, Türkiye'de son haftalarda gıda zehirlenmesi vakalarının belirgin şekilde arttığını söyleyerek hem tüketicilere hem işletmelere önemli uyarılarda bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Özel Anka Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Nagihan Demir, Türkiye'de son haftalarda gıda zehirlenmesi vakalarının belirgin şekilde arttığını söyleyerek hem tüketicilere hem işletmelere önemli uyarılarda bulundu.

Dr. Demir, gıda kontaminasyonunun "çiftlikten sofraya" uzanan tüm aşamalarda oluşabileceğini hatırlatarak, "Üretim, işleme, dağıtım ve hazırlama süreçlerinin herhangi bir noktasında gıdalar kirlenebilir. Tekil vakalar genellikle fark edilmez, ancak aynı yemeği yiyen birkaç kişide benzer şikayetler başladığında salgınlardan haberdar oluruz" dedi.

Pandemi döneminde yoğun hijyen tedbirleri nedeniyle gıda zehirlenmelerinin azaldığını belirten Dr. Demir, "Önlemlerin gevşemesi, toplu beslenme merkezlerinin yeniden yoğunlaşması ve deniz ürünlerinin sık tüketilmesiyle birlikte klasik bakteri ve virüs enfeksiyonlarının yanı sıra deniz ürünleri kaynaklı zehirlenmelerde de artış yaşanmaya başladı. Zehirlenmelerde en sık karşılaşılan etkenleri şöyle sıraladı: Norovirüs, Hepatit A/E, Salmonella, ListeriaStaphylococcus aureus toksinleri (ani bulantı-kusma) Botulinum toksini (özellikle konserve gıdalarda; felç ve ölüm riski), mantar zehirlenmeleri, Pestisit (tarım ilacı) kalıntıları ve ağır metaller" dedi.

Botulizm riskine özellikle dikkat çeken Demir, "Şişmiş konserveler kesinlikle tüketilmemelidir. Botulinum toksini çok küçük dozlarda bile ölümcül olabilir. Gıda zehirlenmeleri hafiften hayatı tehdit eden tablolara kadar geniş bir yelpazede görülebilir. Belirtiler, bulantı, kusma, sulu veya kanlı ishal, karın ağrısı, ateş şeklinde başlar, bazı durumlarda nörolojik etmenler, kas güçsüzlüğü ve bilinç değişikliklerinin de görülebilir. Özellikle çocuklar, gebeler, yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış bireyler daha ağır seyredebilecek vakalar açısından yüksek risk altındadır" dedi.

Dr. Demir, gıda zehirlenmesinden şüphelenildiğinde en önemli noktanın iyi bir öykü olduğunu belirterek, "Şikayetler aynı yemeği yiyen iki veya daha fazla kişide ortaya çıkıyorsa mutlaka salgın ihtimali değerlendirilmelidir. Hastanelerde gıda örneği alınmaz, tanı, hastadan alınan dışkı, kan veya kusmuk örnekleriyle konur. Gıda numunesi alma yetkisi yalnızca İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine aittir" ifadelerini kullandı.

Tedavide en kritik nokta: Sıvı ve elektrolit dengesi

Gıda zehirlenmelerinin büyük kısmında destek tedavisinin yeterli olduğunu belirten Dr. Demir, özellikle kusma ve ishalde sıvı kaybının hızla yerine konması gerektiğini söyledi.

Dr. Demir, "Ağır vakalarda damar içi sıvı ve antibiyotik tedavisi gerekebilir. Mantar, ağır metal ve pestisit zehirlenmelerinde ise etken maddeye yönelik antidot uygulanır" şeklinde konuştu.

Dr. Demir, zehirlenmeleri önlemek için uygulanması gereken kuralları söyleyerek, "Çiğ ve pişmiş gıdalar ayrı tutulmalı. Çiğ et, tavuk ve balıkla temas eden yüzeyler hemen temizlenmeli. Mutfak bezleri ve süngerler sık değiştirilmeli. Pastörize edilmemiş süt ve çatlak yumurtalardan kaçınılmalı Sebze ve meyveler iyi yıkanmalı. Pişmiş gıdalar tekrar ısıtılırken en az 74C'ye ulaşmalı. Şişmiş konserve ve paketler kesinlikle tüketilmemeli, son kullanma tarihleri mutlaka kontrol edilmeli" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gida-zehirlenmelerine-dikkat-8188.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gida-zehirlenmelerine-dikkat-8188.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gida-zehirlenmelerine-dikkat-8188-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gida-zehirlenmelerine-dikkat-8188.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/gida-zehirlenmelerine-dikkat/516/</link>
			<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 18:33:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sosyal medya bağımlılığı beyni çürütüyor]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital çağın hızla ilerlemesiyle dijital uyaranlara maruz kalanların beyinlerinde değişimler yaşandığını söyleyerek, beyinde daralma, tembelleşme ve beynin çürümeye benzer işlevsiz bir noktaya dönüşmesi ile karşı karşıya kalınabileceğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital çağın hızla ilerlemesiyle dijital uyaranlara maruz kalanların beyinlerinde değişimler yaşandığını söyleyerek, beyinde daralma, tembelleşme ve beynin çürümeye benzer işlevsiz bir noktaya dönüşmesi ile karşı karşıya kalınabileceğini söyledi.

Dijitalizm çağının hızla ilerlemesiyle birlikte teknolojinin insan beyni üzerindeki etkileri daha çok tartışılmaya başlandı. Yapılan MR, bilgisayarlı tomografi ve EFMR ölçümleri, dijital uyaranlara maruz kalan beyinlerde belirli bölgelerde değişimler yaşandığını ortaya koyuyor. Bilimsel bulgulara göre dijital uyaran yoğunluğu beynin gerçek hayat uyumunu zayıflatırken, işlem hacminde daralma ve fikri tembelliğe yol açabiliyor. Dijital ortamların sunduğu hızlı beğeni ve onay mekanizmaları, beynin zamanlama ve karar mekanizmalarında sapmalara neden olabiliyor. Ayrıca gri madde miktarındaki azalma, duygusal kontrol merkezlerinden biri olan amigdalanın işlevlerinin zayıflamasına yol açarak öfke patlamaları ve agresif tutumları artırabiliyor. Dikkat eksikliği, odaklanma problemi ve kişiler arası iletişimde zayıflama, artık günlük hayatta daha görünür şekilde hissediliyor. Dijital bağımlılığın fiziksel etkileri trafikte, sosyal ilişkilerde ve iletişimde somut şekilde kendini gösterebiliyor.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital çağın beyin üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Beynimiz dijital uyaranlara maruz kaldıkça gerçek hayatla kurduğu doğal uyum zayıflıyor. Bu da işlem hacminde daralma ve tembelleşmeye yol açıyor. Buna bağlı olarak beynin çürümesine benzer işlevsiz olma durumu ile karşı karşıyayız. Özellikle beyninde bu tür tembelleşme ve dışarı ile uyumlu çalışma becerisinde zayıflama olmaktadır" dedi.

"Beynin işlevsiz olması ile karşı karşıyayız"

MR ve bilgisayarlı tomografi sistemleriyle beyinde davranışsal değişim yönünde bulgulara rastlanıldığını söyleyen Prof. Dr. Dilci, "Dijitalizm çağı içerisindeyiz ve bilinen yönleri var, bilinmeyen yönleri var. Dolayısıyla hayatımıza hızlı girişiyle beraber nerelerde ne derece etkileri olmakta henüz kestirilememekte. Bununla beraber MR ve bilgisayarlı tomografi sistemleriyle birlikte EFMR dediğimiz sistemlerle yapılan ölçümlerde birtakım değişimlere maruz kalan beynimizin sonuç olarak da bir davranışsal değişim döngüsü yaşadığı yönünde bulgulara rastlanmıştır. Buna bağlı olarak beynin çürümesi durumu ile karşı karşıyayız. Özellikle beyninde bu tür tembelleşme ve dışarı ile uyumlu çalışma becerisinde zayıflama olmaktadır. Çünkü beynin aktivasyonu, gerçek hayata uyumu ve gerçek hayat üzerinden düşüncesi ile ilgili bir durumdur. Bu noktada stabil ya da kendi kolaycılığa kaçan beyinde ciddi anlamda bir yavaşlama ve işlem hacminde giderek daralma görülmektedir. Bunlardan özellikle ödül sistemindeki bozukluğa bağlı olarak beynin dopamin dengesinde bir bozukluk, bu bozukluğa bağlı olarak da stres ve kaygı düzeyinde bir artış olmakta. Özellikle beynin sürekli beğeni butonu veya onaylanma ihtiyacı peşinde koşması ve bunun zamanının doğru tayin edilememesinden kaynaklıdır" dedi.

"Sistemin bozulmasına sebebiyet veriyor"

Dijital bağımlılığın duygusal kontrol becerilerini kontrol eden ve yönlendiren sistemin bozulmasına neden olduğunu belirten Dilci, "Yine prefrontal kortex dediğimiz beynin daha çok efektif bir şekilde düşünme becerilerine yönlendirildiği yerlerde erteleme, buna bağlı olarak stres düzeyinde artış, sosyal becerilerde zayıflama ve dürtü bozukluğu ile beraber dikkat dağınıklığı gibi davranışsal bozulmalara doğru bir evrilme olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan gri madde hacminde azalma ile beyinde bir nevi amigdala dediğimiz duygusal kontrol becerilerini kontrol eden ve yönlendiren sistemin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Yani nerede nasıl tepki vereceğimizi kestiremeden anlık öfke patlamalarına kadar beyin üzerinde agresif tutumlar sergilemesine etki edecek nöro-kimyasal değişiklikler olabilmektedir. Dikkat dağınıklığına bağlı olarak narşiszme evrilen kişilik ve üstünlük kompleksi ile yani sürekli ekrana hükmetme duygusu, diğer taraftan bedenimizin veya beynimizin düşünce aktivasyonlarındaki zayıflıktan kaynaklı öfkelenme, sabırsızlık ve buna bağlı karşı tarafa şiddet söylem ve eylemleri şeklinde kendini gösteren bir durumla karşı karşıyayız" diye konuştu.

"Fiziki olarak kendini göstermektedir"

Dilci, bağımlılığın somut bir şekilde dürtü bozukluğuna dönüştüğünü ifade ederek, "Empati ve sosyal kaygı düzeyimizde olumsuz etkiler yapmaktadır. Empati becerisi duyarsızlaşma şeklinde, kişinin birden fazla olaylara maruz kalması ve bilgiyi kaçırma duygusu ile beraber sürekli bir şeyleri takip etmesi ve şiddet kültürü kayması dediğimiz olay kişide sürekli bir saldırganlık dürtüsüne erişmesine neden olmaktadır. Bağımlılık tütün, alkol bağımlılığı gibi beynimizde amigdala dediğimiz ve dopamin dengesinin bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuçtur. Dolayısıyla biz bunu psikolojik bir rahatsızlık olarak veriyoruz. Dünya Sağlık Örgütü de DSM-5'i bağımlılık kapsamında değerlendirmektedir. Bunun fiziksel yönden kendini göstermesi artık trafikte, ikili ilişkilerimizde somut bir şekilde dürtü bozukluğuna evrildi ve sürekli dışarıda uyaran arama ihtiyacından kaynaklı odaklanma problemi, dikkat eksikliği ve kişiler arası iletişimde sürdürülebilir ve tatmin edici bir paylaşım yaşayamama şeklinde kendini somut ve fiziki olarak göstermektedir" şeklinde konuştu.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/sosyal-medya-bagimliligi-beyni-curutuyor-5959.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/sosyal-medya-bagimliligi-beyni-curutuyor-5959.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/sosyal-medya-bagimliligi-beyni-curutuyor-5959-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/sosyal-medya-bagimliligi-beyni-curutuyor-5959.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sosyal-medya-bagimliligi-beyni-curutuyor/515/</link>
			<pubDate>Thu, 04 Dec 2025 16:33:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İzmir İl Sağlık Müdürlüğünden 'hard disk hırsızlığı' açıklaması]]></title>
			<description><![CDATA[İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hard disklerin izinsiz taşındığı iddiaları üzerine yürütülen soruşturmada bir personelin 'güveni kötüye kullanma' fiilini işlediğini tespit etti. Personelin iş akdi feshedilirken, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu yapıldığı bildirildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hard disklerin izinsiz taşındığı iddiaları üzerine yürütülen soruşturmada bir personelin 'güveni kötüye kullanma' fiilini işlediğini tespit etti. Personelin iş akdi feshedilirken, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu yapıldığı bildirildi.

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, bazı basın yayın organlarında yer alan 'hard disk hırsızlığı' iddiaları üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, bilgi işlem biriminde görevli U.U. isimli personel hakkında 19 Ocak 2024 tarihinde, 2 koli hard diski izinsiz olarak aracına koyduğu gerekçesiyle tutanak tutulduğu belirtildi.

Müdürlük tarafından başlatılan inceleme ve soruşturma kapsamında, personelin 'güveni kötüye kullanma' fiilini işlediğinin tespit edildiği kaydedildi. Olayın güvenlik görevlileri tarafından fark edilmesi sayesinde kurumun herhangi bir zarara uğramadığının da altı çizildi.

Disiplin süreci kapsamında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-e maddesi gereğince ilgili personelin iş akdinin feshedildiği bildirildi. Ayrıca eylemin adli suç oluşturabileceği değerlendirilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi.

Açıklamada, adli sürecin devam ettiği ve konunun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yakından takip edildiği vurgulandı.


İHA



 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/izmir-il-saglik-mudurlugunden-hard-disk-hirsizligi-aciklamasi-5018.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/izmir-il-saglik-mudurlugunden-hard-disk-hirsizligi-aciklamasi-5018.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/izmir-il-saglik-mudurlugunden-hard-disk-hirsizligi-aciklamasi-5018-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/izmir-il-saglik-mudurlugunden-hard-disk-hirsizligi-aciklamasi-5018.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/izmir-il-saglik-mudurlugunden-hard-disk-hirsizligi-aciklamasi/513/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 19:10:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA['Gelecek 10 yılda 7,7 milyon kişi HIV'den ölebilir']]></title>
			<description><![CDATA[Enfeksiyon ve Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, dünyada gelecek 10 yıl içerisinde 7,7 milyon kişinin HIV enfeksiyonundan öleceğinin tahmin edildiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Enfeksiyon ve Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, dünyada gelecek 10 yıl içerisinde 7,7 milyon kişinin HIV enfeksiyonundan öleceğinin tahmin edildiğini söyledi.

İnsan bağışıklık yetmezliği virüsünün (HIV) dünyada ciddi sağlık problemi olmaya devam ettiğini açıklayan Prof. Dr. Mustafa Sünbül, dünyada 2020 yılı itibarıyla 1,8 milyonu çocuk olmak üzere 38 milyon HIV hastasının olduğu tahmin edildiğini, bu hastaların yaklaşık 5'te birinin maalesef hasta olduğunu bilmediğini kaydetti.

Dünyanın hemen her ülkesinde HIV'in görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Sünbül, "Hastalığın ilk tespit edildiği günden bu güne kadar 75,7 milyon kişi hastalığa yakalanmış ve bunlardan 32,7 milyonu ölmüştür. Geçtiğimiz yıl 690 bin kişi HIV enfeksiyonundan hayatını kaybetmiştir. Diğer yandan yine aynı yıl 1,5 milyon kişi hastalığa yakalanmıştır. Dünyada her gün 4 bin 500 kişiye hastalık bulaşmaktadır ve bunların da yüzde 59'u sahra altı Afrika'da yaşamaktadır. Gelecek 10 yıl içerisinde 7,7 milyon kişinin HIV enfeksiyonundan öleceği tahmin edilmektedir. HIV hastalığı bağışıklık sistemini etkileyerek bulaştığı kişiyi enfeksiyonlara ve kanserlere karşı savunmasız hale getirir. Virüs bağışıklık sisteminin hücrelerini bozup harap ettiği için hastaların bağışıklık sistemi çöker. Hastalık yıllar içerisinde ilerleyerek AIDS aşamasına geçer. Hastaların HIV aşamasından AIDS kliniğine gelmesi yaklaşık 2-15 yıl sürmektedir. AIDS dönemi bazı kanserlerin ve 'fırsatçı' diye tanımlanan diğer enfeksiyonların tabloya eklendiği ileri aşamadır" dedi.

"Grip benzeri bulgular görülebilir"

HIV semptomlarının enfeksiyonun aşamasına göre değiştiğini ifade eden Liv Hospital Samsun Enfeksiyon ve Mikrobiyoloji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sünbül, "Hastalık mikrobu kişiye bulaştıktan birkaç hafta sonra ya hiçbir belirti olmaz veya ateş, baş ağrısı, ciltte döküntü ve boğaz ağrısı gibi grip benzeri bulgular ortaya çıkar. Daha sonra enfeksiyon ilerler ve bağışıklık sistemi gittikçe zayıflar. Lenf bezlerinde şişme, kilo kaybı, ateş, ishal ve öksürük başlar. Tedavi edilmeyen hastalarda ise verem, menenjit, ciddi diğer enfeksiyonlar ve kanserler ortaya çıkar" diye konuştu.

"Gebelikte anneden bebeğe de geçebiliyor"

Bulaşma yolları ve risk gruplarından da bahseden Prof. Dr. Sünbül, "HIV hasta kişinin kan, süt, semen gibi vücut sıvıları ile bulaşır. Gebelikte anneden bebeğe geçer. Hasta kişi cinsel partnerine bulaştırır. Korunmasız ilişkide bulunanlar, damar içi uyuşturucu kullananlar, hastalık virüsünü taşıyan kişinin kan veya organının verildiği kişiler, steril olmayan aletlerle vücuduna dövme gibi uygulamalar yaptıranlar risk altındadır. Sifiliz, bel soğukluğu gibi cinsel yolla bulaşan hastalığı olanlarda risk artmaktadır. Ayrıca kaza ile hasta kişiye kullanılan iğnenin batması sonucu sağlık çalışanlarına da hastalık bulaşabilmektedir" şeklinde konuştu.

"Aynı gün sonucu çıkan testle tanı konabilir"

Prof. Dr. Mustafa Sünbül, hastalığın tanı ve tedavisi hakkında ise şunları söyledi:

"Günümüzde HIV tanısı aynı gün sonuçlanan testlerle konulabilmektedir. Bu ise erken tanı ve tedaviyi kolaylaştırmaktadır. Hastalık mikrobu alındıktan sonraki ilk 28 gün içerisinde antikor pozitif olur. Tanı testleri vücutta gelişen antikoru tespit eder. İlk basamak testi pozitif çıkan hastanın doğrulama testi yapılmalıdır. Ayrıca HIV'in genetiğini (HIV-RNA) tespit eden ve daha erken hastalık tanısını koymaya yarayan pahalı testler de vardır. Ancak bu test daha çok tedavinin takibinde kullanılmaktadır. HIV hastalığında erken tanı ve erken tedavi çok önemlidir. Günümüzde hastalık değişik tedavi rejimleri ile tedavi edilebilmektedir. Bu tedaviler virüsün çoğalmasını engellemekte, böylece hastanın bağışıklık sisteminin düzelmesine ve güçlenmesine yardım etmektedir. Sonuçta virüsün bulaştığı kişinin (konak) bağışıklık sistemi fırsatçı enfeksiyonlar ve kanserle mücadele kapasitesini yeniden kazanmaktadır. Yapılan çok sayıda çalışmaya rağmen hastalık için henüz etkili bir aşı geliştirilememiştir."

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gelecek-10-yilda-7-7-milyon-kisi-hivden-olebilir-5390.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gelecek-10-yilda-7-7-milyon-kisi-hivden-olebilir-5390.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gelecek-10-yilda-7-7-milyon-kisi-hivden-olebilir-5390-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/gelecek-10-yilda-7-7-milyon-kisi-hivden-olebilir-5390.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/gelecek-10-yilda-7-7-milyon-kisi-hivden-olebilir/512/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 18:05:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. Demir, "Demansın birçok türü, kesin olarak tedavi edilemiyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Demansın birçok türünün kesin olarak tedavi edilemediğini ancak ilaçlar ve çevresel düzenlemelerle semptomların kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "Risk azaltmada sigarayı bırakmak, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal ve bilişsel aktiviteler ile tansiyon, diyabet ve kolesterol kontrolü önemlidir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Demansın birçok türünün kesin olarak tedavi edilemediğini ancak ilaçlar ve çevresel düzenlemelerle semptomların kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "Risk azaltmada sigarayı bırakmak, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal ve bilişsel aktiviteler ile tansiyon, diyabet ve kolesterol kontrolü önemlidir" dedi.

Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, demans ve Alzheimer hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Demir, "Demans, hafıza, iletişim, problem çözme ve davranışları etkileyen bir bilişsel gerileme tablosudur. En sık görülen türü, Alzheimer hastalığıdır. Demans, erken dönemlerde unutkanlık ve yön bulma güçlüğü ile başlıyor. Orta evrelerde iletişim bozuklukları ve kişisel bakım sorunları öne çıkıyor. İleri evrede ise tanıdıkları tanıyamama, yürüme ve yutma güçlükleri yaşanıyor. Tanıda mini mental test, biyokimyasal incelemeler ve nöro görüntüleme yöntemleri kullanılıyor. Demansın birçok türü, kesin olarak tedavi edilemiyor ancak ilaçlar ve çevresel düzenlemelerle semptomlar, kontrol altına alınabiliyor. Risk azaltmada sigarayı bırakmak, düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal ve bilişsel aktiviteler ile tansiyon, diyabet ve kolesterol kontrolü önemlidir. Beslenmede vitamin-mineral açısından zengin ve düşük tuz-şeker içeren bir diyet faydalıdır. Demans şüphesi olan bireylerin düzenli olarak nöroloji ve psikiyatri uzmanları tarafından takip edilmesi gerekiyor" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/prof-dr-demir-demansin-bircok-turu-kesin-olarak-tedavi-edilemiyor-2955.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/prof-dr-demir-demansin-bircok-turu-kesin-olarak-tedavi-edilemiyor-2955.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/prof-dr-demir-demansin-bircok-turu-kesin-olarak-tedavi-edilemiyor-2955-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/prof-dr-demir-demansin-bircok-turu-kesin-olarak-tedavi-edilemiyor-2955.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/prof-dr-demir-demansin-bircok-turu-kesin-olarak-tedavi-edilemiyor/511/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 17:03:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ağız İçindeki Şüpheli Yaralar İhmal Edilmemeli ]]></title>
			<description><![CDATA[Ağız içindeki her lezyon masum olmayabilir. Özellikle kanser şüphesi uyandıran durumlarda biyopsi, hem erken tanı hem de doğru tedavi için kritik bir adımdır. Diş Hekimi İlker Arslan, biyopsinin sadece kanser tanısı için değil, enfeksiyonel ve inflamatuar hastalıkların tespitinde de önemli bir rol oynadığını vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ağız içinde iyileşmeyen yaralar, lekeler veya şişlikler düşündüğünüzden daha ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir. Özellikle iki haftadan uzun süren ve tedaviye yanıt vermeyen lezyonlarda biyopsi yapılması büyük önem taşıyor.

Dr. Dt. İlker Arslan, biyopsinin erken tanıda hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayarak, “Ağız içindeki bazı lezyonlar hızla büyüyebilir, kolayca kanayabilir ya da kırmızı-beyaz lekeler halinde görülebilir. Bu belirtileri asla göz ardı etmemek gerekir. Erken yapılan biyopsi sayesinde kanser gibi ciddi hastalıklar daha başlangıç aşamasında tespit edilebilir ve tedaviye hemen başlanabilir.” dedi.

Biyopsi, yalnızca kanser şüphesinde değil; enfeksiyon ve iltihap gibi durumların teşhisinde de kullanılıyor. Ayrıca tedavi sürecinde hastalığın seyrini ve tedavinin etkisini takip etmek için de uygulanabiliyor. 

Güvenli Biyopsi Uygulamaları

Biyopsi işlemleri, modern görüntüleme teknolojileri ve alanında uzman ekip tarafından titizlikle yürütülür. Yalnızca şüpheli veya hastalıklı dokuların doğru şekilde belirlenmesine değil, bu dokuların erken dönemde tespit edilmesiyle birlikte hastaların uzun vadeli ağız ve genel sağlıklarının korunması sağlanır.



Dr. Dt. İlker Arslan: Dr. Dt. İlker Arslan 2001 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra, 2006 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Ana Bilim Dalı’nda “Post Sistemlerinin Farklı Üst Yapı Restorasyonları ile Birlikte Değerlendirilmesi” adlı doktora tezi ile tıp doktoru unvanı aldı.

Diş Hekimi İlker Arslan, İsviçre, Almanya ve Amerika’da implant ve estetik diş hekimliği üzerine eğitim ve bilimsel çalışmalara katıldı. Dr. Dt. İlker Arslan, mesleğinin ilk yıllarını Ankara ve Kırşehir’de açtığı muayenehanelerde geçirdikten sonra, 2010 yılında İstanbul’un en prestijli bölgelerinden biri olan Bağdat Caddesi’nde Dentsuadiye Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni kurdu ve bu tarihten itibaren mesleki çalışmalarını Dentsuadiye’de devam ettirmektedir. Aynı zamanda mesleki gelişimini ve bilimsel katkılarını sürdüren Dr. Arslan, Türk Prostodonti ve İmplantoloji Derneği (TPID), International Team for Implantology (ITI) ve Estetik Diş Hekimliği Akademisi Derneği (EDAD) üyedir.

Dentsuadiye Hakkında: Dentsuadiye 2010 yılında Dr. İlker Arslan tarafından İstanbul Bağdat Caddesi’nde açıldı. Dr. İlker Arslan liderliğindeki uzman ve deneyimli diş hekimi ve sağlık personeli kadrosu ve ileri teknoloji alt yapısı ile hastalarına güvenilir, konforlu ve yüksek kalitede butik hizmet sunmayı misyon edinmiş olan Dentsuadiye, koruyucu diş hekimliği uygulamalarından estetik diş hekimliği uygulamalarına kadar uzanan ağız ve diş sağlığının tüm branşlarında hizmet vermektedir. 2019 yılında T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilen Dentsuadiye, 2025 Ocak ayı itibari ile Bağdat Caddesi lokasyonunda yeni inşa edilmiş müstakil binasında ferah bir ortamda hem yerel hem de yabancı hastalara misyon ve hedefleri doğrultusunda büyük bir istekle hizmet sunmaya devam ediyor.

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/agiz-icindeki-supheli-yaralar-ihmal-edilmemeli-9853.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/agiz-icindeki-supheli-yaralar-ihmal-edilmemeli-9853.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/agiz-icindeki-supheli-yaralar-ihmal-edilmemeli-9853-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/12/agiz-icindeki-supheli-yaralar-ihmal-edilmemeli-9853.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/agiz-icindeki-supheli-yaralar-ihmal-edilmemeli/510/</link>
			<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 18:29:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanserdeki yeni tedaviler hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kanser alanında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri, hastaların hem yaşam kalitesini hem de tedavideki başarı oranını yükseltiyor. Can Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elvina Almuradova, "Yeni tedavi alternatifleri sayesinde kemoterapiye daha az ihtiyaç duyuluyor, yan etkileri daha az oluyor. Bazı hastalarımız, aynı gün içinde tedavisini alıp işine dönebiliyor" dedi.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Can Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Elvina Almuradova, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, kanser alanında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemlerinin, hastaların hem yaşam kalitesini hem de tedavideki başarı oranını yükselttiğini belirtti. Almuradova, son yıllarda kanser tedavisinde ‘kişiselleştirilmiş tedavi’ yöntemlerinin benimsendiğini belirterek, "Kanser her hastada farklı seyreder. Bu yüzden her hastaya kişiye özgü bir tedavi planı uygulanıyor bu da başarı oranını arttırıyor" şeklinde konuştu. Uzman hekim, son yıllarda kemoterapiye olan ihtiyacın neredeyse yarı yarıya azaldığına dikkati çekerek, "Kemoterapi etkili bir yöntem olmasına mukâbil saç dökülmesi, mide bulantısı, kusma, kabızlık, ishal, ağız yaraları, kan değerlerinin düşmesi gibi yan etkilere neden olabiliyor. Uygun durumlarda akıllı ilaç, immünoterapi, hormon tedavisi gibi alternatif tedaviler kullanarak, yan etkilerin azaltılması sağlanıyor" dedi.

 

 

 

"En iyi tedavi yöntemi diye bir şey yok"

 

Son yıllarda kullanımı daha çok artan akıllı ilaçların, kanser hücrelerinin genetik ve moleküler özelliklerine odaklanarak hedefe yönelik tedavi sağladığına değinen Doç. Dr. Almuradova, yeni nesil tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri verdi:

"Akıllı ilaçlar, tümör hücrelerinin büyümesini engellemeye çalışırken sağlıklı hücrelere zarar vermez. İmmünoterapi ise tümör hücrelerini hedef almak yerine vücudun kendi bağışıklık sistemini kullanarak tümörü yok etmeye çalışır. Özellikle meme ve prostat kanserlerinde kullanılan hormon tedavisi ise tümör hücrelerinin büyümek için ihtiyaç duyduğu hormonları baskılar. ‘Bu tedavilerden biri diğerinden daha iyi’ diye bir şey söz konusu değil, bazen bir arada da kullanılabilir. Tümörün durumuna, hastadaki etkisine göre tedavi uzmanlarca yönetilir."

"Bazı hastalar tedavisini aldığı gün işe gidebiliyor"

İmmünoterapi ve akıllı ilaç gibi yeni nesil tedavi yöntemlerinin hastanın yaşam kalitesini arttırdığını belirten Almuradova, şunları kaydetti:

"Yeni testler tümörün DNA’sına bakıp ona göre dizilim yapıyor, biz de genetik mutasyona göre yönelik bir akıllı ilaç tedavisi uygulayabiliyoruz. Kişiselleştirilmiş, hedefe yönelik tedavinin başarısı buradan geliyor. Dördüncü evre meme kanserinde bile tam yanıt alabilen hastalar oluyor. Önceliğimiz hastaların olabildiğince normal yaşamlarına devam edebilmeleri, yaşamı kaçırmamaları. Yan etkileri ağır olan tedavilerde yaşam kaliteleri düşüyordu. Yeni nesil tedavilerin en güzel yanı da hastaların yan etkileri daha az yaşamaları. Kişiden kişiye değişmekle birlikte çoğu hasta yan etkileri düşük oranda yaşıyor. Bazı hastalarımız tedavisini alıp aynı gün işe ya da günlük hayatına devam ediyor."


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/04/kanserdeki-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor-8510.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/04/kanserdeki-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor-8510.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/04/kanserdeki-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor-8510-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2025/04/kanserdeki-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor-8510.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kanserdeki-yeni-tedaviler-hastalarin-yasam-kalitesini-yukseltiyor/509/</link>
			<pubDate>Wed, 02 Apr 2025 14:52:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Özel hastaneler mevzuatını tamamen yeniliyoruz"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Özel hastaneler mevzuatını tamamen yeniliyoruz. Özel hastanelerde mevzuat açısından bazı değişikliklere ihtiyaç olduğunu görüyoruz" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Özel hastaneler mevzuatını tamamen yeniliyoruz. Özel hastanelerde mevzuat açısından bazı değişikliklere ihtiyaç olduğunu görüyoruz" dedi.

Medya kuruluşlarının sağlık muhabirleriyle Bakanlıkta bir araya gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, planlanan çalışmalar hakkında bilgi vererek, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Toplantı öncesi kişisel e-posta adresini ve telefon numarasını sağlık muhabirleriyle paylaşan Bakan Memişoğlu, toplumun sağlık okuryazarlığı oranının artırılmasında medya mensuplarının üstlendiği görevin çok önemli olduğunu belirterek, "Biz sizleri sağlıkçı olarak kabul ediyoruz. Biz, sağlık muhabirlerini sağlık ordusunun bir neferi olarak görüyoruz ve esasında sağlık okuryazarlığını, sağlığın toplumsal olarak gelişimini, aynı zamanda bu konudaki sağlığın bilgilerini sizler vasıtasıyla bütün toplum öğreniyor. Emeğiniz çok büyük. Hepinize teşekkür ediyorum çünkü sahada olan sizlersiniz. Sizin yaptığınız haberler çok kişiyi etkiliyor. Öyle olunca da hem toplumun sağlığının gelişimini hem de bizim daha da gelişimimizi sağlıyorsunuz. Başta size teşekkür ediyorum. Bizler hepimiz bu millete, topluma hizmet eden insanlarız. Amacımız daha iyi sağlık sistemi kurmak, daha iyi bir ülke oluşturmak. Onun için de elimizden geleni yapıyoruz. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğündeyken de sağlık muhabiri arkadaşlarımızla her zaman iletişime açık olduk. Bu konuda elimizden geldiğince Bakanlıkta da aynı açık ve şeffaf iletişimi kurmak isteriz. Maalesef bazen dezenformasyon oluyor, yanlış algılar oluyor. İyi bir iletişim, iyi bir haberleşme yolu kurmak kesinlikle bizim için değerli. Sizler bizim için değerlisiniz. Biz sizi medyadaki sağlık elçileri olarak görüyoruz. Onun için her konuda her zaman iletişim hâlinde olmayı isteriz" diye konuştu.

"Yaklaşımımız: Önce insan, insanın iyiliği"

Bakan Memişoğlu şunları söyledi:

"Türkiye de dâhil insanlara 'Mutluluğun olmazsa olmazı en çok nedir?' diye sorduklarında ilk parametre sağlık. Biliyorsunuz, yani yüzde 65-70 üzerinde insanlar, olmazsa olmazı sağlık olarak tanımlıyorlar hayatlarında. Onun için biz de bu mutluluk kaynağının sağlık olduğunun bilinciyle hareket etmek zorundayız. İnsan hayatıyla ilişkiliyiz. İnsanın rengine, cinsine, fikrine bakmıyoruz sağlık hizmeti sunarken, herkese eşit ve insan olduğu için hizmet ediyoruz. Yaklaşımımız: Önce insan, insanın iyiliği diyoruz, toplumun iyiliği diyoruz, medeniyetin iyiliği diyoruz ve dünyanın iyiliği diyoruz. Bugün maalesef dünya biraz kötülük medeniyetinin, kötülüğün hâkim olduğu, birbirlerini insanların katlettiği, naklen yayınlarda 45 bin kişinin öldüğü bir dünyada yaşıyoruz. Biz iyilik tarafı olarak bunu düzeltmek için daha çok çalışmamız, birlikte hareket etmemiz, iyi tarafın bir arada hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Onun için sağlıkla ilgili de daha iyisini nasıl yaparız konusunda çalışıyoruz. Hep beraber daha iyisini yapacağız."

"Topluma bunların zararlarını anlatmamız gerekiyor"

Bakan Memişoğlu, önceliğinin koruyucu hekimlik olduğunu ve bunun birinci basamak olduğunu belirtti. İnsanların hasta olmadan, sağlığını kaybetmeden kendisine bakmasının ve bedenine bakmasının, sağlıklı kalmasının yönetimini oluşturmak zorunda olduklarını bildiren Bakan Memişoğlu, "Yani bu konuda sağlığı kaybetmeden Sağlık Bakanlığı olarak çalışmamız lazım. Biz hastalık bakanlığı değiliz diyoruz hep. Biz sağlık bakanlığıysak önce koruyucu hekimliği, koruyucu sağlık kültürünü insanlara öğretmemiz lazım. Burada önemli sağlık çalışanı sizlersiniz. Çünkü toplumun sağlık okuryazarlığını artıracak haberleri yapacak ve onları bilinçlendirecek sizlersiniz. Biz bunları üretirken veya bunları desteklerken sizlerin yardımı olmadan toplumun sağlık okuryazarlığı oranını artırmayı veya sağlıkla ilgili kendilerine bakması gerektiğini öğretemeyiz. Onun için bu sorumluluk sadece bizde değil, sizlerde de var çünkü bugün baktığımız zaman Türkiye'nin en büyük sorunlarının obezite, kilo olduğunu görüyoruz, bağımlılık olduğunu görüyoruz. Bu sadece sigara, madde bağımlılığı değil. Bugün en önemli bağımlılıklardan bir tanesinin dijital bağımlılık olduğunu biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Sigara akciğer kanserinden KOAH'a kadar her türlü hastalığa etki eden bir madde"

Türkiye'de sigara kullanım oranının çok yüksek olduğuna dikkati çeken Bakan Memişoğlu, "Sigara akciğer kanserinden KOAH'a kadar her türlü hastalığa etki eden bir madde. Bu nedenle bizlerin topluma bunların zararlarını anlatmamız gerekiyor" dedi.

"Türkiye'nin yenilenebilir dediğimiz nüfusunun azalmaması gerekiyor"

Doğurkanlık oranına değinen Memişoğlu, "Bunun yanında doğurganlık oranı diyoruz, toplum eleştiriyor bazen, 'Bize neden karışıyorsunuz' diye ama baktığınız zaman çocuksuz olmaz. Ailede kardeş de önemli. İnsan kardeşle gelişiyor. Paylaşıyorsunuz, mücadele ediyorsunuz, birbirinizi destekliyorsunuz. Lakin biz bu konuda sadece kardeş tarafından bakmıyoruz. Bir de Türkiye'nin yenilenebilir dediğimiz nüfusunun azalmaması gerekiyor. Nüfus artış hızı 1,5 demek bu nüfusun azaldığı, yaşlanmasını bırakın azaldığı demek. Bu konuda toplumu bilinçlendirmemiz lazım. Normal Doğum Eylem Planı hazırladık, biliyorsunuz. Ama bunu topluma anlatmamız gerekiyor. Hekiminden, hastasına, gebesinden, aile bütününe işin normalinin doğum olduğunu, diğerinin ameliyat olduğunu hep beraber anlatmamız gerekiyor. İşte bu tür özellikle koruyucu dediğimiz, hastalanmadan sağlığı koruyacak politikalarımızın sizler tarafından da desteklenmesini ve çok fazla topluma bu konuda mesaj verilmesini arzu ediyoruz" açıklamalarında bulundu.

"Biz aile hekimlerine güveniyoruz, gelirlerinin de artacağını biliyoruz"

Aile hekimliğini destekleyeceklerini söyleyen Bakan Memişoğlu, "Çünkü aile hekimliği toplumun ilk başvuracağı ve en yakınındaki sağlık elçimiz, sağlık hizmeti sunduğumuz kapı. Onun için de aile hekimlikleriyle ilgili bir mevzuat, yönetmelik değişikliği yaptık. Bunun yanında 2025 senesinde yaklaşık bin tane hedefimiz yeni Aile Sağlığı Merkezi yapmak, onlara kurumsal kimlikle daha iyi hizmet verecek altyapı oluşturmak. Sağlıklı Hayat Merkezi hedefimiz de var, 100'ün üzerinde yapmak istiyoruz 2025 senesinde. Koruyucu hekimlik, temel sağlığın en önemli unsurudur. Mevzuatla ilgili de bazen dezenformasyon olabiliyor, yanlış algılar da olabiliyor. Burada şunu söylüyoruz, aile hekimine kayıtlı nüfusu 3 bin 500'e düşürerek hekimin kendisine kayıtlı kişilerin sağlıkla ilgili bütün parametrelerini takip etmesini, özellikle yaşlı grubu, şeker hastası, tansiyon hastası gibi grupları takip etmesini istiyoruz. Yanlış anlaşılma olmasın, biz aile hekimlerinin maaşlarını kesmiyoruz. Biz aile hekimlerine kendi nüfusunun sağlığına göre daha çok teşvik vermeye çalışıyoruz. Kendi nüfusunun hastalanmamasının temininde etkin rol almasını istiyoruz. Bu nedenle de biz kendisiyle kıyaslıyoruz aile hekimini. Eğer nüfusu, kendi sorumlu olduğu nüfusu bir önceki döneme göre daha sağlıklıysa bunu aile hekiminin başarısı olarak görüyoruz çünkü kendi sorumlu olduğu bölgedeki insanlar, kendilerine bakarsa, hastalanmazsa bunu sağlayacak kişinin aile hekimi olduğunu görüyoruz ve kişinin kendi sorumluluğunun olduğunu biliyoruz. Onun için bu konuda biz aile hekimlerine güveniyoruz, gelirlerinin de artacağını biliyoruz. Çalışan ve çalışmayan arasındaki farkın da net olmasını istiyoruz. Onun için teşvik vereceğiz, ilave vereceğiz, ücret vereceğiz aile hekimlerine. Bu konuda dezenformasyon olmasını arzu etmiyoruz" diye konuştu.

"Randevu konusunda bazı branşlarda sıkıntılar olduğunu biliyoruz, bunları en kısa zamanda çözeceğiz"

Bakan Memişoğlu, "Randevu konusunda bazı branşlarda sıkıntılar olduğunu biliyoruz, bunları en kısa zamanda çözeceğiz. Bugün yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliği (Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik) yayımladık. Biliyorsunuz Türkiye'de hekim dağılımında 2002 senesinde en gelişmiş bölge ile gelişmemiş bölge arasında yedi kat fark vardı. Gelişmiş bölgelerimizde yedi kat fazla sağlık personeli vardı. Şu anda 2,5 kat farka düşürdük. Bunu daha aza düşürmek için böyle bir yönetmelik yayımladık" ifadelerine yer verdi.

"Bakanlığımızın hizmetlerini komple check-up yapıyoruz"

Sağlık Bakanlığı hizmetlerini komple check-up yaptıklarını aktaran Bakan Memişoğlu, "Yani denetleme usullerimizi, sağlık hizmetlerimizi yeniden yapılandırma aşamasındayız. Bu konuda malum yenidoğanla ilgili bir denetleme ve değerlenme bilimsel komisyonu oluşturduk. Tüm branşlarda bunu yapacağız: Acil, erişkin yoğunbakım, onkoloji gibi. Hizmet alanlarımızı kontrol ederek işleyişi daha etkin hâle nasıl getiririz konusunda çalışıyoruz" dedi.

"Sağlık bilimini de, bilgisini de üretmek istiyoruz"

Özellikle sağlık turizmi konusunda biraz daha etkin olmak için Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketini (USHAŞ) yeniden yapılandırıp, daha etkin hâle getirerek sağlık hizmetlerini büyütmeyi amaçladıklarını ifade eden Memişoğlu, "Sağlık hizmetinde özellikle kamu tarafının biraz daha gelişmesi gerektiğini düşünüyoruz bu konuda. Koruyucu ve temel sağlık hizmetlerinin yanında benim en önemsediğim şey, bu konuda sizin desteğinizi de istiyoruz çünkü bu konuda kat etmemiz gereken çok uzun bir yol var, yapmamız gereken işler var, biz sadece sağlık hizmetini sunan, sağlık hizmetini iyi yapan bir ülke olmak istemiyoruz, biz sağlık hizmetini sunarken sağlık bilimini de bilgisini de üretmek istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Bir buçuk milyon sağlık çalışanlarımızın hakkını yememesini istiyorum"

"Türkiye'nin sağlık çalışanları özellikle hekim grubu gerçekten dünyanın medar-ı iftiharı olarak görülüyor" diyen Memişoğlu, "Bunun da toplum tarafından bilinmesi lazım. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. Sağlık hizmetleri son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inanılmaz gelişti ve dünyada Covid-19'da gördük, depremde de gördük ki sizler sağlık hizmetlerinin dünyaya rol model olan bir ülkesinde yaşıyorsunuz. Bunu yapan sağlık çalışanları ve hekim grubu, sağlık sistemimiz. Çok istisnai insanlıktan nasibini almamışların, üstelik de yakalanarak cezaevinde olanların, bunu bir buçuk milyon sağlık çalışanlarımızın hakkını yememesini istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Bebek ölümlerinde bin canlı doğumda 35'lerden 7,1'e düşürülmüş İstanbul için, Türkiye için 9,2'ye düşürülmüş"

Bebek ölümlerinde bin canlı doğumda 35'lerden 7,1'e düşürülmüş İstanbul için, Türkiye için 9,2'ye düşürüldüğüne dikkat çeken Bakan Memişoğlu, "Prematüre 37 haftanın altında doğan bebeklerimizin yaşam şansı yüzde 95'in üzerinde çıkartılmış bir sağlık sisteminden, sağlık çalışanlarından bahsediyoruz. Yaşam süresini 78 yaşına çıkartmış bir sağlık sisteminden, sağlık çalışanlarından bahsediyoruz. Bunun kötülenmesine veya birkaç tane nasipsiz sebebiyle örselenmesine hep beraber izin vermememiz lazım. Birkaç kişinin kusuru, caniliği bu kadar büyük hizmetleri, Avrupa ile dünyadan daha iyi olan hizmetleri ve çalışanları töhmet altında bırakmaması gerekir. Bunu başaracak sizlersiniz, bizleriz, sorumluluk sahibi insanlar" dedi.

"Ben sahayı dolaşıyorum 4 ayda 28 ile gittim" diyen Bakan Memişoğlu, "Sahadaki arkadaşlarımızın, sağlık sistemindeki çalışanlarımızın, üniversite dâhil, özel sektörü dâhil sorunları dinledik, toplantı yaptık, yerinde gördük. Genel anlamda arkadaşlarımızın taleplerini aldık çünkü sonuçta biz onlar için de buradayız. Onlarla hizmet sunmak, onlara destek vermek, onlarla beraber çalışmak için buradayız, sorunları yerinde tespit ederek daha etkin çözmeye çalışıyoruz" açıklamalarında bulundu.

Bakan Memişoğlu şu ifadeleri kullandı:

"Bunu özellikle takip etmenizi ve bilim insanlarımızı motive etmenizi istiyorum sizden çünkü üretmemiz lazım. Üretmemiz için de bilim insanlarını, finansı ve devleti bir araya getirmemiz lazım. Bakın, bilim yapmayacağız sadece, bilim üretmemiz gerekir. Bilim malzemesi üretmemiz gerekir, ilaç üretmemiz gerekir. Onun için biz TÜSEB'i bu konuda bu ekosistemi oluşturacak şekilde dizayn ediyoruz. Üreten sağlık demek, esasında gelecekteki 10 sene sonraki, 20 sene sonraki sağlık ekosisteminin en önemli parçası olsun istiyoruz. USHAŞ'ı da yeniden yapılandırıyoruz. Bu iki konu bizim için önemli. Nasıl temel sağlık ve koruyucu sağlık diyorsak en az onun kadar da üreten sağlık ve sağlık teknolojisini, bilimini Türkiye'de üretir hâle getirmemiz gerekir."

"İnsan sağlığına faydası olacak her türlü uygulamayı yapılabilir hâle getirmek için uğraşıyoruz"

Sağlık Bakanı Memişoğlu, aile hekimlerine yönelik geleneksel ve tamamlayıcı tıp eğitimleriyle ilgili, "Bu konuda ikincil mevzuatın olması lazım. İkincil mevzuatını çıkaracağız. İkincil mevzuatla birlikte eğitimleri de artıracağız. Bu konuda bir sıkıntı olmayacak. Geleneksel tıpla şu andaki tıbbın entegre olarak çalışması taraftarı olan bir mantıkla yaklaşıyoruz. İnsan sağlığına faydası olacak her türlü uygulamayı yapılabilir hâle getirmek için uğraşıyoruz. Bu konuda aile hekimlerinin daha etkin olması için böyle bir mevzuat çıkarıyoruz. Bunun ikincil mevzuatları da kanundan sonra çıkacaktır. Nasıl çalışılacak, nasıl bir sistem kurulacak bunlara bakacağız" ifadelerini kullandı.

"Uygulamalar aile hekimliği sistemini daha etkin hâle getirecek"

Çıkacak olan yönetmelikler ve kanun ile temel sağlık hizmetleri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin öncelikli olması için uğraştıklarını aktaran Memişoğlu, "Aile hekimlerimizin kaygılarını anlıyorum. 5-6 ay geçtikten sonra çok daha iyi yerlerde olacağımızı düşünüyoruz. Uygulamadan sonra uygulamanın faydalı ve sıkıntılı yönlerini de görmüş olacağız. Öngörümüz, bu uygulamalar aile hekimliği sistemini daha etkin hâle getirecek ve sistemin odağına koyacak. Uygulamadan sonra gerekli takipleri yaparak iyi yönde revizelere de gidebiliriz" ifadelerini kullandı.

"Aile hekimine kendi nüfusundaki sağlık sorumluluğunu veriyoruz"

'İlaç yazamıyoruz' şeklindeki dezenformasyonlara da cevap veren Memişoğlu, "Bir dönem içinde kendi hasta grubuna yazılan ilaç miktarı, önceki dönemde yazılan ilaç miktarı ile aynıysa veya daha azsa aile hekimine teşvik veriyoruz. Bir dönem önceye kıyasla kayıtlı nüfusun hastaneye gidiş sayısı aynıysa veya daha azsa bu aile hekiminin o nüfusu daha sağlıklı hâle getirdiği anlamına gelir. Bu noktada teşvik ve ek ödeme veriyoruz. Üstelik bu teşviki iki kat artırdık. Aile hekimine kendi nüfusundaki sağlık sorumluluğunu veriyoruz. Nüfusunu sağlıklı tutan aile hekimleri başarılı olmuş demektir. Hiçbir hekimin tedavi işleyişine müdahale etmeyiz ve ilaç yazmasına engel olmayız. 'Biz ilaç yazamıyoruz, Bakanlık yasakladı' deme niyetinin hoş olmadığını düşünüyorum" diye konuştu.

"Kamu hastaneleri ve sağlık turizmiyle ilgili çalışmalarımız devam edecek"

Ekim ayından bu yana İl Sağlık Müdürleri, İlçe Sağlık Müdürleri ve başhekimleri belli parametrelerle takip ettiklerini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Çalışan memnuniyeti, hasta memnuniyeti, müracaat oranları konularını elektronik sistem üzerinden değerlendiriyoruz. Yöneticileri bir önceki döneme göre kıyaslıyor, başarı endekslerini ölçüyoruz. Bu endeksleri kendileri de görebiliyor. Kamu hastaneleri ve sağlık turizmiyle ilgili çalışmalarımız devam edecek. Bazı mevzuat değişiklikleri yapacağız" dedi.

"Birçok husus doğurganlık oranını etkiliyor"

Sezaryenin bir ameliyat yöntemi olduğunun ve bu konuda toplumu bilgilendirmeye devam edeceklerinin altını çizen Memişoğlu, "Sosyoekonomik nedenler, şehirleşmenin etkileri ve ailenin küçülmesi gibi öne çıkan birçok husus doğurganlık oranını etkiliyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte hep beraber bu konuyla mücadele ediyoruz. Primer sezaryen oranı Dünya Sağlık Örgütü'nün açıkladığı veriye göre 10 doğumdan yalnızca bir veya ikisinde olabilir. Ancak bizim primer sezaryen oranımız her iki doğumdan birinde olacak şekilde. Toplum sezaryeni bir doğum şekli olarak algılıyor" diye konuştu.

Memişoğlu, ebeleri daha aktif hâle getirip hamilelikte, doğumda ve doğum sonrasında annenin daha çok desteklenmesi için çalıştıklarını söyledi.

"Sezaryen konusundaki toplumsal talebi de değiştirmemiz gerekiyor"

Ebelerin etkinliğini artıracak bir mevzuat çalışması olduğunu açıklayan Memişoğlu, "Annenin bu duygusal döneminde anneyi doğuma hazırlaması gereken kişi ebedir. Ebelerin etkinliğini artıracak bir mevzuat çalışmamız da var. Bu hafta veya önümüzdeki hafta yayımlanacaktır. Ebelerin etkin olmasını istiyoruz. Gebeliğin özellikle son üç ayında, annelik duygusunun daha yoğun yaşanmaya başladığı aşamada, ebelerin gebeleri doğuma hazırlamalarını istiyoruz. Yalnızca anne değil bebek açısından da normal doğumun önemli faydaları olduğunu söylüyoruz. Doğurganlık oranı ile ilgili Bakanlıklar olarak elimizden geleni yapıyoruz. Biliyorsunuz annelerin izin sayıları artırıldı. Ücretsiz izinler kaldırılarak ücretli izin hâline getirildi. Bunlarla ilgili çalışmalar devam ediyor. Annelere ve anne adaylarına doğumun fizyolojik bir olay olduğunu anlatmak için hep beraber çaba harcamalıyız. Sezaryen konusundaki toplumsal talebi de değiştirmemiz gerekiyor. Sezaryenin bir ameliyat olduğunu, doğum şekli olmadığını topluma anlatmamız lazım. Tıbbi olarak on doğumdan bir veya ikisinde ameliyat gerekebilir. Sekizinde ameliyat gerekmeyen fizyolojik bir olayda, birçok doğum sezaryenle gerçekleşiyorsa bu alanda bir sıkıntı var demektir" ifadelerini kulladı.

"Normal doğum konusundaki önyargıları değiştirmemiz gerekiyor"

Normal doğumu bütünsel olarak destekleyecek birçok parametreyi kullanmak zorunda olduklarını aktaran Memişoğlu, "Hastaneler, hekimler, anne adayları ve toplum ölçeğinde değerlendirmeler yaparak normal doğum konusundaki ön yargıları değiştirmemiz gerekiyor. Burada en duygusal olan anneler. Eğer anneleri iyi hazırlarsak, annelerin doğumla ilgili cesaretini artırırsak bu sorunların çözüleceğini düşünüyorum. Primer sezaryen oranının yüzde 20'nin üzerine çıktığı hastanelerle ilgili daha çok çalışacağız" dedi.

"Özel hastaneler mevzuatını tamamen yeniliyoruz"

Özel hastaneler mevzuatını tamamen yenileyeceklerini açıklayan Memişoğlu, "Özel hastanelerde mevzuat açısından bazı değişikliklere ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Kamu hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel hastanelerin tamamı aynı standartta hizmet vermek zorunda. Aynı bilimsel çalışma ile aynı şekilde tedavi etmek zorunda. Özel hastanelerde çok iyi örnekler, dünya çapında yapılan ameliyatlar var" diye konuştu.

"Anne adaylarının normal doğuma teşvik edilmesi için çaba harcayacağız"

Sezaryen oranları noktasında özel ve kamu ayrımı yapmadıklarını ifaden Bakan Memişoğlu, "Primer sezaryen oranları ile ilgili incelemelerimiz doğrultusunda 2025'te daha etkin olacak, anne adaylarının normal doğuma teşvik edilmesi için çaba harcayacağız. Ebelerle ilgili teşvik edici unsurlar da getirmeyi planlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye sağlık alanındaki üretimin ortağı"

Bakanlıkta Türk bilim insanı Dr. Özlem Türeci ile de görüştüğünü belirten Bakan Memişoğlu, "Biz bu ülkede bilim insanını destekleyeceğiz. 10. Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda yurt dışında çalışmış çok başarılı bilim insanlarıyla toplantı yaptım. Onlar buraya gelecekler. Yabancı yatırımcılara da buraya gelmelerini ve yatırım yapmalarını söylüyorum. Türkiye bir sağlık pazarı değil artık, Türkiye sağlık alanındaki üretimin ortağı. TÜSEB ile birlikte çalışıyoruz. Yabancı olup Türkiye'ye yatırım yapmak isteyen veya Türk olup yurt dışında yatırım yapmak isteyen herkesi en iyi şekilde destekleyeceğiz. Bilimden bilim üretecek, sağlık alanında üretim yapacak, katma değer oluşturacak herkesi destekleyeceğiz. Bilimden bilim üreterek finansal gelir elde edebilecek bir yapıyı oluşturacağız. Bilim yapmak değil bilim üretmekten bahsediyorum. Yeni bir söz söyleyeceğim, yeni bir şey üreteceğim, yeni bir şey buldum, iddiam var diyen herkesi yurt içi ve yurt dışında en iyi şekilde destekleyeceğiz" şeklinde konuştu.

"Hekimlik duygu ve adanmışlık mesleği"

Hastasına sahip çıkan, onun derdiyle dertlenen, empati kuran tüm hekimlerin arkasında olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, "Biz hekimler değerli ve hassas insanlarız. Çok çaba harcayarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Sonra da hayatımız boyunca 24 saat insanların iyiliği için uğraşıyoruz ve onlara karşı bir adanmışlığımız var. Bu meslek yalnızca materyalist bir meslek değil; manevi tarafı, hazzı, empati duygusunu geliştirme zorunluluğu da var. Başkasının derdiyle dertlenen bir yapımız var. Sanat yapıyoruz esasında. Hekimlerimizin değerli olmasını istiyorum, onlar da kendilerini değerli hissetmek istiyor. Biz iyi hekimlik yapan hekimlerimize sahip çıkacağız. Hastasına sahip çıkan, adanmışlık duygusu olan her hekimin arkasında duracağım. Bir bakan olarak söylüyorum: İkinci ve üçüncü basamakta hastaya bakmak için değil, tedavi etmek ve hastayı sahiplenmek için çalışan hekimlerin arkasında duracağız. Hastaya bakmak için değil, tedavi etmek ve sahiplenmek için hekimlik yapacağız. Çok net söylüyorum. Hastasına sahip çıkan, onun derdiyle dertlenen, empati kuran tüm hekimlerimizin arkasındayım. Hekimler çok değerli. Hekimlik duygu ve adanmışlık mesleği" diye konuştu.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ayrıca aile diş hekimliği konusunda üç ilde pilot uygulama yapıldığını, göz ve plastik cerrahi gibi bazı branşlardaki sıkıntıları gidermek için çalışma yürütüleceğini ifade etti.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-bakani-memisoglu-ozel-hastaneler-mevzuatini-tamamen-yeniliyoruz-382.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-bakani-memisoglu-ozel-hastaneler-mevzuatini-tamamen-yeniliyoruz-382.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-bakani-memisoglu-ozel-hastaneler-mevzuatini-tamamen-yeniliyoruz-382-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-bakani-memisoglu-ozel-hastaneler-mevzuatini-tamamen-yeniliyoruz-382.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglik-bakani-memisoglu-ozel-hastaneler-mevzuatini-tamamen-yeniliyoruz/501/</link>
			<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 12:56:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Müdürüne istifa çağrısı]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanı Sadık Doğdu, promosyon sürecindeki tutum ve davranışları nedeniyle İl Sağlık Müdürü İsmail Kara'yı istifaya davet etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanı Sadık Doğdu, promosyon sürecindeki tutum ve davranışları nedeniyle İl Sağlık Müdürü İsmail Kara'yı istifaya davet etti.

Promosyon sürecinin beklenildiği gibi devam etmediğini ifade eden Sadık Doğdu, İl Sağlık Müdüründen sadece tarafsızlık beklediklerini ama kendilerinin açıkça yasak olmasına rağmen sendika üyeliğini sürdürdüğünü belirtti. Türk Sağlık-Sen Karabük Şubesi olarak Karabük'te promosyon süreci ile ilgili uzun bir süreden beri çalışanların taleplerini, sendika olarak nasıl bir yol izlenmesine dair önerilerini dile getirdiklerini ifade eden Kara, "Özellikle çalışanların tüm temsilcilerinin fikirlerinin alındığı, beraber hareket etmenin esas alındığı ve ihale sürecinin her aşamasında çalışanların tüm sendikalara açık olması gerektiğini söylüyoruz. Biz bunları isterken tek derdimiz çalışanın mağdur olmaması ve ekonomik anlamda önemli bir katkı yapacak bir promosyon anlaşmasına imza atılmasıdır. Aksine tüm söylemlerimiz kulak ardı edilerek sosyal taraflardan paylaşılmadan tamamlanmak istenen bir promosyon süreci görüyoruz" dedi.

1. basamak ihalesi yapılırken neden 5 yıllık yapıldığını soran Doğdu, "30 aylık yapılamaz mıydı? Eğer 30 aylık yapsaydınız; 4 Aralık'ta yapacağınız banka promosyon anlaşması tüm ili kapsayacak şekilde olacaktı. Bugün hiçbir sağlık çalışanı mağdur olmayacaktı. Bunu hiç mi öngöremediniz? Hastanede çalışan işçi arkadaşlarımızı neden 1. basamakta yapılan ihaleye kattınız, Eskipazar Devlet Hastanesi ve Eflani Devlet Hastanesi'nde çalışan sağlık çalışanlarını da bu ihale kapsayacak mı? Üniversiteye bağlı akademik personeller banka promosyon ihalesinde yer alacak mı? İl Sağlık Müdürlüğü 2 ve 3. basamak yaklaşık 2500 çalışan için yapacağı anlaşmada yetkili sendika harici hiç kimse ile en ufak bir diyalog bile kurmamıştır. Sayın İl Sağlık Müdürü yasaya açıkça aykırı olmasına rağmen sendika üyeliğini sürdürdüğü bu malum senle kapalı kapılar ardında nasıl bir promosyon süreci yürüttüğünü az çok tahmin edebiliyoruz. Biz Sayın İl Sağlık Müdüründen sadece tarafsızlık bekliyoruz ama kendileri açıkça yasak olmasına rağmen malum-sen üyeliğini sürdürüyor. Biz sendikal mücadeleden ve rekabetten ne yılar ne de çekiniriz. Ama devletin makamlarını sendikacılık için kullananlarında her zaman karşısında dururuz. Sayın İl Sağlık Müdürü sendikacılığa çok hevesli ise yasak olmasına rağmen üyeliği devam ettirmesinden bunu anlıyoruz. Görevinden istifa etsin malum-sende bir görev alsın sendikacılık yapsın" ifadelerine yer verdi.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-mudurune-istifa-cagrisi-6902.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-mudurune-istifa-cagrisi-6902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-mudurune-istifa-cagrisi-6902-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/saglik-mudurune-istifa-cagrisi-6902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglik-mudurune-istifa-cagrisi/500/</link>
			<pubDate>Wed, 27 Nov 2024 17:56:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dr. Müdür Kara'dan yeni aile hekimliği açıklaması]]></title>
			<description><![CDATA[Hakkari İl Sağlık Müdürü Dr. Hamdullah Kara, yeni aile hekimliği düzenlemesine dair basın toplantısı düzenledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hakkari İl Sağlık Müdürü Dr. Hamdullah Kara, yeni aile hekimliği düzenlemesine dair basın toplantısı düzenledi.

İl Sağlık Müdürlüğü'nde basın mensupları ile bir araya gelen Hakkari İl Sağlık Müdürü Dr. Hamdullah Kara, yeni Aile Hekimi Yönetmeliği'ne ilişkin açıklama yaptı. Kara, yönetmelikle aile hekimiyle aile hekimliğine kayıtlı kişileri daha sık bir araya getirilmesinin amaçlandığını ifade etti. Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmenliğinde değişiklik yapıldığını hatırlatan Müdür Kara, "Kasım ayı itibariyle Bakanlığımız tarafından Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nde değişikliğe gidildi. Yeni yönetmelikle Aile Hekimliği Sisteminin etkinliğini ve verimliliğini arttırarak birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşlarımızın sağlıkla ilgili ilk adreslerinin aile sağlığı merkezlerinin olmasıdır" dedi.

Vatandaşların hasta olmadan bile yılda en az iki kez bağlı bulunduğu aile hekimini ziyaret etmeleri gerektiğine işaret eden Kara, sağlık hizmetleri sistemi içerisinde aile hekimliğinin daha işlevsel hale getirilerek aile hekimi ile kayıtlı nüfus arasındaki bağın güçlendirilmesinin amaçlandığını kaydetti. Yeni yönetmelikle, aile hekimlerinin sorumlu oldukları nüfusun 4000'den 3 bin 500'e düşürüldüğünü hatırlatan Kara, Hakkari merkez ve ilçelerinde 4 yeni aile sağlığı merkezi yapıldığını söyledi. Müdür Kara, "İlimiz merkez ve ilçelerinde 4 yeni aile sağlığı merkezi yapım işi bitme aşamasına gelmiştir ve yakın zamanda vatandaşlarımızın hizmetine girecektir. Ayrıca Yüksekova ilçemizde valimizin destekleriyle İl Özel İdaresi tarafından kiralanan 1 aile sağlığı merkezi yeni yerine taşınarak hizmet vermeye başlamış olup 1 aile sağlığı merkezi de yeni yerine kısa zamanda taşınmış olacak. Yeni açılacak aile sağlığı merkezleri ve aile hekimliği birimleri ile beraber ilimizde aile hekimliği birimi başına düşen nüfus 3011 den 2700 ün altına düşürülmüş olacak. Böylece nüfusu düşen aile hekimi kendisine bağlı bulunan bireylere daha fazla zaman ayırarak daha etkin ve verimli sağlık hizmeti sunmuş olacak. Son düzenleme ile özellikle kronik hastalıkların takibi ve 65 yaş üstü hastalarımızın etkin takibi ile hastalık yükünün azaltılması ve halk sağlığının korunması amaçlanmıştır" diye konuştu.

Son dönemlerde aile hekimlerinin ilaç yazamayacaklarına dair asılsız iddiaların da ortaya atıldığını ifade eden Kara, "Ülkemizde bin kişiye düşen günlük antibiyotik kullanım miktarı, OECD ortalamasından 2,5 kat daha yüksektir. Yeni düzenleme aile hekimlerimizin tanı ve tedavilerine müdahale etmediği gibi ilaç yazma özgürlüğünü de asla ortadan kaldırmamaktadır. Aile hekimlerimiz uygun gördükleri ilacı hastalarına hiçbir engel olmadan yazabilecekler. Buradaki asıl amaç akılcı ilaç uygulamalarının teşvik edilerek hastalarımızın ihtiyacı olan uygun ilacı en uygun dozda ve sürede kullanılmasını sağlamak ve böylece vatandaşlarımızın gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilerek sağlığının korunmasıdır. Aile hekimlerimizin maaşlarından bu durumdan kaynaklı kesinti olmayacağı gibi akılcı ilaç uygulaması kapsamında bir önceki döneme göre aynı oranı koruyan ya da daha düşük ilaç kullanımını sağlayan aile hekimlerimize ilave teşvik ödemesi yapılacaktır. Vatandaşlarımızın aile hekimine başvurmadan hastaneye gitmeleri durumunda aile hekimlerinin maaşlarının kesileceği doğru değildir. Aksine aile hekimine kayıtlı nüfusun bir önceki döneme göre aynı kalması ya da düşmesi durumunda aile hekimlerimize ilave bir teşvik ödemesi yapılacaktır. Yine hasta memnuniyet oranının aile hekimlerimizin maaşlarından kesintiye neden olacağı doğru olmadığı gibi aile hekiminin hasta memnuniyet oranının ilimizdeki tüm aile hekimlerinin hasta memnuniyet oranı ortalamasının üzerinde olması durumunda bu günkü alacağı maaşa ilave teşvik ödemesi yapılacaktır. Son olarak vatandaşlarımıza sizlerin aracılığı ile şu çağrıyı yapmak istiyoruz. Vatandaşlarımızın sağlığa ulaştığı ilk kapının aile hekimi olmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dr-mudur-karadan-yeni-aile-hekimligi-aciklamasi-5407.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dr-mudur-karadan-yeni-aile-hekimligi-aciklamasi-5407.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dr-mudur-karadan-yeni-aile-hekimligi-aciklamasi-5407-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dr-mudur-karadan-yeni-aile-hekimligi-aciklamasi-5407.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/dr-mudur-karadan-yeni-aile-hekimligi-aciklamasi/499/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 12:56:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bu merkezde sağlıklı yaşlanmayı öğreniyorlar]]></title>
			<description><![CDATA[Adana'da faaliyet gösteren Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi'nde 40 yaş üstü bireyler sağlıklı yaşlanmayı öğreniyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Adana'da faaliyet gösteren Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi'nde 40 yaş üstü bireyler sağlıklı yaşlanmayı öğreniyor.

Sağlık Bakanlığınca 2017 yılında merkez Çukurova ilçesine bağlı Yurt Mahallesi'nde açılan Çukurova Sağlıklı Hayat Merkezi'nde 40 yaş üstü bireylere uzmanlar tarafından sağlıklı yaşlanma konusunda eğitim veriliyor. Eğitimde, evde dikkat edilmesi gerekenler, evin dekorasyonu, belli bir yaşın üstünde yapılması gereken sporlar konusunda bilgiler veriliyor. Ayrıca fizyoterapistler, psikologlar, diyetisyenler ve sosyal çalışmacılarda kendi alanlarında dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.

Bunların yanı sıra eğitimlerle, demans ve alzaymır gibi yaşlılık hastalıklarıyla mücadele konusunda da farkındalık oluşturuluyor.

"Bu bir ekip işi"

Eğitim sırasında İhlas Haber Ajansı'na konuşan ebe hemşire Ayşe Pars, "Bu eğitimlerde danışanlarımıza, sağlıklı yaşlanmaları konusunda bilgiler veriyoruz. Bu bir ekip işi. İlk günkü eğitimimizde danışanlarımız aç karnına merkeze geliyorlar, diyetisyenlerimiz onların yağ ve kas ölçümünü yapıyor. Ayrıca diş sağlığı hekimlerimiz muayene ediyor. Sonrasında psikologlarımız stresle baş etmenin yollarını, demans ve alzaymır gibi yaşlılık hastalıklarıyla nasıl baş edebileceklerini anlatıyor. Ayrıca fizyoterapistlerimiz ev dizaynı konusunda, evin sadeliği konusunu anlatıyor" ifadelerini kullandı.

"Eğitimi bir bütün olarak görüyoruz"

Sağlık okuryazarlığı eğitimleriyle bireylerin sağlıklı yaş almalarını amaçladıklarını vurgulayan Pars, "Sağlık okuryazarlığının maalesef vatandaşlarımızın ne demek olduğunu bilmiyorlar. Biz burada hem sağlık okuryazarlığını, kronik hastalıklarını yönetmeyi, aynı zamanda sağlıklı yaş almalarını sağlıyoruz. Bunun için eğitimi bir bütün olarak görüyoruz. Bu şekilde eğitimler yapıyoruz" dedi.

"Farkındalığımız eksik"

Eğitim almaya gelenlerden Çiğdem Tolay ise eğitimlerin çok yararlı olduğunu anlatarak, "Doktorumuzun bize verdiği bilgilerle nasıl besleneceğimizi öğrenerek 3 haftada 4 kilo verdim. 40 yaş üstü olduğumuz için ülkemizde ve dünyada kanser artışından dolayı bu konuda bilgilenmemiz çok önemli. Buraya geldiğimden dolayı çok mutluyum. Kemik erimesinden, alzaymırla nasıl korunacağız, evde nasıl yaşamamız gerekiyor ve nasıl sosyalleşmemiz gerekiyor bunları öğrendik. Bunları biliyoruz belki ama farkındalığımız eksik bu konularda" ifadelerini kullandı.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-merkezde-saglikli-yaslanmayi-ogreniyorlar-4451.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-merkezde-saglikli-yaslanmayi-ogreniyorlar-4451.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-merkezde-saglikli-yaslanmayi-ogreniyorlar-4451-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-merkezde-saglikli-yaslanmayi-ogreniyorlar-4451.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bu-merkezde-saglikli-yaslanmayi-ogreniyorlar/498/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 12:55:24 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Soğuk havanın omurga sağlığı üzerindeki 5 olumsuz etkisi]]></title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emine Bukan Arıca, omurga sağlığını korumanın uzun vadede yaşam kalitesini artıracağını söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emine Bukan Arıca, omurga sağlığını korumanın uzun vadede yaşam kalitesini artıracağını söyledi.

Medline Adana Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Emine Bukan Arıca, soğuk hava şartlarının gündelik yaşamı zorlaştırırken bundan fiziksel sağlığın da payını aldığını kaydederek, "Bu durumdan belki de en çok omurgamız etkileniyor. Buna ise genel olarak insan vücudunun soğuk havalarda kasları, eklemleri ve kemikleri korumak amacıyla daha fazla gerilim oluşturması neden oluyor" dedi.

Omurga sağlığını korumanın uzun vadede yaşam kalitesini artıracağını belirten Dr. Emine Bukan Arıca, soğuk havanın omurga sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini anlattı.

Dr. Arıca, olumsuz etkilerden korunmak için şu 5 öneriyi sıraladı:

1. Kas sertliği ve spazmları

Soğuk havalar, vücutta kas gerilimini artırır. Kaslar soğuk ortamda daha hızlı sertleşir ve hareket etmede zorlanır. Bu durum, omurgayı çevreleyen kaslarda spazmlara ve sertleşmelere yol açar. Omurgadaki bu kas gerilimleri, sırt ve bel ağrılarını tetikleyebilir, mevcut omurga problemlerini de kötüleştirebilir. Özellikle bel fıtığı veya skolyoz gibi sorunlar soğuk havanın etkisiyle daha da can sıkıcı hale gelebilir.

2. Hareket kısıtlılığı

Soğuk havada vücut, ısısını korumak için enerji harcar ve kaslar daha az esnek hale gelir. Bu durum, insanların normalde rahatça gerçekleştirebildikleri hareketleri zorlaştırır. Özellikle egzersiz yapmayan bireylerde bu hareketsizlik omurganın çevresindeki kasları zayıflatır ve zamanla omurganın daha fazla yük taşımasına yol açar. Uzun süre hareketsiz kalmak, omurgadaki disklerin ve eklemlerin zorlanmasına neden olabilir.

3. Aşırı yüklenme ve duruş bozuklukları

Soğukta ağır eşyaların kaldırılması veya uzun süreli oturmak, omurga üzerine fazladan yük bindirir ve ağrıların artmasına davetiye çıkartır. Ayrıca soğuk havalarda vücut otomatik olarak daha sıkı bir duruş sergilemeye eğilimlidir; insanlar, soğuktan korunmak için vücutlarını bükerek, sırtlarını daha yuvarlak tutmaya çalışırlar. Bu duruş bozuklukları omurgaya olan baskıyı artırır ve uzun vadede omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.

4. Kan dolaşımının zayıflaması

Soğuk hava, kan damarlarını daraltarak kan dolaşımını yavaşlatır. Bu durum, omurganın çevresindeki dokulara daha az oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olur. Uzun süreli yetersiz kan dolaşımı, omurga sağlığını olumsuz etkileyebilir ve doku hasarına yol açabilir. Özellikle yaşlı bireylerde kan dolaşımının zayıf olması omurga sağlığını daha da tehlikeye sokar.

5. Soğuk hava ve eklem ağrıları

Omurgadaki eklemler, soğuk hava nedeniyle şişebilir ve ağrıyabilir. Soğuk, eklem sıvısının akışkanlığını azaltarak eklem hareketliliğini kısıtlar. Bu durum, omurgadaki faset eklemleri gibi hareketli eklemlerin ağrımasına hatta iltihaplanmasına yol açabilir. Özellikle romatizmal hastalıkları olan kişiler, soğuk havalarda bu tür ağrılardan daha fazla şikayetçi olurlar.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/soguk-havanin-omurga-sagligi-uzerindeki-5-olumsuz-etkisi-8820.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/soguk-havanin-omurga-sagligi-uzerindeki-5-olumsuz-etkisi-8820.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/soguk-havanin-omurga-sagligi-uzerindeki-5-olumsuz-etkisi-8820-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/soguk-havanin-omurga-sagligi-uzerindeki-5-olumsuz-etkisi-8820.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/soguk-havanin-omurga-sagligi-uzerindeki-5-olumsuz-etkisi/497/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 12:55:20 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalorifer peteklerine çamaşır asmak, hastalıkları tetikliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Kışın konforlu bir ısınma imkanı sunan kalorifer sistemi, sağladığı bu konforun yanında bazı dezavantajları da barındırıyor. Kaloriferlerin havayı kurutarak bazı solunum yolu rahatsızlıklarını artırdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Merih Kalamanoğlu Balcı, doğru bilinen yanlışları anlattı. Çamaşırların kalorifer petekleri üzerinde kurutulmaması gerektiğini söyleyen Balcı, hava nemlendirici cihazlarla ilgili de uyarıda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kışın konforlu bir ısınma imkanı sunan kalorifer sistemi, sağladığı bu konforun yanında bazı dezavantajları da barındırıyor. Kaloriferlerin havayı kurutarak bazı solunum yolu rahatsızlıklarını artırdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Merih Kalamanoğlu Balcı, doğru bilinen yanlışları anlattı. Çamaşırların kalorifer petekleri üzerinde kurutulmaması gerektiğini söyleyen Balcı, hava nemlendirici cihazlarla ilgili de uyarıda bulundu.

Tüm yurtta kış, kendini iyice hissettirmeye başladı. Havaların iyice soğumasıyla konut ve iş yerleri gibi birçok yerde kaloriferler de devreye girdi. Ancak kalorifer kullanımı, bulunduğu ortamda nem oranını düşürmesi ve havayı kurutması nedeniyle sağlık açısından bazı olumsuzluklara neden olabiliyor. Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Merih Kalamanoğlu Balcı, bu olumsuzlukları şöyle anlattı:

"Kalorifer yaşam konforumuzu artırıyor ancak bazı olumsuz etkileri de var. Bunlardan kaçınmak gerekir. Bunlardan birincisi kuru hava: Yüksek sıcaklıklar, ortamın nem oranını düşürüyor ve havanın kurumasına neden oluyor. Bu da burun mukozamızın, gözlerimizin ve tüm hava yollarımızın kurumasına neden oluyor. Fizyolojik olarak solunum yollarında bir mukus üretimi var ve bu dış ortamlardaki zararlı partiküllerin temizlenmesi için çok önemli. Ancak nem oranı düşük olduğu zaman bu çalışma sistemi bozuluyor. Dolayısıyla hava yollarında daralmaya neden oluyor ve alerjik riniti olan kişilerin şikayetleri artıyor. Hava yollarının daralması astım, KOAH gibi hastalığı olan kişilerde solunum şikayetlerinin artmasına neden oluyor. Boğazda gıcık hissi, sürekli öksürme, nefes darlığı gibi şikayetleri arıtabiliyor. Kaloriferli ortamlar, alerjenlerin ortamda birikmesi ve alerjenler ile polenlerin havada kalması nedeniyle daha fazla alerjen maruziyetine neden oluyor."

"Nemlendirici cihazlar ya da su dolu kaplar kullanın"

"Kaloriferli ortam ısısının gün içerisinde 20-22 derece arasında olması gerekiyor. Bunu bir termostat ya da ısı ölçerle takip etmek gerekir. Gece uyku sırasında ise 18 derece daha kaliteli bir uyku sağlar. Vücut daha rahat dinlenir ve hava yollarımızın kurumasına engel olur" diyen Prof. Dr. Balcı, ortamı nemli tutmak için yapılması gerekenleri anlattı. Kalamanoğlu Balcı, "Eğer ortamdaki hava kuruysa nem ölçerlerle yüzde 40-60 arası olacak şekilde nem oranının dengelenmesi gerekir. Bunu yapmak için neler yapabiliriz? Örneğin kalorifer peteklerine su dolu kaplar asılabilir. Ortama bir kap içerisinde temiz su konularak nem dengesi sağlanabilir. Bunlar yetersiz oluyorsa nemlendirici cihazlar kullanılır, faydası da olur. Ancak dikkatli kullanmak lazım. Bu cihazların günlük temizliklerinin yapılması lazım. Filtre temizlikleri ve bakımları yapılmazsa bir takım küf ve bakterilerin artışına neden olur. Bu da ortama küf ve bakteri yayılmasına sebep olarak solunum şikayetlerini artırabilir" dedi.

Prof. Dr. Merih Kalamanoğlu Balcı, hem su dolu kaplara hem de nemlendirme cihazlarına ortama güzel bir koku yayması için konulan ürünlerin de kesinlikle kullanılmaması gerektiğinin altını çizerek, "Çünkü kimyasal maddeler daha fazla irritasyona neden oluyor" dedi.

"Kullanılan kokular, solunum yollarını etkiliyor"

En çok yapılan yanlışlardan birinin de kalorifer peteklerinin üzerine kurutma amaçlı çamaşır asılması olduğunu belirten Prof. Dr. Kalamanoğlu Balcı, "Doğru bilinen bir yanlış da peteklerin üstüne su kabı değil de çamaşır asılması. O çamaşırın içerisindeki deterjan ve kimyasalların kururken ortama yaydıkları koku, hava kalitesini bozar. Bu açıdan dikkat etmek gerekiyor. Keskin kokular, toz, solunum yolu hassasiyeti olan kişilerin şikayetlerini artırıp tetikleyici faktörlerdir. Bu nedenle bunlardan uzak durmak için herhangi bir nemlendiricinin içerisine koku etkisi olabilecek maddeleri eklememek gerekir. Kalorifer peteklerinin üstünde ya da oda içerisinde de çamaşır kurutmamak gerekir" ifadelerini kullandı.

"Kaloriferli ortamı düzenli olarak havalandırın"

Kaloriferli ortamların düzenli havalandırılmasının da önemine dikkat çeken Prof. Dr. Merih Kalamanoğlu Balcı, "Konforumuzun artması nedeniyle kaloriferli ortamlarda uzun süre zaman geçiriyoruz. Ortam düzenli olarak yeterince havalandırılmazsa bakteri, virüs gibi enfeksiyonların daha fazla yayılmasına, dolayısıyla kış aylarında solunum sistemi enfeksiyonlarının daha fazla olmasına neden oluyor. Buna dikkat etmek gerekir. Ortamın, toz ve alerjenlerin düzenli temizlenmesi, kullanılan cihazların filtrelerinin ve günlük bakımlarının yapılması çok fayda sağlar" dedi.


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kalorifer-peteklerine-camasir-asmak-hastaliklari-tetikliyor-6333.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kalorifer-peteklerine-camasir-asmak-hastaliklari-tetikliyor-6333.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kalorifer-peteklerine-camasir-asmak-hastaliklari-tetikliyor-6333-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kalorifer-peteklerine-camasir-asmak-hastaliklari-tetikliyor-6333.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kalorifer-peteklerine-camasir-asmak-hastaliklari-tetikliyor/496/</link>
			<pubDate>Thu, 28 Nov 2024 12:55:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Türk bilim insanından umut veren çalışma]]></title>
			<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Alper, 2015 yılında başlattığı çalışmalar sonucu meme enfeksiyonu hastalığında tıp dünyasında heyecan uyandıran sonuçlara ulaştı. 9 senelik tecrübenin sonucunda sadece meme içerisine steroid vererek bazen krem desteği ile 5-10 seans arası tedavi ile hastalarda tam kür sağlandığını ifade eden Alper, "Atatürk Üniversitesi radyoloji bölümünde uyguladığımız tedavi]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Alper, 2015 yılında başlattığı çalışmalar sonucu meme enfeksiyonu hastalığında tıp dünyasında heyecan uyandıran sonuçlara ulaştı. 9 senelik tecrübenin sonucunda sadece meme içerisine steroid vererek bazen krem desteği ile 5-10 seans arası tedavi ile hastalarda tam kür sağlandığını ifade eden Alper, "Atatürk Üniversitesi radyoloji bölümünde uyguladığımız tedavi protokolüyle hastalarda hem başarılı sonuçlar aldık hem de sıfıra yakın yan etki ile ameliyata gerek kalmadan çözümler ürettik" dedi.

Prof. Dr. Fatih Alper, idiyopatik granülomatöz mastitin kronik bir meme enfeksiyonu olduğunu belirterek, "Bu dünyada nadir olan ancak toplumumuzda sık görülen bir hastalıktır. Memede kızarıklık, şişlik, ısı artışı, meme içerisinde sertlikler, meme cildinde delinmeler, akıntılar ve açık yaralarla seyreden kötü bir hastalıktır. Başlangıcında kanser ile karışan bulguları mevcuttur. Özellikle orta yaş grubu annelerde daha sık görülmektedir. Bu hastalar antibiyotiğe cevap vermeyen ve doktor doktor dolaşan hasta grubudur. Mevcut hastalığını çevresine anlatamamakta ve aylarca yıllarca hastalıkla yaşamaktadır. Halk arasında süründüren denen bir durumdur" dedi.

"Sıfıra yakın yan etkiyle ameliyata gerek kalmıyor"

21 Eylül'de İzmir'de yapılan IGM'ye ait tedavi çalıştayına katıldığını söyleyen Prof. Dr. Alper, "Oraya pek çok merkez katılmıştı. Tedavide meme içerisine steroid (lokal perilezyonel, intralezyonel), krem şeklinde (topikal), ağızdan (oral yüksek doz düşük doz steroid), romatizma ilaçları (metotreksat), bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar (imuran), antibiyotikler, antitüberküloz ilaçlar ve meme ameliyatları gibi pek çok uygulama yapıldığı anlatıldı. Tedavi yaklaşımında Türkiye ve dünyada bir fikir birliği olmayıp kaos mevcuttur. Çalışmakta olduğumuz Atatürk Üniversitesi radyoloji bölümünde uyguladığımız tedavi protokolüyle hastalarda hem başarılı sonuçlar aldık hem de sıfıra yakın yan etki ile ameliyata gerek kalmadan çözümler ürettik" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Alper, yaşadığı tecrübeleri ve yaptığı çalışmaları Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğrenim gören öğrencilere de detaylarıyla aktarıyor.

"Ameliyat veya diğer komplike tedavilere gerek kalmıyor"

9 senelik tecrübenin sonucunda sadece meme içerisine steroid vererek bazen krem desteği ile 5-10 seans arası tedavi ile hastalarda tam kür sağlandığını ifade eden Prof. Dr. Alper, "Tedavi sürecinde hastalara uygulanan toplam steroid dozu 400 mg ile 800 mg civarındadır (oral steroid dozu 0.8 mg/kg olup 100 kg hastada 1 günlük oral doz 80 mg iken biz bu dozu haftalık seansta vermekteyiz). Diğer merkezlerde oral steroidin ve diğer ilaçların pek çok yan etkilerinin yaşandığı ifade edilmektedir. Bu yöntemle ameliyat veya diğer komplike tedavilere gerek kalmadan kür sağlanarak yaklaşık 650 hastayı tedavi ettik. Tüm hastalar tedavi sonrası mutlu bir şekilde ve iyi dileklerini ileterek ayrıldılar. Bu yöntemin etkili olduğunun bilinmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Literatürde ilk benim bulduğum ve kullandığıma dair meme içi steroid uygulaması, oral ve meme içi uygulamayı karşılaştırdığımız, literatürdeki ilk ultrasonik evreleme yaptığımız ve 40 mg ve 80 mg dozların karşılaştırdığımız makaleler uluslararası dergilerde yayınlandı. Bu yayınlar tıp dünyasında oldukça fazla ilgi gördü. Bizler de mutlu olduk" dedi.

"Ameliyat yapılmadan da iyi sonuçlar alabilmekteyiz"

Hastalığın Erzurum ve Doğu Anadolu'da daha yaygın görüldüğünü anlatan Prof. Dr. Fatih Alper, "Ülkemizde de sıkça rastlanan bir rahatsızlık. Önceden nadir diye düşünürken yaklaşık 8-9 senelik süre içinde 650 vakaya ulaştığımızı görüyoruz. Erzurum, Iğdır, Kars ve Diyarbakır, Trabzon gibi pek çok şehrimizden bize hasta geliyor. Nahçıvan'dan bile takip ettiğimiz ve tedavi verdiğimiz hastalar var. Yine İzmir'den, Bilecik, İstanbul'dan gelen hastalarımız var. Türk Radyoloji Derneği Meme Grubunda bu hastalıkla ilgili yardımcı olacağımızı ifade ettim. Benzer şekilde Rize'den ve İzmir'den hocalarımızla bağlantı halindeyim. Yaptığımız çalışmalarda özellikle yıllar içerisinde her gün 1-2 saat ayırdığım için yaklaşık 5 binden fazla ultrasona baktım ve yaptığım pek çok bakıda şunu fark ettim: Literatüre iki yeni bulgu ortaya koyacağım. Bununla alakalı çalışmalarım son aşamada ve bulgulardan birisine 'Fatih' diğerine ise 'Alper' bulgusu ismini koyacağım. Bu hastalığı taşıyan hastalar şunu bilmeli ki ağır tedaviler (ağızdan tedaviler steroid, metotreksat, kolşisin, v.s ) ve ameliyat yapılmadan da iyi sonuçlar alabilmekteyiz" diye konuştu.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/turk-bilim-insanindan-umut-veren-calisma-6010.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/turk-bilim-insanindan-umut-veren-calisma-6010.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/turk-bilim-insanindan-umut-veren-calisma-6010-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/turk-bilim-insanindan-umut-veren-calisma-6010.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/turk-bilim-insanindan-umut-veren-calisma/494/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 15:30:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uyku apnesine robotik çözüm]]></title>
			<description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Tuğrul, uyku apnesi ve horlama tedavisinde robotik cerrahinin sunduğu avantajları anlattı. Özellikle dil kökü problemlerinin robotik yöntemle güvenle tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Tuğrul, bu teknolojinin hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için büyük kolaylık sağladığını vurguladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Tuğrul, uyku apnesi ve horlama tedavisinde robotik cerrahinin sunduğu avantajları anlattı. Özellikle dil kökü problemlerinin robotik yöntemle güvenle tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Tuğrul, bu teknolojinin hem hastalar hem de sağlık profesyonelleri için büyük kolaylık sağladığını vurguladı.

Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selahattin Tuğrul, uyku apnesive horlama sorunlarına yönelik gelişmiş tedavi yöntemlerini değerlendirdi. Prof. Dr. Tuğrul, uyku apnesinin toplumda fark edilmeyen ancak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir problem olduğunu belirterek, robotik cerrahinin tedavi sürecinde sağladığı avantajları anlattı. Robotik yöntemle özellikle dil kökü problemlerinin güvenle tedavi edilebildiğini ifade eden Prof. Dr. Tuğrul, bu teknolojinin hem hastalar hem de sağlık çalışanları için büyük kolaylık sunduğunu dile getirdi.

Robotik cerrahide yeni dönem

Prof. Dr. Tuğrul, uyku apnesi tedavisinde dil kökü problemlerinin sıklıkla ihmal edildiğini belirtti. "Dil köküne ulaşım zor olduğu için, bu bölgeyi tedavi ederken robotik cerrahiden faydalanıyoruz. Robotun kollarını ağız içinden yerleştirerek monitör başında istediğimiz alanda güvenli bir şekilde işlem yapabiliyoruz. Robotik ameliyatların en büyük avantajı, ağız içinden yapılan işlemlerin güvenli bir şekilde tamamlanmasıdır. Ameliyat yaklaşık iki saat sürmekte ve hastalarımız bir gün sonra taburcu edilmektedir" dedi.

Dil kökü tedavisinin önemi

Robotik cerrahiyle dil kökü problemlerinin çözümünün, uyku apnesi tedavisinde anahtar rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tuğrul, "Dil kökü ihmal edildiğinde, diğer sorunlar çözülse bile apne ya da horlama devam edebilir. Bu nedenle robotik yöntemle bu bölgedeki problemleri güvenli bir şekilde tedavi ediyoruz" diye konuştu.

Kilo kontrolü ve yaşam tarzı

Uyku apnesinin temel nedenleri arasında burun, damak ve çene yapısındaki sorunların yanı sıra obezitenin de önemli bir etken olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tuğrul, kilo kontrolünün tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. "Eğer hastamız kilo almazsa, tedavi sonuçları uzun vadeli oluyor. Ancak sağlıksız yaşam tarzı ve düzensiz beslenme, sorunun nüksetmesine yol açabilir" şeklinde konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uyku-apnesine-robotik-cozum-8880.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uyku-apnesine-robotik-cozum-8880.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uyku-apnesine-robotik-cozum-8880-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uyku-apnesine-robotik-cozum-8880.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uyku-apnesine-robotik-cozum/492/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 16:28:18 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yeni aile hekimliği yönetmeliği hekimlere ve hastalara birçok fayda sağlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın yürürlüğe koyduğu yeni yönetmeliğe göre aile hekimliklerine kayıtlı vatandaş sayısının 4 binden 3 bin 500'e düşürüldüğüne dikkat çeken Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, bu değişiklik ile hekimlerin vatandaşlara daha fazla zaman ayıracağını ve kronik hastalığı olan vatandaşların yüz yüze takiplerinin daha düzenli yapılacağını belirtti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın yürürlüğe koyduğu yeni yönetmeliğe göre aile hekimliklerine kayıtlı vatandaş sayısının 4 binden 3 bin 500'e düşürüldüğüne dikkat çeken Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, bu değişiklik ile hekimlerin vatandaşlara daha fazla zaman ayıracağını ve kronik hastalığı olan vatandaşların yüz yüze takiplerinin daha düzenli yapılacağını belirtti.

Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, geçtiğimiz ay Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'ndeki değişiklikler hakkında açıklamalarda bulundu. Aile hekimliğinin, sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu dile getiren Dr. Yıldırım, Sağlık Bakanlığı'nca yapılan yeni düzenlemenin hem vatandaşlar hem de sağlık çalışanları açısından önemli değişiklikler ve iyileştirmeler sunduğunun altını çizdi.

Aile hekimliklerinin vatandaşların sağlıkla ilgili durumlarında ilk başvurmaları gereken yer olduğunu hatırlatan Dr. Yıldırım, "Aile hekimleri hastayı; mevcut diğer sağlık sorunları ile birlikte dış şartlar ve hastalık risk yönetimini bir bütün olarak değerlendirir. Sorumluluğunu üstlendiği kişinin hastalıklardan korunması için gerekli tedbirleri alır. Hastalık halinde ise tedaviyi gerçekleştirir ya da ihtiyaçlara yönelik rehberlik yapar. Her durumda düzenli kontrolleriniz için aile hekiminizle iletişim halinde olmanız önemlidir. Yeni düzenleme, bu kontrollerin daha sistemli yapılmasını teşvik etmektedir. Bu sayede, muhtemel riskler önceden fark edilip müdahale edilebilir. Aile hekimleri, vatandaşlarımızın hastalık durumlarında ilk tercihi olmalıdır" dedi.

Yeni düzenleme ile aile hekimlerinin orta vadede her bireye daha fazla zaman ayırmasının hedeflendiğini vurgulayan Dr. Yıldırım, "Bu düzenlemelerin en dikkat çeken noktası, her bir aile hekimine kayıtlı kişi sayısının 4 binden 3 bin 500'e düşürülmesidir. Kayıtlı kişi sayısının azalması, hekimlerimizin size ayırdığı süreyi artıracaktır. Böylece görüşmelerinizde daha fazla detaylı konuşma imkânı bulabileceksiniz. Ayrıca düzenli takiplerle sağlık ihtiyaçlarınız proaktif şekilde ele alınacaktır" şeklinde konuştu.

Yönetmelikteki yeni değişiklikler ile kronik hastalara, anne ve çocuklara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin çok daha etkin bir şekilde sunulacağını öne süren Dr. Yıldırım, "Özellikle doğum sonrası anne ve bebek sağlığı takibini içeren lohusa izlemlerine daha fazla dikkat çekilmiştir. Doğum sonrası dönemde aile hekimleri düzenli olarak anne ve bebeğini takip edecek, ihtiyaç duyduğu tüm sağlık hizmetleri için yönlendirecektir. Düzenleme, kronik hastaların özellikle de 65 yaş üstü hastaların etkin takibiyle hastalığın seyrindeki problemlerin azaltılmasını ve akılcı ilaç kullanımının özendirilmesini amaçlamaktadır. Ayrıca kronik hastalıklar ve kanserlerin erken teşhisi için aile hekimlerimiz, kayıtlı bireylerle düzenli iletişim kuracak ve sağlık durumlarını takip edecektir. Bu yaklaşım toplum sağlığının korunması ve hastalıkların erken teşhis edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.

Yönetmelikle aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma şartlarında da düzenlemeye gidildiğini ifade eden Dr. Yıldırım, "Yeni yönetmelik ile; gebelik takibi, bağışıklama, çocuk izlemleri gibi koruyucu sağlık hizmetlerinde belirlenen hedeflere ulaşan ve ayrıca kronik hastalık takibi yapan hekimlerimize yönelik teşvik ödemeleri de arttırılacak şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, sağlık hizmetlerimizin kalitesini yükselteceğine ve sağlık çalışanlarımızın mesleki tatmin ve memnuniyetini arttıracağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/yeni-aile-hekimligi-yonetmeligi-hekimlere-ve-hastalara-bircok-fayda-sagliyor-7656.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/yeni-aile-hekimligi-yonetmeligi-hekimlere-ve-hastalara-bircok-fayda-sagliyor-7656.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/yeni-aile-hekimligi-yonetmeligi-hekimlere-ve-hastalara-bircok-fayda-sagliyor-7656-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/yeni-aile-hekimligi-yonetmeligi-hekimlere-ve-hastalara-bircok-fayda-sagliyor-7656.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/yeni-aile-hekimligi-yonetmeligi-hekimlere-ve-hastalara-bircok-fayda-sagliyor/491/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 15:28:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Koyuncu istifa etti]]></title>
			<description><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Serhat Koyuncu görevinden istifa etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Serhat Koyuncu görevinden istifa etti.

2022 yılı Haziran ayından bu yana Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimliği'ni yürüten Serhat Koyuncu'nun görevinden istifa ettiği öğrenildi.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kayseri-sehir-hastanesi-bashekimi-koyuncu-istifa-etti-2628.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kayseri-sehir-hastanesi-bashekimi-koyuncu-istifa-etti-2628.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kayseri-sehir-hastanesi-bashekimi-koyuncu-istifa-etti-2628-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kayseri-sehir-hastanesi-bashekimi-koyuncu-istifa-etti-2628.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kayseri-sehir-hastanesi-bashekimi-koyuncu-istifa-etti/490/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 15:28:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dengesiz havalar, sağlık dengenizi bozmasın]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) raporuna göre Türkiye'de bu kışın sert geçmesi bekleniyor. Türkiye ve dünya genelinde dondurucu soğukların, fırtınalar ve kar yağışlarını beraberinde getireceğini söyleyen Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu iklimin insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olacağı uyarısında bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) raporuna göre Türkiye'de bu kışın sert geçmesi bekleniyor. Türkiye ve dünya genelinde dondurucu soğukların, fırtınalar ve kar yağışlarını beraberinde getireceğini söyleyen Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu iklimin insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olacağı uyarısında bulundu.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2024'ün son ayları ve 2025 kışı için küresel çapta önemli bir uyarı yaptı. Hava sıcaklığını değiştiren, sıcak ve soğuk havanın küresel dünyamızı etkilediği iki olay söz konusu. 2024 yazına damga vuran ve Türkiye'de en sıcak yaz olarak tarihe geçen El Nino'nun getirdiği sıcak dalgaları, yerini kış aylarında tam tersi bir iklim olayı olan La Nina'ya bırakacak. Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Şevket Özkaya, bunun Türkiye ve dünya genelinde dondurucu soğuklar, fırtınalar ve kar yağışlarını beraberinde getireceğini belirterek insan sağlığı üzerinde önemli etkileri olacağı uyarısında bulundu.

"Kronik grip yaşanabilir"

Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'nin de bu iklimsel değişimden payını alacağını belirterek, "Özellikle kış aylarında görülen grip ve benzeri hastalıkların uzayacağını öngörüyoruz. İnsanlarımız ateş, öksürük ve eklem ağrılarına daha sıklıkla maruz kalabilir, en ufak ısı değişikliğinde bu şikayetleri tekrar ederek kronik grip denilen bir hale gelmesine neden olabilir" diye konuştu.

Risk gruplarına aşı önerisi

Hem grip hem de zatürrenin bulaşıcı bir hastalık olup, toplumda hızla yayılabilme riski taşıdığının altını çizen Altınbaş Üniversitesinden Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu hastalıkların çok ciddi sorunlara neden olduğu belirtti. Meşakkatli tedavi süreçlerinin iş ve maddi kayıplara neden olacağını da hatırlatan Özkaya, özellikle riskli yani 65 yaş üstü, kronik hastalığı olan, sık grip ve zatürre öyküsü olan vatandaşların grip ve zatürre aşılarını olmalarını önerdi.

WMO raporunda, Ekim 2024 ile Şubat 2025 arasındaki dönemin küresel iklim açısından kritik olduğuna dikkat çekiliyor. Türkiye'de Aralık ve Ocak aylarında kar yağışlarının güçlü olması beklenirken, Şubat ayında daha kuru ve sıcak bir dönem öngörülüyor. Dengesiz hava sıcaklıklarında giysi seçiminin de oldukça önemli olduğuna belirten Prof. Dr. Şevket Özkaya, "İnce veya kalın terleten kıyafetler kolayca zatürre gelişmesine yol açacaktır. Bunları giymeyin, terlememeye özen gösterin. Hava durumuna göre giyilip çıkarılabilecek katmanlı giysiler tercih edin" önerisinde bulundu.

 


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dengesiz-havalar-saglik-dengenizi-bozmasin-32.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dengesiz-havalar-saglik-dengenizi-bozmasin-32.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dengesiz-havalar-saglik-dengenizi-bozmasin-32-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/dengesiz-havalar-saglik-dengenizi-bozmasin-32.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/dengesiz-havalar-saglik-dengenizi-bozmasin/489/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 15:49:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda bronşitin yayılmasını engelleyen 6 önlem]]></title>
			<description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, mevsim geçişlerinde en çok çocukları etkileyen akut bronşit hakkında bilgi verdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, mevsim geçişlerinde en çok çocukları etkileyen akut bronşit hakkında bilgi verdi.

Çocuklarda ve bebeklerde yaygın görülen bir akciğer enfeksiyonu olan bronşit, soğuk algınlığına çok benzeyen semptomlarla başlıyor. Burun akıntısı, tıkanıklığı ile öksürük ve hafif baş ağrısıyla seyreden hastalığa ateş eşlik edebiliyor. Akciğerlerdeki solunum tüplerinin yani bronşların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan bronşit, kısa süreli (akut) ya da uzun süreli (kronik) olabiliyor. Akut bronşit söz konusu olduğunda semptomlar genellikle hızlı bir şekilde gelişiyor ve hastalığın seyri kısa sürüyor. Hastalığa neden olan virüslerin bulaşmasını engellemek için basit önlemler alınması gerekiyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, mevsim geçişlerinde en çok çocukları etkileyen akut bronşit hakkında bilgi verdi.

Akut bronşitin nedeni virüsler

Akut bronşite çoğunlukla viral bir enfeksiyon neden olmaktadır. Aynı zamanda bakteri veya toz ve alerjenler ile ağır partiküllerin havada olması hastalığın seyrini ağırlaştırmaktadır. Akut bronşitin en önemli nedeni ise virüslerdir. Özellikle çocuklarda hastalık; burun, ağız veya boğazda (üst solunum yolunda) soğuk algınlığı veya başka bir viral enfeksiyondan sonra ortaya çıkmaktadır. Çocuklar hasta olan başka bir çocukla yakın temas sonucunda virüsü kapabilmektedir.

Kronik hastalığı olanlara dikkat!

Hastalık, mukus üretiminin artmasına ve diğer değişikliklere neden olmaktadır. Akut bronşit söz konusu olduğunda semptomlar genellikle hızlı bir şekilde gelişir ve hastalığın seyri kısa sürer. Vakaların çoğu hafif seyrederken kronik hastalığı olan çocuklarda bronşit daha ağır tablolara neden olabilmektedir. Akut bronşit olma riski yüksek çocuklar ise daha kolay hasta olabilmektedir.

Akut bronşit olma riski daha yüksek olan çocuklar ise şunlardır;

"Toz alerjisi olanlarda maruziyet bronşiti tetikleyebilir. Kronik sinüzite yatkın çocuklar risk grubundadır. Özellikle astımı hastası olan çocukların bronşite yatkınlığı yüksektir.

Hastalık bu belirtilerle başlıyor

Çocuklarda akut bronşit şu belirtilerle kendini göstermektedir. En sık görülen belirtiler şunlardır;

"Kusma veya öğürme, kuru veya balgamlı öksürük, öksürük başlamadan ortaya çıkan burun akıntısı, göğüs tıkanıklığı ve ağrısı ile boğaz ağrısı, halsizlik, titreme, hafif ateş, sırt ve kas ağrısı, hırıltılı solunum."

Belirtiler genellikle 7-14 gün sürmektedir. Öksürük bazen kronikleşmektedir. İnatçı öksürük 3-4 hafta devam edebilmektedir.

Antibiyotik kullanmaya gerek yok

Çocukların akut bronşit olup olmadığını belirlemek için zatürre veya astım gibi diğer sağlık sorunlarını saf dışı etmek gerekir. Bunun için testler yapılmalıdır. Tedavi aşamasında ise belirtilere ve çocuğun genel sağlık durumuna bağlı olarak yapılır. Bu aşamada çocuklarda akut bronşit tedavisinde antibiyotik kullanılmaz. Çünkü enfeksiyonların çoğu virüs kaynaklıdır. 8-10 günden daha uzun süren öksürük belirtisinde bile genellikle antibiyotiklere ihtiyaç duyulmaz. Bakteriyel enfeksiyon olmadığı sürece antibiyotik kullanılması tavsiye edilmez.

Beslenme sorunu varsa hastane şart

Tedavide semptomların hafifletilmesine yardımcı olacak etken maddesi parasetamol veya ibuprofenolan (6 aydan büyükler için) ilaçlar kullanılmalı bol istirahat tavsiye edilmelidir. Sıvı alımı takip edilmeli, yeterli ortam nemi sağlanmalıdır. İştahsızlık nedeniyle beslenmede zorluk çeken çocukların hastaneye yatırılması gerekebilir. Akut bronşit geçiren çocukların büyük bir bölümü herhangi bir sorun yaşamadan iyileşebilmektedir. Küçük bir oranda ise hastalık zatürreye dönebilmektedir.

Bu önlemler hastalığın yayılmasını engeller

Çocuklara el yakıma alışkanlığının kazandırılması önemlidir. Öksürürken veya hapşırırken burnunu ve ağzını kapatması gerektiği öğretilmelidir. Hastalığın yayılmaması için çocukların aşıları tam olmalıdır. Hasta olan çocuklarla diğer çocukların teması engellenmelidir. Özellikle okul ve kreşlerde hasta olan çocuklara izin verilmelidir. Hasta çocukların temas ettiği yüzeyler temizlenmeli ya da ve dezenfekte edilmelidir. Bebeklerde anne sütü solunum yolu enfeksiyonlarını azaltmaktadır. Solunum yolu enfeksiyonları emzirilen bebeklerde daha az görülmektedir.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/cocuklarda-bronsitin-yayilmasini-engelleyen-6-onlem-3328.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/cocuklarda-bronsitin-yayilmasini-engelleyen-6-onlem-3328.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/cocuklarda-bronsitin-yayilmasini-engelleyen-6-onlem-3328-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/cocuklarda-bronsitin-yayilmasini-engelleyen-6-onlem-3328.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cocuklarda-bronsitin-yayilmasini-engelleyen-6-onlem/488/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 15:49:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İşte gençlerde artan kalp krizinin sebebi]]></title>
			<description><![CDATA[Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Oğuz, gençlerde artan kalp krizi vakalarında teknoloji bağımlılığı ve spor alışkanlığının azalmasının önemli rol oynadığına dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Oğuz, gençlerde artan kalp krizi vakalarında teknoloji bağımlılığı ve spor alışkanlığının azalmasının önemli rol oynadığına dikkat çekti.

Denizli Özel Cerrahi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Oğuz, kalp krizlerinde en sık rastlanılan belirtiler ile son dönemlerde gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli bilgiler verdi. Kalbi besleyen damarlardaki tıkanıklık sonucu kalbin oksijen kalması ve dokuların ölmesini kalp krizi olarak açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Oğuz, kalp krizlerinde en sık rastlanan 5 belirtiyi sıraladı. Birçok belirtiye rağmen ilk beş belirtiyi açıklayan Dr. Oğuz, "Bunun en önemlisi göğüs ağrısıdır. Bunun yanında nefes darlığı, mide bölgesinde yanmalar, çarpıntı ya da baş dönmesi olarak karşımıza çıkabilir. Böyle belirtileri olan hastaların biran önce sağlık kurumlarına başvurmaları gerekiyor. Kalp krizi çok acil bir durumdur ve hayati tehlike oluşturur" dedi.

Ağrı duyusu azalan hastalar kalp krizi geçirdiğini fark edemeyebiliyor

Ağrı duyusu azalan hastaların kalp krizi geçirdiğini fark edemediği durumların yaşandığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. İbrahim Oğuz, "Bazı hastalar özellikle diyabet yani şeker hastalarında ağrı duyusu azalabiliyor. Bunun yanında yürürken olan nefes darlığı mesela ya da çeneye, sırta vuran göğüs ağrıları ya da baygınlık hissi ile gelebiliyor hastalar. Bu durumda ise bizler kan tahlillerinde kriz değerlerinde yükseklik, kalp grafiğinde bozukluğu tespit edersek bu durumu kalp krizi olarak tanı koyabiliyoruz ve müdahale etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

Gençlerde artan kalp krizi faktörlerin arasında ekran bağımlılığı yer alıyor

Son dönemlerde gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkinde bilgilendirmelerde bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Oğuz, "Gençlerde kalp krizi son zamanlarda en çok sorulan ve konuştuğu bir konudur. Bu konuda da çok dikkatli olmamız gerekiyor. Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte spor alışkanlığının azalarak ekran maruziyet süresinin artması bizim için risk faktörü oluşturuyor. Hastaların ya da kişilerin daha düzenli spor yapmaları ekran maruziyet süresini azaltmak gerekiyor. Ayrıca sigara gibi risk faktörü olan alışkanlıklardan uzak durulmalıdır" ifadelerini kullandı.

 


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/genclerde-artan-kalp-krizinin-sebebi-ekran-bagimliligi-5276.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/genclerde-artan-kalp-krizinin-sebebi-ekran-bagimliligi-5276.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/genclerde-artan-kalp-krizinin-sebebi-ekran-bagimliligi-5276-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/genclerde-artan-kalp-krizinin-sebebi-ekran-bagimliligi-5276.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/iste-genclerde-artan-kalp-krizinin-sebebi/487/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 16:49:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından 'Boyun Kütletme' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Beyin, sinir ve omurilik cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Son yıllarda sosyal medyada popüler hale gelen boyun kütletme videoları, eğlenceli ve masum bir işlem gibi görünse de ciddi sağlık riskleri taşıyor. Kontrolsüz yapılan bu işlemler, omurga sağlığını tehlikeye atarak felç gibi geri dönülmez sorunlara yol açabiliyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beyin, sinir ve omurilik cerrahisi uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Son yıllarda sosyal medyada popüler hale gelen boyun kütletme videoları, eğlenceli ve masum bir işlem gibi görünse de ciddi sağlık riskleri taşıyor. Kontrolsüz yapılan bu işlemler, omurga sağlığını tehlikeye atarak felç gibi geri dönülmez sorunlara yol açabiliyor" dedi.

Son günlerde özellikle sosyal medyada popüler hale gelen boyun ve bel kütletme videoları büyük ilgi görüyor. Ancak bu işlem, uzman kişiler tarafından yapılmayınca büyük risk oluşturuyor.

"Felç riski var"

Konuyla ilgili Şen, İhlas Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Şen, "Özellikle erkek kuaförlerinde siz tıraş olurken, tam rahatlamışken bir anda boynunuz kütletilir. Ancak her zaman ben yapmayın diye uyarıyorum. Hastaların içerisinde öncesinde başka rahatsızlığı olanlar olabiliyor. O bahsettiğimiz ani hareket, uzman fizyoterapistler tarafından uygun mekan ve uygun zamanlarda yapılmadığı zaman hastalar boyunda aşağı felç kalabiliyor" ifadelerini kullandı.

"Bilim ışığında ilerleyelim"

Boyunda ana damarların geçtiği yerlerin olduğuna dikkat çeken Şen, ani hareketler sırasında o damarların zarar görüp beyine giden kan akışının azabileceğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Berber koltuğunda oturduğunuzda boynunuzu kütletmeyin. Birçok kişiye olmaz ama bir kişiye olduğunda boyundan aşağı felç kalabilirsiniz. Ayrıca, genelde toplumda sırt ağrısı çekenler uzanıp üzerine 70-80 kilogram ağırlığındaki insanları alıp yürütüyorlar. Sizde kemik erimesi olabilir, öyle bir ağırlık çıktığı zaman omurganızda kırıklar gelişebilir. Bilimin ışığında ilerleyip, bu tarz hareketleri yapmayalım."

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-boyun-kutletme-uyarisi-8517.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-boyun-kutletme-uyarisi-8517.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-boyun-kutletme-uyarisi-8517-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-boyun-kutletme-uyarisi-8517.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-boyun-kutletme-uyarisi/486/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 15:48:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ameliyatsız kalp kapak tedavisi]]></title>
			<description><![CDATA[Daha önce metalik protez kapağı ile kalp kapak değişimi yapılan ve kapağında ciddi kaçak nedeniyle sürekli kan nakli ihtiyacı meydana gelen 57 yaşındaki erkek hastaya, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 'Perkütan Paravalvüler Kaçak Kapama' yöntemi başarı ile uygulandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Daha önce metalik protez kapağı ile kalp kapak değişimi yapılan ve kapağında ciddi kaçak nedeniyle sürekli kan nakli ihtiyacı meydana gelen 57 yaşındaki erkek hastaya, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 'Perkütan Paravalvüler Kaçak Kapama' yöntemi başarı ile uygulandı.

Operasyon; ESOGÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Kadir Uğur Mert ve SBÜ Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Prof. Dr. Murat Çelik'in ekip liderliğinde; Doç. Dr. Muhammet Dural, Doç. Dr. Selda Murat, Dr. Öğr. Üyesi Erdi Babayiğit, Arş. Gör. Dr. İstiklal Özkaya ve Arş. Gör. Dr. Cihat Çalışkan'ın katkılarıyla gerçekleştirildi.

"Bu problemi çözmek öncelikle hastamız adına bizim için büyük bir mutluluk"

Tedavi ile ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Kadir Uğur Mert, "Hastamızın ciddi nefes darlığı sebebiyle tekrarlayan hastane yatışları ve 30 kez kan transfüzyonu almasına neden olan bu problemi çözmek öncelikle hastamız adına bizim için büyük bir mutluluk. 57 yaşındaki erkek hastamızda geçtiğimiz ağustos ayında halsizlik, yorgunluk ve nefes darlığı şikayetleri ile geldiği ESOGÜ Hastanesi'nde Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Neslihan Andıç hocamız tarafından hemolitik üremik sendrom yani kırmızı kan hücrelerinde parçalanma ile seyreden bir hastalık tespit edildi. Hocamızın tecrübesi ile problemin sebebinin kalp kapağı protezi olabileceği değerlendirildi. Sonrasında kardiyoloji hekimlerinin değerlendirmesi ile 57 yaşında erkek hastada yaklaşık 10 yıl önce açık kalp cerrahisi ile değiştirilen metal mitral kapak protezi operasyonundan yıllar sonra kapak dikişlerinin kenarlarında 'paravalvüler kaçak' adı verilen durum tespit edildi" dedi.

"Eskişehir'de ilk kez ESOGÜ Hastanesi'nde yapıldı"

Kan hücrelerinin parçalanmasına neden olan kansızlık (hemolitik anemi) sebebiyle son 3 ayda 30 kez kan nakli alan ve zorlu bir süreç yaşayan hastanın kardiyoloji ve hematoloji öğretim üyelerinin birlikte karar verdikleri heyet tarafından açık cerrahi açısından riskli bulunarak cilt yolu (perkütan) ile ameliyatsız 'kapak etrafından kaçak kapama' işlemine alındığını ifade eden Doç. Dr. Mert, "Eskişehir'de ilk kez ESOGÜ Hastanesi'nde yapılan operasyon ile kasıktan girilerek kalp kapağındaki kaçak özel cihazlarla başarıyla kapatıldı. ESOGÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji ekibi tarafından uygulanan modern yöntemle şifa bulmasına vesile olunan hastamız ölümcül sonuçlanabilecek durumdan kurtularak hayata yeniden tutundu. Paravalvüler kaçak, genellikle kalp kapağı ameliyatları sonrası oluşan ciddi bir sorundur. Kalp kapağının çevresindeki açıklıklardan kanın sızması, kalbin verimli çalışmasını engelleyerek hastada nefes darlığı, halsizlik, kansızlık ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabilir. Şiddetli kaçaklarda ise kan hüclerinde parçalanma (hemoliz) meydana getirir ve sık kan nakli yapılması hayati önem taşıyabilir. Bu durum hastada demir birikimi ile neticelenerek böbrek, kalp, karaciğer gibi organların çalışmasını engelleyerek hayati risk oluşturabilir" şeklinde konuştu.

"Son zamanlarda Eskişehir'de de çağdaş kardiyolojik tedaviler başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir"

ESOGÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı'nın yenilikçi tedavi yöntemleriyle Türkiye'nin sağlık hizmetlerine katkıda bulunmaya devam ettiğine vurgu yapan Doç. Dr. Mert, açıklamasına şöyle devam etti:

"Kardiyoloji ekibimiz bu tür işlemleri başarıyla uygulayarak sadece Eskişehir'de değil, tüm bölgede örnek teşkil etmektedir. Dünyada uygulanan büyük bölümü modern tedavi Türkiye'de Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde uygulanmaktadır. Son zamanlarda Eskişehir'de de devletimiz ve üniversitemizin sağladığı kaynaklarla çağdaş kardiyolojik tedaviler başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Girişimsel kardiyoloji alanında uygulanan modern tedavilerin büyük bölümünün merkezimizde yapılabilir hale gelmesinden mutluluk duymaktayız. Uzun yıllardır girişimsel kardiyolojide kompleks koroner anjiyografi, kalp pilleri ve elektrofizyolojik olarak 3 boyutlu ablasyon tedavileri veren merkezimizde artık ameliyatsız kapak değişimi (TAVI), kalp deliklerinde kapama (ASD, PFO) gibi işlemler rutin olarak yapılmaktadır. Uygulanmamış olan paravalvüler kaçak veya mitral kapak girişimi gibi tedavileri de yavaş yavaş imkânlarımız elverdiğince yapmaya çalışmaktayız. Bu şekilde Eskişehirli hemşehrilerimizin ve bölgemizden gelen vatandaşlarımızın Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlere gitmelerine gerek kalmadan devletimiz ve üniversitemizin bize sağladığı imkânlar doğrultusunda ben ve ekibim görevimizi en iyi şekilde yerine getirmek için buradayız."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/ameliyatsiz-kalp-kapak-tedavisi-3325.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/ameliyatsiz-kalp-kapak-tedavisi-3325.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/ameliyatsiz-kalp-kapak-tedavisi-3325-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/ameliyatsiz-kalp-kapak-tedavisi-3325.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/ameliyatsiz-kalp-kapak-tedavisi/485/</link>
			<pubDate>Mon, 25 Nov 2024 15:48:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bu meyve kakao ve şeker yerine kullanılabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas Medicana Hastanesinde görevli Diyetisyen Cansu Arslan, kakao ve şeker yerine keçiboynuzu kullanılmasını önerdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas Medicana Hastanesinde görevli Diyetisyen Cansu Arslan, kakao ve şeker yerine keçiboynuzu kullanılmasını önerdi.

Doğal ve sağlıklı beslenme trendlerinin etkisiyle harnup meyvesi olarak da bilinen keçiboynuzu meyvesi yeniden popülerlik kazanıyor. Özellikle bağışıklık sistemini destekleyici özellikleriyle dikkat çeken bu doğal besin, hem geleneksel hem de modern tüketim yöntemleriyle sofralarda yerini alıyor. Zengin besin değerleri ve sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle dikkatleri toplayan bu meyve; A, B ve E vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyum içeriyor. Keçiboynuzunun kemik erimesine karşı koruyucu bir rol oynadığını belirten Uzman Diyetsiyen Cansu Arslan, "Keçiboynuzu, yağ içermeyen yapısı ve kakaodan iki kat fazla kalsiyum içermesi nedeniyle sağlıklı bir çikolata alternatifi olarak tercih edilebilir. Çekilip öğütülen keçiboynuzu kek, kurabiye ve muhallebilerde kakao veya şeker yerinde kullanılabilir. Keçiboynuzunun astım ve bronşite; demir eksikliği anemisine iyi geldiği çalışmalarla desteklenmiştir" dedi.



"Uzun tokluk süresi sağlar"

Uzun tokluk süresi sağladığı için hastalara önerildiğini belirten Arslan, "Zengin çözünmez posa içeriğiyle sindirim sistemimizi olumlu etkiler, uzun tokluk süresi sağlar, bu özelliğiyle diyetlerde de sık tercih edilebilir. Kan şekerini dengeleyici, glisemik indeksi düşük bir besin olan keçiboynuzunu diyabet hastaları da ara öğünlerde tercih edebilir. LDL kolesterol seviyesini düşürdüğüne dair çalışmalar da mevcuttur. İçeriğindeki tanen bileşikleri sayesinde antikanserojenik özelliktedir yani kanser oluşumunu önleyen potansiyel bir etkiye sahiptir. Keçiboynuzunun tazesi direkt tüketilebilirken, kurutulmuş hali çekilip un haline getirilerek; şeker, çikolata yerine kurabiye, kek, muhallebilerde kullanılabilir. Keçiboynuzu pekmezi ise özellikle kış aylarında bağışıklığı güçlendirmek, vücudumuzu hastalıklara karşı korumak, öksürük ataklarımız varsa bunları önlemek için günlük 1-2 tatlı kaşığı tercih edilebilir" şeklinde konuştu.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-meyve-kakao-ve-seker-yerine-kullanilabilir-4807.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-meyve-kakao-ve-seker-yerine-kullanilabilir-4807.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-meyve-kakao-ve-seker-yerine-kullanilabilir-4807-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/bu-meyve-kakao-ve-seker-yerine-kullanilabilir-4807.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bu-meyve-kakao-ve-seker-yerine-kullanilabilir/484/</link>
			<pubDate>Sat, 23 Nov 2024 21:42:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından çocuklarda 'akut bronşiyolit' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Acil Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Murat Doğan, havaların soğumasıyla beraber çocuklarda solunum yolları enfeksiyonlarının arttığını kaydederek ailelere uyarılarda bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Acil Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Murat Doğan, havaların soğumasıyla beraber çocuklarda solunum yolları enfeksiyonlarının arttığını kaydederek ailelere uyarılarda bulundu.

Kayseri Şehir Hastanesi Çocuk Acil Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Murat Doğan; kış aylarının gelmesiyle beraber çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan akut bronşiyolit hakkında bilgiler verdi. Hastalığın semptomları hakkında konuşan Doğan, "Çocukların nefes alıp vermesinde yaşanan güçlüklere solunum sıkıntısı denir. En sık nedenlerine geldiğimizde akut bronşiyolittir. Bu hastalık kış aylarındaki hastalıkların yüzde 90'nını oluşturmaktadır. Bunlara ek olarak tonsillit faranjit dediğimiz boğaz enfeksiyonu, zatürre dediğimiz pnömoni, astım, alerji gibi durumlar, boğuk ses, kısık ses, havlar tarzı öksürük ile gelen krup hastalığı, çocuk yemek yerken veya oyun oynarken boğulur tarzda gelen vakalarda da en sık karşılaştığımız yabancı cisim aspirasyonu en çok karşılaştığımız öksürük ve solunum sıkıntısı nedenleridir" dedi.

"Bu çocuklardaki hastalığın yüzde 90'ını oluşturmaktadır"

Ailelere uyarılarda bulunan Doç. Dr. Doğan, "Akut bronşiyolit çocuklardaki solunum sıkıntısının en sık nedenlerinden birisidir. Bu çocuklardaki hastalığın yüzde 90'nını oluşturmaktadır. Tedavisi sıvı alımı ve semptomatik yaklaşımdır. Sıvı alımı, anne sütü, taze sıkılmış meyve ve sebze sularından oluşur. Semptomatik tedavi ise çocuğun ateşinde ateş düşürücü, burun tıkanıklığında burun açıcı spreyler, öksürük tedavisinde ise öksürük şuruplarıdır. Aileler bu tedavi sürecinde bu semptomların 5-7 gün, bazen ise 2 haftaya kadar sürebileceğini unutmamalıdırlar. Bu tedavi sürecinde çocuğun solunum sayısında ciddi bir artış görürlerse, soluk alıp verirken burun kanadı hareket ediyorsa, morarma gözüküyorsa, günlük normal beslenmesi yüzde 50'nin altına düşmüşse, ciddi hırıltı, inleme ve şuur bozukluğu gibi durumlar gelişirse en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. Kış aylarında en çok karşılaştığımız rahatsızlıklar enfeksiyon nedenlerdir. Ailelerin ilk başta dikkat etmesi gereken durum, Sağlık Bakanlığı'nın daha önce başlattığı aşı programıdır. Daha sonra hijyen kurallarının uygulanması. Bol sıvı alımı, taze meyve ve sebzelerin tüketilmesi. Mümkün olduğunca kalabalık ortamlardan uzak durulması, kapalı ortamların gün içinde birkaç kez havalandırılması, düzenli uyku ve dengeli beslenmeye dikkat edilmesi ve yapılabilirse spor yapmayı öneriyoruz" diye konuştu.

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-cocuklarda-akut-bronsiyolit-uyarisi-514.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-cocuklarda-akut-bronsiyolit-uyarisi-514.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-cocuklarda-akut-bronsiyolit-uyarisi-514-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/uzmanindan-cocuklarda-akut-bronsiyolit-uyarisi-514.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-cocuklarda-akut-bronsiyolit-uyarisi/483/</link>
			<pubDate>Sat, 23 Nov 2024 20:41:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kış ayları öncesinde saç dökülmesine dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Soğuk kış aylarında takılan bere ve şapkalar ile saçlar daha fazla yıpranırken, uzmanlar saç dökülmelerine karşı saç kökünü havalandırmanın ve bakımın önemine dikkat çekiyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Soğuk kış aylarında takılan bere ve şapkalar ile saçlar daha fazla yıpranırken, uzmanlar saç dökülmelerine karşı saç kökünü havalandırmanın ve bakımın önemine dikkat çekiyor.

Doğu Karadeniz'de gece ve sabah saatlerinde soğuk hava etkisini gösterirken uzmanlar az bir süre kalan kış ayları öncesinde saç bakımına dikkat çekti. Özellikle şapka ve bere gibi aksesuarlar soğuktan korumak için önem taşırken, kafada uzun süre bulundurulması durumunda saç köklerine ve saçlara zarar verebiliyor. Bu nedenlerle saç dökülmeleri kış aylarında ciddi oranlara ulaşırken, uzmanlar soğuk havalarda saç bakımının önemine dikkat çekiyor.

"Mevsim geçişlerinde daha çok artıyor"

Saçların kuruyup nemsiz kaldığını ifade eden uzmanlar şu bilgilere yer verdi: "Saç dökülmesi genetik olan, hormon bozukluğundan ve vitamin eksikliğinden olan bir şey. Tabi ki mevsim geçişlerinde bunlar daha çok artıyor. Bunun sebeplerin arasında; bere takılması, saçların kuruması, yıpranması ve insanların saçlarına bakım yaptırmaması yer alıyor. Normalde bir insanın saçı yüzde 50 dökülecekse, mevsim geçişlerinde bu oran yüzde 80'e ulaşabiliyor. Bu da özellikle saçların kuru ve nemsiz olmasından kaynaklanıyor. Saçın bir 'ph' oranı var. Bu saçın asitlik oranı. Burada ph cetveline göre rakamın 4,5 ila 5,5 arası olması lazım. Bu oran 7,5 ila 8,5 oranlarına çıktığında saçlar, yıpranmalara ve kopmalara maruz kalıyor. Bu oranın bu kadar yükselmemesi için saçlara keratin bakımı, keratin botoks bakımı, nem bakımı uygulanabilir ve bu sorunlar engellenebilir. Vatandaşlar, mevsim geçişlerinde bere kullandıkları için de saçlarının yıpranmasına ve kopmasına sebep olabiliyorlar. İnsanlarımız saç kestirmeyi, saçı yıkatmayı saç bakımı sanıyorlar. Aslında böyle bir şey yok. Gün içinde 3 öğün nasıl karnımız acıkıyorsa saçımızın da karnı acıkıyor. Bunun protein bakımı, nem bakımı, yıkaması gibi birçok kısmı var. Genellikle vatandaşlar evlerinde sülfatlı, silikonlu, parabenli şampuanlar kullandıkları için bu konuda sorun yaşayabiliyorlar. Genellikle her şampuanın içinde sülfat ve paraben var. Bu da saçın kurumasına sebep oluyor. Vatandaşlarımız sülfatsız ve parabensiz şampuanlar kullandıklarında saçlarının daha az kurumasını sağlarlar dökülmesini azaltabilirler."

 

]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylari-oncesinde-sac-dokulmesine-dikkat-1637.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylari-oncesinde-sac-dokulmesine-dikkat-1637.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylari-oncesinde-sac-dokulmesine-dikkat-1637-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylari-oncesinde-sac-dokulmesine-dikkat-1637.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kis-aylari-oncesinde-sac-dokulmesine-dikkat/482/</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 22:05:58 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İnmede ilk 4,5 saatte müdahale önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyada her yıl 12 milyon kişiye inme tanısı konulduğu ve 7 milyon insanın inme sebebiyle hayatını kaybettiğini belirten Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel, risk faktörlerinin bilinmesinin inme riskini önemli ölçüde azaltabileceğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyada her yıl 12 milyon kişiye inme tanısı konulduğu ve 7 milyon insanın inme sebebiyle hayatını kaybettiğini belirten Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel, risk faktörlerinin bilinmesinin inme riskini önemli ölçüde azaltabileceğini söyledi.

Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi nöroloji bölümünden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel, Dünya İnme Günü çerçevesinde açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı'nın bu yılki temayı "İnme Beklemez: Erken Davran!" şeklinde belirlediğine dikkat çeken Doç. Dr. Pekel, inmede erken müdahalenin hayat kurtardığına dikkat çekti.

"İlk 4.5 saat çok önemli"

İnmenin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu dile getiren Doç. Dr. Pekel, "Kol ve bacaklarda ani başlayan tek taraflı güçsüzlük veya uyuşma, konuşma güçlüğü ve bozukluğu, yüzde asimetri, çift görme, dengesizlik ve bilinç seviyesinde değişiklikler gözlemlendiğinde inme belirtileri olabileceği düşünülerek en kısa zamanda uygun tedavi merkezine başvurulmalıdır. Zaman kaybı, beyin kaybıdır, yani zaman kavramı erken tanıda önemlidir. İnme geçiren hastada zamanın doğru kullanımı ile yaşam kalitesi ve değerli anılar kurtarılabilir. İlk 4.5 saat içinde yapılan girişimler sayesinde hastalığın etkilerine daha az maruz kaldığı ve bu hastalığa bağlı olarak engelli olma, ölüm oranlarında azalma görülmüştür" şeklinde konuştu.

"Yüzde 90 önlenebilir"

İnme oluşumunda en önemli risk faktörlerinin sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Pekel, "Bu risk faktörlerinin olumsuz etkileri nedeniyle kişilerde yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri ve obezite gibi durumlar ortaya çıkmakta, bunlar da inme gelişme riskini arttırmaktadır. Yapılan araştırmalar, ufak yaşam tarzı değişiklikleriyle inmenin yüzde 90 oranında önlenebileceğini göstermektedir" diye konuştu.

"Fiziksel aktivite yapın"

İnme riskini azaltmak için yapılması gerekenleri sıralayan Doç. Dr. Pekel, "Tütün ve alkol kullanımından uzak durulmalı ve sigara dumanına maruz kalınmamalıdır. Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite yapılmalıdır. Diyette yağ, şeker ve tuz azaltılmalıdır. Bol sebze tüketilmelidir. Ayrıca doktorumuza danışarak kan basıncı, kan yağları, kan şekeri ve kilomuzu öğrenmeli, doktorumuzun önerilerine uymalıyız. Aile bireylerimizi de sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri konusunda teşvik etmeliyiz" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/inmede-ilk-4-5-saatte-mudahale-onemli-8938.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/inmede-ilk-4-5-saatte-mudahale-onemli-8938.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/inmede-ilk-4-5-saatte-mudahale-onemli-8938-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/inmede-ilk-4-5-saatte-mudahale-onemli-8938.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/inmede-ilk-4-5-saatte-mudahale-onemli/481/</link>
			<pubDate>Mon, 28 Oct 2024 20:04:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dişi için verilen iğne yüzünden 7 aydır topallıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Eskişehir'de 7 ay önce dişindeki çürüğü tedavi ettirmek için gittiği hastanede kendine verilen antibiyotik iğnelerini Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde vurulduktan sonra sol bacağında sızı hissetten ve topallamaya başlayan 3 çocuk annesi Yazgül İkiz, 7 farklı hastane dolaşsa da derdine bir deva bulamadı. Yazgül İkiz, sakat kalmaktan korkarken suç duyurusunda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eskişehir'de 7 ay önce dişindeki çürüğü tedavi ettirmek için gittiği hastanede kendine verilen antibiyotik iğnelerini Yunus Emre Devlet Hastanesi'nde vurulduktan sonra sol bacağında sızı hissetten ve topallamaya başlayan 3 çocuk annesi Yazgül İkiz, 7 farklı hastane dolaşsa da derdine bir deva bulamadı. Yazgül İkiz, sakat kalmaktan korkarken suç duyurusunda bulundu.

Eskişehir'de yaşayan 3 çocuk annesi 45 yaşındaki Yazgül İkiz, geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda dişindeki rahatsızlık için Eskişehir Ağız Ve Diş Sağlığı Hastanesi'ne gitti. Burada kendine verilen antibiyotik iğnelerini alan İkiz, Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne gitti. Burada iddiasına göre iğneleri bir hemşire tarafından yapılan Yazgül İkiz, sol bacağında çok şiddetli bir sızı hissetti. Sızısı hiç dinmeyen talihsiz kadın tekrar Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne gitti. Burada Hasta Hakları Birimi'nden destek ve ilgi görmediğini belirten İkiz, duyduğu sızı eşliğinde topallayarak ile evine döndü. Yürümesi de gün geçtikçe güçleşen İkiz Eskişehir Şehir Hastanesi'ne giderek muayene oldu. Burada da kendine ilaç yazılan kadın bir fayda göremedi.

7 aydır 7 hastane dolaştı

Yapılan muayene ve ilaçlardan fayda göremeyen Yazgül İkiz, Eskişehir Anadolu Hastanesi'ne gitti. Burada da 400 TL karşılığında ilaç yazdıran İkiz yine umduğu faydayı bulamadı. 7 ayda, 7 hastane dolaşan 45 yaşındaki talihsiz kadın bir kutu ilaç biriktirirken sakat kalmaktan korkuyor. Sadece dişindeki çürüğü tedavi ettirmek isteyen kadın şimdi sol bacağının üzerine basamıyor. Son olarak savcılığa giden kadın suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

"Girmediğim doktor kalmadı ve ben bu ağrıma bir çare bulamadım"

Başından geçenleri anlatan 3 çocuk annesi 45 yaşındaki Yazgül İkiz, "Ben bayramın 2'nci gününde dişim şiştiği için diş hastanesine gittim. Doktor bey bana ilaç ve iğne verdi. İğneyi aldım ve bayramın 2'nci gününde vurulmaya başladım. Antibiyotik ve ağrı kesici kullandım. Yüzüm şiştiği için hemen hastaneye gittim. Yunusemre Devlet Hastanesi'nin acilinde iğne ilk vurulduğunda bana çok ağır geldi. Baktılar, 'Günde 4 iğne yiyorsun, olabilir' dediler. Ertesi gün bir daha gittim, 'Ayağım uyuştu, ben bu gece uyuyamadım' dedim. Sonrasında bana, 'Ya bacım çok biliyorsun, biz biliyoruz iğneyi' dedi. Ben 3 kere iğneyi vurulduktan sonra bir daha vurulmadım. Elimde 15 iğne vardı. Sabah 2, akşam 2 iğne vuruluyordu. Ağrıda duramadığım için tekrar hastaneye gittim. Yunusemre Devlet Hastanesi'ndeki hemşire hanım benimle ilgilenmedi. Ardından başhekime çıkmak istedim. Yardımcısı gelip bana, 'Önce hasta haklarına gitmen lazım' dedi. Ben hasta haklarına gittim, durumu anlattım. Hasta hakları önüme kâğıt verip şikâyetçi olmamı söyledi. Ben de, 'Şikâyet etmek istemiyorum. Bu bölüme kim bakıyorsa bana yardımcı olun' dedim. Oradaki kadın müdürünü çağırdı. O da bana, 'Gidin, 182'ye başvurun dedi. Ben 182'de kime başvuracağım ki? Bu bölüme kim bakıyor? Ben bilemediğimi söyledim. İlgilenmedi, beni gönderdi. Orada zaten mağdur oldum. Birebir hasta haklarından şikayetçiyim. Doktorların hepsi beni biliyor şu an. Girmediğim doktor kalmadı ve ben bu ağrıma bir çare bulamadım. O kadar ağrım var ki şu an ayağım çekiyor. Topuğuma basamıyorum, çökmeler oluşuyor ve geceleri yatamıyorum. Yeşil reçete antidepresan hapları veriyorlar. Eskişehir'de gitmediğim hastane kalmadı. Eskişehir Şehir Hastanesi'ne de gittim. İlker bey, 'Sinir damarına denk gelmiş' diyerek bana ilaç verdi. İlaçları içtim, geçmediği için tekrar gittim. O da, 'Belinde fıtık olabilir, acilen beyin cerrahına git' dedi. Beyin cerrahına gittim, o ise durumun kendisiyle ilgili olmadığını söyledi. Yani doktor doktor gezdim" dedi.

"Sağlık Bakanlığından yardım istiyorum"

Özel hastanelerden de derdine çare bulamayan Yazgül İkiz, suç duyurusunda bulunduğu konusunda şöyle konuştu:

"Eskişehir Anadolu Hastanesi'ne de gittim, orada bana sinir ve damar doktoru Zühtü bey baktı. Hoca bana, 'Evet, sinir damarına denk gelmiş olabilir ama ben bu şişiği anlamadım. Ağrı doktoruna gidin' dedi. Ben de oraya gittiğimi belirttiğimde doktor bunun kendi bölümü olmadığını söyledi. Özel Anadolu Hastanesi'nde hocaya ilaç yazdıracaktım, hoca önce giriş yaptırmamı istedi ve 400 TL para verdim. Ben hem maddi hem de manevi çok kötü durumdayım. Yunusemre Devlet Hastanesi'nde fizik doktoruna gittim. O da bana, 'Şu an sinire denk gelmiş ama ben buna fiziği uygun görmüyorum. Durmadan ilaç içeceksin' dedi. Ayağıma basamadığımı söyledim, 'Olabilir, bunun tedavi süreci çok sıkıntılı' dedi. Yani kimse elini taşın altına koymadı. Şu ağrıyı alan yok. Çok kötüyüm ve psikolojim bozuldu. 7 aydır gezmediğim hastane kalmadı, 7 hastane gezdim ve bana bir sürü ilaç verdiler. Ben adliyeye gittim, savcılığa suç duyurusunda bulundum. Geçen ay savcı beyin kendisiyle görüştüm, adli tıp istedim. O da bana, '1 sene de olabilir, 1 buçuk sene de. Sen başının çaresine bak, beni bekleme ve doktor doktor gez' dedi ama doktorlar bakmıyor. Dişim için gittim, bacağımdan oldum. Ben Sağlık Bakanlığından yardım istiyorum."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/disi-icin-verilen-igne-yuzunden-7-aydir-topalliyor-2469.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/disi-icin-verilen-igne-yuzunden-7-aydir-topalliyor-2469.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/disi-icin-verilen-igne-yuzunden-7-aydir-topalliyor-2469-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/disi-icin-verilen-igne-yuzunden-7-aydir-topalliyor-2469.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/disi-icin-verilen-igne-yuzunden-7-aydir-topalliyor/480/</link>
			<pubDate>Mon, 28 Oct 2024 23:03:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hastanede yoğunluk yaşanan bölümlere çözüm üretiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki sağlık hizmetleri ile ilgili bilgi veren Başhekim Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Doğan; hizmet kalitesinde önemli iyileşmeler yaşandığına dikkati çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki sağlık hizmetleri ile ilgili bilgi veren Başhekim Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Doğan; hizmet kalitesinde önemli iyileşmeler yaşandığına dikkati çekti.

3 Mayıs 2024 tarihinde Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine getirilen Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Doğan; yaşanan yoğunluk nedeniyle randevu alınması uzun süren radyoloji, göz, fizyoterapi gibi bölümlere mesai dışı çalışma ile çözüm ürettiklerini belirtti. Radyoloji bölümünde özellikle ultrason tetkiklerinde yaşanan gecikmelerin önüne geçmek amacıyla mesai dışı çalışma sistemi ile 6 aya kadar uzayan tektik sürelerinin 15 güne düşürüldüğünü belirten Başhekim Doğan, bu değişikliğin özellikle kanser hastalarının tedavi süreçlerinin hızlanmasına önemli katkı sağladığını ifade etti. Bor Fizik Tedavi Hastanesi binasının depremde zarar görmesi nedeniyle yaşanan yoğunluğun, fizyoterapi ünitesinde randevu sürelerinin bir yılın üzerine çıkmasına yol açtığını kaydeden Başhekim Doğan, yapılan mesai kaydırma çalışmaları ile iki mesai düzeni uygulanarak bu sürelerin kısaltıldığını söyledi. Hastanenin çocuk bölümünde yapılan gelişim testleri, dil terapisi ve ergoterapi hizmetlerinde de Sağlık Bakanlığı'nın sistemsel güncellemeleri dikkate alınarak, randevu sürelerinin neredeyse günübirlik hale getirildiği ifade eden Doğan, bu sistem sayesinde ailelerin çocukları için daha hızlı sağlık hizmeti alabildiğini belirtti. Uzun yıllardır randevu alınmasında yaşanan gecikme ile öne çıkan göz bölümünde oluşan yığılmanın önüne geçmek için mesai dışı uygulamalara geçildiğini ifade eden Başhekim Doğan, endokrin ile kadın doğum polikliniğinde de benzer uygulamalar başlatılarak randevu sürelerinin kısaltılmasını hedeflediklerini söyledi.

Personel İhtiyacı ve Yeni Atamalar

Plastik cerrahi uzmanının yeni atandığını ve iki üroloji uzmanının göreve başladığını duyuran Başhekim Mustafa Doğan; Sağlık Bakanlığı ve Ömer Halisdemir Üniversitesi'nin destekleriyle ihtiyaç olan akademik ve uzman kadroların doldurulması için yoğun çabalar sarf ettiklerini ifade etti. Başhekim, hastanenin gelişiminde ve sağlık hizmetlerinde kalitenin arttırılmasına yönelik önemli katkı sağlayan Niğde Valisi, Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü, milletvekilleri ve belediye başkanına teşekkür etti.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/hastanede-yogunluk-yasanan-bolumlere-cozum-uretiliyor-3372.jfif</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/hastanede-yogunluk-yasanan-bolumlere-cozum-uretiliyor-3372.jfif" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/hastanede-yogunluk-yasanan-bolumlere-cozum-uretiliyor-3372-t.jfif"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/hastanede-yogunluk-yasanan-bolumlere-cozum-uretiliyor-3372.jfif" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/hastanede-yogunluk-yasanan-bolumlere-cozum-uretiliyor/479/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 20:03:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Soğuk hava eklem ağrılarını tetikliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte eklem ağrılarında artış gözlemlendiğini dile getiren Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, yağışla birlikte gelen soğuk havalarda artan ağrı şikayetlerini de sadece mevsimlere bağlanılmamasını, hastaların muayeneden kaçınmamaları gerektiğini ifade etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte eklem ağrılarında artış gözlemlendiğini dile getiren Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, yağışla birlikte gelen soğuk havalarda artan ağrı şikayetlerini de sadece mevsimlere bağlanılmamasını, hastaların muayeneden kaçınmamaları gerektiğini ifade etti.

Kış aylarının gelmesiyle hava sıcaklıklarında düşüşler başladı. Kış mevsiminde bel, boyun, diz ve eklem ağrısı yaşayan kişilerin şikayetlerinde artışların olduğunu belirten Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, yaşanabilecek sağlık sorunlarını ve tedavi yöntemlerini anlattı. Vücuttaki dokuların işlevlerini kaybetmesiyle meydana gelen rahatsızlıkların soğuk havalarda daha fazla rahatsız edeceğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, soğuk hava ile birlikte artan şikayetler nedeniyle vatandaşların daha sık hekimlere başvurmalarına yol açacağını söyledi.

"Soğuk havalarda artan ağrı şikayetleri hastalıkta artış olarak değerlendirilmemeli"

Eklem ağrısı şikayetlerini soğuk havalarla birlikte nem ve yağışlarında etkileyeceğini, hastaların sabah kalktığında veya uzun süre hareketsiz kaldıktan sonraki ilk hareketlerinde ağrıların ve damar, sinir sıkışmaları meydana geleceğini belirten Op. Dr. Özçelik, "Beyin ve Sinir Cerrahisiyle ilgili olan konularda hastalarımızı uyarmak istiyorum. Özellikle kireçlenme, sinir sıkışması, kanal daralması ve eski fıtıkları olan hasta gruplarında havalar soğuduğunda özellikle de rutubetli soğuklarda, nemin de arttığı yağışla beraber olan soğuklarda şikayetlerinin arttığını görecekler. Bu şikayetlerdeki artış sabahları kalktığında daha fazla olacak. Uzun süre hareketsiz kalınmasının ardından ilk harekete geçtiği anda daha fazla olacak. Bunu hastalığında bir artış olarak değerlendirmemelerini, mevsimin etkisiyle bu yıpranma sürecindeki ağrıların artışına bağlı olduğunu şimdiden söylemeliyim. Ancak tabii bu hiçbir şey olmadığı, tamamen soğuğun etkisiyle olduğu anlamına gelmesin" diye konuştu.

"Rahatsızlıklarda muhakkak kontrole gitmeniz gerekmektedir"

Hastaların ağrılarını kış mevsimine bağlayarak kontrolleri ihmal etmemeleri gerektiğini dile getiren Op. Dr. Özçelik, "Hastalarımızın şikayetlerinde değişiklik yaşamalarının hastalığın karakterinde değişiklik olmasıyla bağlantılı olabilir. Önceki ağrının şiddetinden ziyade şeklinde sıkışma tarzında mı? Bıçak batma tarzında mı? Yanma tarzında mı? Karıncalanma tarzında mı? Havalar soğuyacak, şikayetlerinizde özellikle sabahları rutubetli ortamlarda bir miktar artışınız olacak ama bunu tamamen sadece kışa bağlamayın. Eğer hastalığınızın karakterinde de bir artış, değişiklik varsa muhakkak kontrolünüzü ihmal etmeyin" şeklinde konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/soguk-hava-eklem-agrilarini-tetikliyor-5775.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/soguk-hava-eklem-agrilarini-tetikliyor-5775.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/soguk-hava-eklem-agrilarini-tetikliyor-5775-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/soguk-hava-eklem-agrilarini-tetikliyor-5775.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/soguk-hava-eklem-agrilarini-tetikliyor/478/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 20:03:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Op. Dr. Hasan Erkurt, "Her 8 kadından biri risk altında"]]></title>
			<description><![CDATA[Özel Gaziantep MMT Amerikan Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hasan Erkurt, meme hastalıklarının kadınlarda en sık görülen sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, bu hastalıkların iyi huylu ve kötü huylu olarak iki ana grupta değerlendirildiğini belirtti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel Gaziantep MMT Amerikan Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hasan Erkurt, meme hastalıklarının kadınlarda en sık görülen sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, bu hastalıkların iyi huylu ve kötü huylu olarak iki ana grupta değerlendirildiğini belirtti.

Özel Gaziantep MMT Amerikan Hastanesi Genel Cerrahı Op. Dr. Hasan Erkurt, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Erkurt, meme hastalıklarının kadınlarda en sık görülen sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek, bu hastalıkların iyi huylu ve kötü huylu olarak iki ana grupta değerlendirildiğini belirtti. Meme kanserinin kadınlar arasında en yaygın kanser türü olduğunu ifade eden Op. Dr. Erkurt, "Her 8 kadından biri meme kanseri riski taşıyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri teşhisi konuyor" dedi.

"Erken tanı meme kanserinde altın standarttır"

Erken tanı ve tedaviyle meme kanserinden, memenin alınmasına gerek kalmadan kurtulmanın mümkün olduğunu vurgulayan Op. Dr. Erkurt, meme kanseri risk faktörlerini, "İleri yaş, aile hikâyesi (birinci ve ikinci derece akrabalarda meme kanseri bulunması), bazı ailesel kanser sendromları, erken yaşta adet görmek, geç menopoza girmek ve doğum kontrol haplarının kullanımı" şeklinde sıraladı.

Kanser belirtileri

Meme kanseri belirtilerine de değinen Op.Dr. Erkurt, "Ele gelen ağrısız, sert yapılı, hareketsiz ve düzensiz sınırlı bir kitle, iki meme arasında şekil ve boyut farklılığı, meme cildinde kızarıklık, morarma, ödem, meme başında renk değişikliği, kabuklanma, çöküntü ve meme başından kanlı veya kansız akıntı. Ayrıca koltuk altında ele gelen şişlikler de belirtiler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.

"Erken teşhis hayat kurtarır"

Erken teşhisin önemine dikkat çeken Op. Dr. Erkurt, "Kendi kendine yapılan meme muayenesi, yıllık genel cerrahi uzmanı kontrolü ve 40 yaşından itibaren yıllık mamografi kontrolleri meme kanserinin erken teşhisi için kritik öneme sahiptir" diye konuştu.

Şüphelenilen kitlelerde tru-cut (iğne) biyopsisinin altın standart yöntem olduğunu, ayrıca bu yöntemle kitlenin iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunun kesin olarak tespit edilebileceğini ve kötü huylu ise hastalığın tipi, yayılımı ve evresinin ortaya çıkarılarak tedavi planlamasının sağlandığını belirten Op.Dr. Erkurt, "Erken evrede yakalanan meme kanserlerinde, memenin alınmasına gerek kalmadan tümöre doğrudan müdahale edilebilmektedir. İleri evrelerde ise meme alınsa bile aynı seansta protezle yeni bir meme yapılabilir" şeklinde konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/op-dr-hasan-erkurt-her-8-kadindan-biri-risk-altinda-2950.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/op-dr-hasan-erkurt-her-8-kadindan-biri-risk-altinda-2950.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/op-dr-hasan-erkurt-her-8-kadindan-biri-risk-altinda-2950-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/op-dr-hasan-erkurt-her-8-kadindan-biri-risk-altinda-2950.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/op-dr-hasan-erkurt-her-8-kadindan-biri-risk-altinda/477/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 17:03:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Lenfödeme müdahale gecikirse tedavi zorlaşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Dilek Eker Büyükşireci, lenfödeme müdahale edilmezse, ileri evrelerde tedavisinin son derece zorlaştığını ve başarı şansının düştüğünü söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Dilek Eker Büyükşireci, lenfödeme müdahale edilmezse, ileri evrelerde tedavisinin son derece zorlaştığını ve başarı şansının düştüğünü söyledi.

Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak dikkat çekiyor. Bu kanser türünde erken tanı hayat kurtarırken, hastaların takiplerinde genel cerrah, onkoloji uzmanı, radyasyon onkolojisi uzmanı ile birlikte fiziksel tıp ve rehabilitasyon (FTR) uzmanları ekip olarak çalışıyor. Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Doç. Dr. Dilek Eker Büyükşireci, meme kanseri tedavilerinde FTR'nin çok önemli olduğunu vurgulayarak, uyarılarda bulundu.

"Lenfödeme müdahale gecikirse tedavi zorlaşıyor"

Erken tanının olduğu kadar erken müdahalenin de tedavi için oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Medicana International Samsun Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Dilek Eker Büyükşireci, "Erken tanı meme kanserinde hayat kurtarır. Sadece erken tanı değil bu hastaların erken dönemde görecekleri tedavi ile hayat kaliteleri ciddi oranda artar ve meme kanserine bağlı gelişebilecek problem riski en düşüğe iner. Meme kanserli hastaların takiplerinde genel cerrah, onkoloji uzmanı ve radyasyon onkolojisi uzmanı ile birlikte fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının da ekibin bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Meme kanseri tanısı alan hastalarda özellikle cerrahi sonrası hastaların alınan meme dokusu tarafındaki kolu hareketten sakınmaları nedeniyle donuk omuz dediğimiz omuz hareketlerinde kısıtlılık oluşabilmektedir. Yine bu hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin alınmasına bağlı olarak gelişebilen aksiller web sendromu dediğimiz tabloda koltuk altında oluşan gergin bant görülebilir ve omuz hareketlerini kısıtlar. Bu iki durumda da özellikle radyoterapi esnasında kola pozisyon vermek zorlaşır ve hastaların radyoterapi süreci olumsuz etkilenir. Bu hastalarda kanserli hücrelerin lenf bezlerine yayılması, lenf bezlerinin ameliyat esnasında çıkarılması veya lenf bezlerine yapılan radyoterapi nedeniyle hastalarda kolda ağırlık hissi ve şişlik gelişebilir. Bu tablonun adı lenfödemdir. Meme kanserli hastalarda görülebilen lenfödem erken evrelerde saptanırsa tedavi edilebilir, hatta hastaların meme ameliyatı öncesinde bile fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tarafından değerlendirilip gerekli önlemlerin alınmasıyla lenfödem gelişmesi önlenebilir. Lenfödeme müdahale edilmezse maalesef ileri evrelerde tedavisi son derece zorlaşmakta ve başarı şansı düşmektedir" dedi.

"Kemik erimesi ve ağrılara karşı, fiziksel tıp ve rehabilitasyon etkili olabilir"

Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlarının tedavisi ile meme kanseri tedavisi gören hastaların konforlu yaşaması için fiziksel tıp ve rehabilitasyonun önemine değinen Doç. Dr. Dilek Eker Büyükşireci, "Meme kanserli hastalarda özellikle vitamin D düzeylerinin yüksek düzeyde tutulması son derece önemlidir. Hem kanserden korunma ve nüksü önleme açısından hem de kemik sağlığının korunması açısından vitamin D düzeylerinin kandan bakılarak takviye edilmesi önerilir. Özellikle alınan hormonal terapiler nedeniyle bu hastalarda osteoporoza (kemik erimesi) yatkınlık olduğundan bu hastalarımızın kemik sağlığı açısından fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanına başvurmaları son derece önemlidir. Ayrıca alınan bazı kemoterapi ilaçları nedeniyle meme kanserli hastalarımızda sinir uçlarında hasarlar oluşabilir ve nöropatik ağrı dediğimiz ellerde ve ayaklarda uyuşma yanma keçeleşme şikayetleri ile hastalarımız karşı karşıya kalabilirler. Bu hastalarımıza uygulanacak bazı ilaç tedavileri veya fizik tedavi uygulamaları ile hastalarımızda ciddi düzeyde rahatlama sağlayabiliriz" diye konuştu.

"Lenfödemi olan hastalarda selülit oluşabilir"

Lenfödemi olan hastalarda gelişebilecek lenfore denilen lenfsıvısını ciltten dışarı sızması ile selülit cilt enfeksiyonlarına neden olabileceğinden de bahseden Doç. Dr. Büyükşireci, "Meme kanseri tanısı alan tüm hastalarımızın tanıdan sonra fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanına muayene olmasıyla ameliyat sonrası yapabilecekleri egzersizler, cilt bakımı ve lenfödemden korunmak için çeşitli önerilerde bulunulur. Ameliyat sonrasında ise; oluşan kas-iskelet problemleri tedavi edilerek, lenfödem riski yüksek hastalara evde yapabilecekleri lenfödem masajı ve gerekirse bası giysisi verilir ve hasta lenfödem acısından takip edilir. Eğer süreçte lenfödem gelişirse doktor kontrolünde fizyoterapist tarafından manuel lenfatik drenaj tedavisi ve çok tabakalı bandajlama yapılır, sonrasında bası giysisi ile takip edilir. Lenfödemi olan hastalarda gelişebilecek lenfore dediğimiz lenfsıvısını ciltten dışarı sızması selülit denilen cilt enfeksiyonlarına neden olabileceğinden hastalarımızın muhakkak düzenli aralıklarla fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimi takibinde olması gerekir. Lenfödem olsun ya da olmasın meme kanserli hastalarımızın cerrahi geçiren meme tarafındaki kolu koruması, o eldeki tırnak bakımına dikkat edilmesi tırnak batmalarının önlenmesi, o koldan mümkünse kan aldırmaması ve tansiyon ölçtürmemesi önerilir. Yine o kol ile ağır işler yapmaması ve ağırlık kaldırmaması son derece önemlidir. Unutmayalım ki meme kanseri ile mücadelede çok disiplinli yaklaşımla hasta başarısını artırabiliriz. Kadınlarda en sık görülen kanser olduğundan meme kanserli hastaların kas-iskelet sistemi problemlerini göz ardı edemeyiz" şeklinde konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/lenfodeme-mudahale-gecikirse-tedavi-zorlasiyor-7229.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/lenfodeme-mudahale-gecikirse-tedavi-zorlasiyor-7229.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/lenfodeme-mudahale-gecikirse-tedavi-zorlasiyor-7229-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/lenfodeme-mudahale-gecikirse-tedavi-zorlasiyor-7229.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/lenfodeme-mudahale-gecikirse-tedavi-zorlasiyor/476/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 17:03:28 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından 'M Çiçeği virüsü' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, 'M Çiçeği' virüsünün yayılması halinde eldiven kullanımının artacağını söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, 'M Çiçeği' virüsünün yayılması halinde eldiven kullanımının artacağını söyledi.

Afrika'da sıklıkla görülen ve binden fazla insanın hayatını kaybettiği 'M Çiçeği virüsü' Türkiye'de görülmedi. Virüs, Afrika'nın 18 ülkesine yayılım gösterirken, vaka sayısı 42 bini aştı.

"Tanıda gecikme olursa komaya kadar gidebiliyor"

Adana'da görev yapan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şen, "M Çiçeği virüsü sinir sistemini tuttuğu zaman ensefalit adını verdiğimiz bir tabloya neden oluyor. Ensefalit yaptığı zamanda beyinciğin tutulumu sonucu, çok şiddetli baş ağrısı, görme kaybı, kusma gibi yakınmalara neden olabilir. Bu belirtiler sonucu tanıda gecikme olursa komaya kadar gidebiliyor. M Çiçeği virüsü, nöropatik ağrı adını verdiğimiz 'Beni dövmüşler gibi ağrılarım var' söylemlerine yol açabiliyor. Sinir uçlarının tutulumuna bağlı bir olay" ifadelerini kullandı.

Ortak havlu ve çarşaf kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Sarılmamak, öpmemek, dokunmamak gerekiyor. Korona döneminde maske kullanılıyordu, M Çiçeği virüsünün sayısı artarsa eldiven kullanımı artacaktır. Bir mağazadan alışveriş yaparken kıyafetleri veya ayakkabıları denemeyiniz. Sizden önce deneyen kişinin M Çiçeği virüsüne yakalanıp yakalanmadığını bilemeyiz. O yüzden bu dönem içerisinde gerçekten bir endişe, kaygı varsa kendimizi korumalıyız. Bağışıklık sistemi her zaman güçlü olmalı" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/uzmanindan-m-cicegi-virusu-uyarisi-4941.png</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/uzmanindan-m-cicegi-virusu-uyarisi-4941.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/uzmanindan-m-cicegi-virusu-uyarisi-4941-t.png"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/uzmanindan-m-cicegi-virusu-uyarisi-4941.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-m-cicegi-virusu-uyarisi/475/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 20:37:16 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aile hekimlerinden 'Büyük Ankara Mitingi']]></title>
			<description><![CDATA[AHEF organizasyonu ile "Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği" tasarısına karşı düzenlenen mitingde Hekimsen adına konuşan Doktor Neval Oğuz, "Biz sağlık için buradayız, devletimiz için buradayız. Bizim farkımız bu kimsenin kötülüğünü istemeden herkesin iyiliğini isteyerek hizmet etmeye çalışırken ayağımıza lütfen kimse çelme takmaya kalkmasın" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[AHEF organizasyonu ile "Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği" tasarısına karşı düzenlenen mitingde Hekimsen adına konuşan Doktor Neval Oğuz, "Biz sağlık için buradayız, devletimiz için buradayız. Bizim farkımız bu kimsenin kötülüğünü istemeden herkesin iyiliğini isteyerek hizmet etmeye çalışırken ayağımıza lütfen kimse çelme takmaya kalkmasın" dedi.

Aile Hekimleri Derneği Federasyonu (AHEF) organizasyonu ile "Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği" tasarısına karşı düzenlenen miting için farklı illerden Ankara'ya gelen aile hekimi ve aile sağlığı çalışanları Anıt Park'ta buluştu. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile CHP ve İYİ Parti'den doktor kökenli bazı milletvekillerinin de birer konuşma yaptığı mitingde hekimlerde düdük çalarak tasarıya karşı protestoda bulundu.

Hekimsen adına konuşan Doktor Neval Oğuz sahada hastayla gönül gönüle çalıştıklarını belirterek, vatandaşa ulaşmak için hekimlerle el ele verilmesi gerektiğini belirtti.

"Hemşirelerimizle beraber sonuna kadar çalıştık"

Hekimleri düşman görmenin kimseye bir faydası olmayacağından bahseden Oğuz, "Biz her şekilde onlara yardımcı olmaya hazır olduğumuzu bildirdik. Makamların da ziyaret ettik. Yeri geldi çok yumuşak davrandık. Her türlü uygulamalarına uyum sağlamaya çalıştık. Negatif performansa uyum sağladık, pozitif performansa uyum sağladık. Hemşirelerimizle beraber sonuna kadar çalıştık. Yeri geldi eve gittik çalıştık, evlerine hizmet götürdük, çalıştık. Peki bunu karşılığı bu mu olacaktı" dedi.

"Biz sağlık için buradayız, devletimiz için buradayız"

Sağlık Bakanından beklentilerinin olduğunu ancak bunu göremediklerini dile getiren Oğuz, "Bunun sonu ne zaman bitecek bekliyoruz artık. Biz STK'lar birleşerek hangi STK olursa olsun biz ayırmıyoruz, siyaset ayrımı yapmıyoruz, biz siyaset yapmak için gelmedik buraya, biz vatandaşa hizmet için buradayız. Biz sağlık için buradayız, devletimiz için buradayız. Bizim farkımız bu kimsenin kötülüğünü istemeden herkesin iyiliğini isteyerek hizmet etmeye çalışırken ayağımıza lütfen kimse çelme takmaya kalkmasın. Bu yapılan sigma yönetmeliği gerçekten bizi artık son noktaya getirmiştir. Her türlü tepkiyi vermek üzere hazırız. Onlarla hazırlandıklarını söylüyorlar, bakalım kim kazanır vatandaş sonuçta zarar görecektir. Lütfen bizi son noktaya getirmeyin, biz hep beraber hizmet için buradayız. Herkes için devlet için vatandaş için çalışmak için buradayız. Biz yurt dışına kaçmak istemiyoruz buradayız" ifadelerinde bulundu.

Oğuz, Bakanlığa beraberlik çağrısında bulunarak konuşmasını noktaladı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aile-hekimlerinden-buyuk-ankara-mitingi-3025.png</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aile-hekimlerinden-buyuk-ankara-mitingi-3025.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aile-hekimlerinden-buyuk-ankara-mitingi-3025-t.png"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aile-hekimlerinden-buyuk-ankara-mitingi-3025.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/aile-hekimlerinden-buyuk-ankara-mitingi/474/</link>
			<pubDate>Sat, 19 Oct 2024 19:36:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığından "yenidoğan çetesi" ile ilgili açıklama]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "yenidoğan çetesi" adıyla bilinen kişiler hakkında geçen sene cezai işlemler yapıldığı belirtilerek, söz konusu hastanelerin faaliyetleri hakkında başlatılan inceleme sonucu hukuki yaptırım süreçlerinin devreye alındığını duyurdu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Kamuoyunda 'yenidoğan çetesi' adıyla bilinen, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç elde ettikleri belirlenen kişilerle ilgili olay, Mayıs 2023’te İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen bir operasyonla tespit edilmiş, cezai işlemler yapılmış ve konu adli makamlara iletilmiştir. Sağlık Bakanlığımız tarafından söz konusu hastanelerin faaliyetleri hakkında başlatılan inceleme sonucu hukuki yaptırım süreçleri devreye alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı olarak özveriyle görevini yerine getiren, insanların hayatını kurtaran ve şifa dağıtan sağlık çalışanlarımızın insanlık dışı davranışlarda bulunan kişiler sebebiyle töhmet altında kalmasına izin vermeyeceğiz. Yargıya intikal etmiş sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız" ifadeleri kullanıldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakanligindan-yenidogan-cetesi-ile-ilgili-aciklama-8718.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakanligindan-yenidogan-cetesi-ile-ilgili-aciklama-8718.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakanligindan-yenidogan-cetesi-ile-ilgili-aciklama-8718-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakanligindan-yenidogan-cetesi-ile-ilgili-aciklama-8718.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglik-bakanligindan-yenidogan-cetesi-ile-ilgili-aciklama/473/</link>
			<pubDate>Fri, 18 Oct 2024 19:20:37 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Trump ve dünya liderlerinden dijital sağlık kitabına teşekkür]]></title>
			<description><![CDATA[Raşit Dinç, sağlıkta dijitalleşme ve yapay zeka teknolojilerinin etkilerini derinlemesine ele alan "Dijital Sağlık: Sağlık Hizmeti Sunumuna Etkisi" isimli kitabıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump, kitap için Dinç'e teşekkür etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Raşit Dinç, sağlıkta dijitalleşme ve yapay zeka teknolojilerinin etkilerini derinlemesine ele alan "Dijital Sağlık: Sağlık Hizmeti Sunumuna Etkisi" isimli kitabıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump, kitap için Dinç'e teşekkür etti.

Dijital sağlık konusundaki birikimini ve vizyonunu dijital sağlık kitabına aktaran Raşit Dinç, bu kitabı aralarında eski ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania Trump'in da bulunduğu 70'ten fazla ülkenin liderine hediye etti. Küresel sağlık hizmetlerinin geleceğine yönelik dijital dönüşümü ve yapay zeka teknolojilerinin katkısını derinlemesine inceleyen kitap büyük ilgi gördü. Eski ABD Başkanı Trump, bir mektupla Dinç'e teşekkür etti.

Raşit Dinç, bu başarıdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Eserimin farklı ülkelerden ve kültürlerden liderler tarafından takdir edilmesi, dijital sağlık konusundaki çabalarımın küresel düzeyde yankı bulduğunu gösteriyor. Sağlık hizmetlerinde yapay zekanın ve dijital teknolojilerin geleceğini şekillendirmek, uluslararası bir ortaklık ve anlayışla mümkün olacak" dedi.

Dinç, dijital sağlık ve yapay zeka teknolojilerinin sağlık sektöründeki geleceğini şekillendirmeye yönelik çalışmalarına devam edeceğini ve global sağlık ekosistemine katkı sağlamak amacıyla yeni projeler üretmeye devam edeceklerini belirtti.

Dijital sağlık kitabı dünya kütüphanelerinde

Dinç'in eseri dünya çapında önde gelen kütüphanelerde de yer almaya başladı. INVAMED'in dijital sağlık ve yapay zeka alanındaki uzmanlığını yansıtan kitap, küresel sağlık hizmetlerine katkı sağlayabilecek bilgi birikimini geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Kitap, sağlıkta dijitalleşmenin ve yapay zeka destekli uygulamaların sağlık hizmetlerinin daha verimli ve etkili sunulmasına nasıl katkı sağlayabileceğine dair derin analizler sunuyor. Özellikle yapay zekanın tanı koyma süreçlerinde daha hızlı ve kesin sonuçlara ulaşılmasına yardımcı olması ve uzaktan sağlık hizmetleri aracılığıyla sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan eşitsizliklerin azaltılması gibi önemli konuları derinlemesine ele alıyor. Kitapta sağlıkta dijital dönüşümün sadece hastalar için değil, aynı zamanda sağlık profesyonelleri için de nasıl bir kolaylık sağladığı vurgulanıyor.

Sağlık hizmetlerinde dijitalleşmenin etkisi

Dijitalleşme ve yapay zeka destekli sistemler, sağlık hizmetlerinin daha iyi planlanması ve uygulanmasına imkan sağlarken, hasta ve hekim arasındaki etkileşimi de yeni bir boyuta taşıyor. Bu teknoloji destekli sistemlerin kronik hastalıkların takibinde, koruyucu sağlık hizmetlerinde ve acil durum yönetiminde sunduğu faydalar, dijital sağlığın önemini daha da artırıyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/trump-ve-dunya-liderlerinden-dijital-saglik-kitabina-tesekkur-8238.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/trump-ve-dunya-liderlerinden-dijital-saglik-kitabina-tesekkur-8238.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/trump-ve-dunya-liderlerinden-dijital-saglik-kitabina-tesekkur-8238-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/trump-ve-dunya-liderlerinden-dijital-saglik-kitabina-tesekkur-8238.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/trump-ve-dunya-liderlerinden-dijital-saglik-kitabina-tesekkur/472/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 20:45:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Değişen mevsimle birlikte aktarlara ilgi arttı]]></title>
			<description><![CDATA[Gaziantep'te sonbahar aylarının gelmesi ve mevsim değişikliklerinin etkisiyle aktarlarda yoğun mesai başladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gaziantep'te sonbahar aylarının gelmesi ve mevsim değişikliklerinin etkisiyle aktarlarda yoğun mesai başladı.

Gaziantep'te vatandaşlar, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak için doğal ürünlere yöneliyor. Özellikle ıhlamur, ada çayı, zencefil, zerdeçal gibi bitkiler, bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla sıkça tercih ediliyor. Şehrin yerel lezzetlerinden zahter de bu dönemde vatandaşlar arasında büyük ilgi görüyor. Almacı Pazarı'nda aktar dükkanı işleten Semih Sepin, mevsimsel hastalıklara karşı korunmak isteyen vatandaşların taleplerini karşılayabilmek için yoğun mesai yaptıklarını ve doğal ürünlerin satışlarında her geçen gün artış yaşandığını ifade etti.

"Ses kısıklığı ve öksürük gibi rahatsızlıklara zahter çayını öneriyoruz"

Grip ve soğuk algınlığına iyi gelen çayları anlatan Semih Sepin, "Mevsim değişikliği dolayısıyla genelde nezle, grip çok arttı. Ihlamur, adaçayı ve zahter gibi çaylara ilgi arttı. Onun haricinde boğaz ağrısına iyi gelen zencefil ve zerdeçala da talep arttı. Ses kısıklığı ve öksürük gibi rahatsızlıklara zahter çayını öneriyoruz. Doğal antibiyotik olarak zencefil, zerdeçal, pekmez ve hardal özünü karıştırıp içmelerini de öneriyoruz" dedi.

"Vatandaşlara bu çayları sabah ve akşam içmelerini öneriyoruz"

Bitki çaylarının ne sıklıkta tüketileceğini anlatan Sepin, "Vatandaşlar genellikle zahter çayına ilgi gösteriyor. Zencefil ve zerdeçal acı olduğu için yetişkinler daha çok tüketiyor. Vatandaşlara bu çayları sabah ve akşam içmelerini öneriyoruz. Zahter çayının içine limon sıkılarak içilirse daha etkili olacaktır" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/degisen-mevsimle-birlikte-aktarlara-ilgi-artti-3031.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/degisen-mevsimle-birlikte-aktarlara-ilgi-artti-3031.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/degisen-mevsimle-birlikte-aktarlara-ilgi-artti-3031-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/degisen-mevsimle-birlikte-aktarlara-ilgi-artti-3031.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/degisen-mevsimle-birlikte-aktarlara-ilgi-artti/471/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 20:45:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye'yi dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi haline getireceğiz"]]></title>
			<description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi'ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Türkiye'yi dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi haline getireceğiz" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi'ni ziyaret eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Türkiye'yi dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ülkesi haline getireceğiz" dedi.

Bir dizi program ve toplantılara katılmak için Gaziantep'te bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Gaziantep Şehir Hastanesi'ni ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı. Bakan Memişoğlu, temasları sonrası yaptığı açıklamada sağlık yatırımları hakkında bilgi verdi.

"Şehir hastaneleri Türkiye'de en önemli fiziki sağlık şaheserlerimiz"

Hastanedeki temaslarının ardından açıklama yapan ve şehir hastanesinin öneminden bahseden Bakan Memişoğlu, "Bugün Gaziantep'te sağlıkla ilgili hizmetleri değerlendirdik. Ve görüyoruz ki bugün burada basın toplantısı yaptığımız yer şehir hastanemiz. Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği, Türkiye'nin sağlıkta en iyi gelişmesini sağlayan en önemli fiziki sağlık şaheserlerimiz. Bunun yanında bu tür hastanelerimiz artık bundan sonra sadece hizmet değil aynı zamanda bilim ve teknoloji üreten alanlar oluşturarak hekimlerimizin ve bilim insanlarımıza hem hizmet yapma hem de yeni bir şeyler söyleme imkanı sağladılar" dedi.

"Gaziantep'te 70'er yataklı 2 acil durum hastanesi açtık"

Gaziantep'teki sağlık yatırımları hakkında da bilgi veren Bakan Memişoğlu, "Gaziantep'te 2 tane 70'er yataklı acil durum hastanesi açtık. Bunların bir tanesi Oğuzeli'nde, bir tanesi de Nurdağı'nda. Milletimizin hizmetine, eskisinden çok daha iyi hale getirerek bunları sunduk. Sağlık hizmetleri özveriyle yapılan, adanmışlıkla yapılan gerçekten Türkiye'nin de sağlık altyapısı ve sağlık çalışanlarının gurur duyacağı bir hizmet. Onun için toplumdan da bu hizmeti hakkıyla ve dünyaya örnek olacak şekilde sunan bütün sağlık çalışanlarımıza sahip çıkmasını bekliyoruz. Tabii ki bazı istisnalar olur. Tabii ki bazı yanlışlıkları olan insanlar olur. Biz bunları da aramıza elemesini biliyoruz" şeklinde konuştu.

"Türkiye'yi dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ve teknolojisi üreten ülkesi haline getireceğiz"

Yapılacak çalışmalarla Türkiye'yi en sağlık hizmeti sunan ülke konumuna getirmek istediklerini de ifade eden Bakan Memişoğlu, "Biz elimizden geldiğince Türkiye'yi dünyanın en iyi sağlık hizmeti sunan ve sağlık bilgisi üreten, teknolojisi üreten ülkesi haline getireceğiz. Hep beraber daha çok çalışacağız. Daha iyi olacağız, birlikte hareket edeceğiz" diye konuştu.

İl Sağlık Müdürlüğü, hastane yetkilileri ve sağlık çalışanları tarafından karşılanan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'na Gaziantep Valisi Kemal Çeber ile Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de eşlik etti.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakani-memisoglu-turkiyeyi-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmeti-sunan-ulkesi-haline-getirecegiz-5617.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakani-memisoglu-turkiyeyi-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmeti-sunan-ulkesi-haline-getirecegiz-5617.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakani-memisoglu-turkiyeyi-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmeti-sunan-ulkesi-haline-getirecegiz-5617-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-bakani-memisoglu-turkiyeyi-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmeti-sunan-ulkesi-haline-getirecegiz-5617.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglik-bakani-memisoglu-turkiyeyi-dunyanin-en-iyi-saglik-hizmeti-sunan-ulkesi-haline-getirecegiz/470/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 20:45:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bu ünite anne olmak isteyenlerin umudu oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi'nde 1 yılda tedavi gören 250 kadın, uygulanan yöntemler ile gebe kaldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kayseri Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi'nde 1 yılda tedavi gören 250 kadın, uygulanan yöntemler ile gebe kaldı.
Kayseri Şehir Hastanesi'nde 1 yıl önce hizmete açılan tüm bebek ünitesi, doğal yollardan bebek sahibi olamayan kadınların umudu oldu. Ünitede uygulanan aşılama ve tüp bebek tedavileri ile 250 kadın gebe kaldı. Kayseri Şehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bertan Demir ünite hakkında bilgiler vererek, "Tüp bebek ünitesinde aşılamada ile tüp bebek tedavisinden başlayarak bütün alt hizmetlerde ameliyatlar, rahim filmi ve diğer yumurtlama tedavileri son teknoloji ile uygulanmaktadır. Şimdiye kadar yaklaşık 250'ye kadar gebemiz oldu. Buna tüp bebek aşılama da dahil. Çoğu hastamız ilgi ve alakayla dediklerimizi takip ediyorlar. Bizler de hastalarımızla uyumluyuz. Ekibimizle beraber çok güzel sonuçlar alıyoruz" dedi.
Ünitede kısırlığın sebebinin de araştırıldığını belirten Demir, "Burası sadece tüp bebek ve aşılama yapılan bir yer değil. Kısırlığın sebeplerin araştırıldığı, genetik ve anatomik sebepler olarak düzelttiğimiz, ameliyat yaptığımız bir yer. Birçok işlemin yapıldığı en modern bir merkez. Aşılama dışında da gebe kalan birçok hastamız var. Burada ameliyatlarını yapıyoruz, diğer bölümlere gönderiyoruz. Kısırlığın nedeninin de araştırıldığı bir araştırma merkezi. Ünitemiz bu şekilde de hizmet veriyor" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/bu-unite-anne-olmak-isteyenlerin-umudu-oldu-8943.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/bu-unite-anne-olmak-isteyenlerin-umudu-oldu-8943.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/bu-unite-anne-olmak-isteyenlerin-umudu-oldu-8834-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/bu-unite-anne-olmak-isteyenlerin-umudu-oldu-8943.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bu-unite-anne-olmak-isteyenlerin-umudu-oldu/469/</link>
			<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 13:31:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Spina bifidada gizli silah folik asit]]></title>
			<description><![CDATA[Türkiye'de her yıl 2 bin 500 ila 3 bin 500 arasında spina bifida hastası bebek dünyaya geliyor. Bu doğumsal hastalığın önlenmesinde ise gebelik öncesi ve sırasında folik asit kullanımı kritik bir rol oynuyor. Biruni Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Kafkaslı, gebelik öncesinde en az 3 ay folik asit kullanımının spina bifida gelişme riskini yüzde 70 oranında azalttığını ifade etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türkiye'de her yıl 2 bin 500 ila 3 bin 500 arasında spina bifida hastası bebek dünyaya geliyor. Bu doğumsal hastalığın önlenmesinde ise gebelik öncesi ve sırasında folik asit kullanımı kritik bir rol oynuyor. Biruni Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Kafkaslı, gebelik öncesinde en az 3 ay folik asit kullanımının spina bifida gelişme riskini yüzde 70 oranında azalttığını ifade etti.

Biruni Üniversite Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Kafkaslı, spina bifida hastalığının omurga kemiklerinin birleşmemesi sonucu ortaya çıkan doğumsal bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın halk arasında "Ayrık omurga hastalığı" olarak bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Kafkaslı, bin doğumdan 2 ila 3'ünde görüldüğünü ve yaklaşık her yıl 2 bin 500 ila 3 bin 500 arasında spina bifidalı bebek doğduğunu belirtti.

Gebelikten önce 3 ay ve gebelik sırasında folik asit kullanımının yüzde 70 oranında spina bifida gelişimini önlediğinin altını çizen Prof. Dr. Kafkaslı, "Folik asitin aktif formu olan L-5 MTHR (METİL FOLAT) içeren takviyelerin 0.4-0.8mg/gün tüketilmesi önlemede etkin doz. Eğer önceden tanısı olan bebek doğumu varsa doz 4mg/gün olmalıdır. Ayrıca folik asit ile zenginleştirilmiş ekmek, makarna gibi unlu gıdalar spina bifida oluşumunu yüzde 24 oranında azaltabilir" ifadelerini kullandı.

Bebek anne karnındayken ameliyatla açıklığın kapatılabildiğini de dile getiren Prof. Dr. Kafkaslı, "Bebeğin ameliyatı ilk 72 saat içinde yapılmalı. Ameliyat tam tedavi sağlamasa da burada amaç bebeğin yürüyebilmesini sağlamak. Sinir hasarına bağlı olarak yürüme, idrar yapma ve barsak fonksiyon bozukluğu sorunları sıklıkla ortaya çıkan sorunlar ancak ameliyat sonrası fizik tedavi uygulamaları ile şikayetler azaltılabilir" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/spina-bifidada-gizli-silah-folik-asit-7066.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/spina-bifidada-gizli-silah-folik-asit-7066.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/spina-bifidada-gizli-silah-folik-asit-7066-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/spina-bifidada-gizli-silah-folik-asit-7066.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/spina-bifidada-gizli-silah-folik-asit/468/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 12:04:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sonbahar halsizliğine diyetisyenlerden tavsiyeler]]></title>
			<description><![CDATA[Diyetisyenler, metabolizma hızının değiştiği sonbahar günlerinde çoğu insanda görülen halsizliğe karşı tavsiyelerde bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyetisyenler, metabolizma hızının değiştiği sonbahar günlerinde çoğu insanda görülen halsizliğe karşı tavsiyelerde bulundu.

Alanında uzman diyetisyenler, sonbaharın son ayındayken vücudun kışa hazırlığı, hastalıklar, bağışıklığın zayıflaması ve havaların erken kararıp soğumasıyla gelişen hareketsizlik, halsizlik gibi sıkıntılar olabileceğini kaydederek, bu dönemde direnci artırmak için şu önerilerde bulundu:

"Havaların soğumasıyla vücut ısı değişimine uyum sağlamak için harcadığı enerjiyi azaltabilir, aldığınız ve harcadığınız kalori dengesini yakalamaya çalışın. Soğuk havalar su isteğinizi azaltabilir ama 35ml/kg günlük su tüketmeye çalışın. Artan karbonhidrat isteğinizi öğünlerinizde dengeli protein içeriğiyle bastırabilirsiniz, meyve ve kuruyemiş ile yapılan ara öğünler yardımcı olacaktır. Artan hareketsizliği dengelemek adına haftada en az 2- 3 kez fiziksel aktivite eklemeye çalışın (1 saatlik yürüyüşler). Mevsimin renkli meyve ve sebzelerini tüketerek vitamin, mineral ve lif alımı bağışıklığınızı güçlendirecektir. Zerdeçal, zencefil, bal, bitki- meyve çayları bağışıklığınız için iyi birer alternatif olacaktır. Özellikle kış aylarında D3 vitamini seviyesi önem arz ettiği için tahlil yapıp baktırabilirsiniz (İstenilen aralık 20-50 ng/ml)"

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sonbahar-halsizligine-diyetisyenlerden-tavsiyeler-1717.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sonbahar-halsizligine-diyetisyenlerden-tavsiyeler-1717.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sonbahar-halsizligine-diyetisyenlerden-tavsiyeler-1717-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sonbahar-halsizligine-diyetisyenlerden-tavsiyeler-1717.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sonbahar-halsizligine-diyetisyenlerden-tavsiyeler/467/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:04:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Karaciğer yağlanması sessiz tehlike]]></title>
			<description><![CDATA[Günümüzde oldukça sık karşılaşılan bir sağlık sorunu olan karaciğer yağlanması, dünya genelinde de hızla yaygınlaşan kronik karaciğer hastalıkları arasında yer alıyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, birçok insanın farkında olmadan bu hastalığa yakalandığını ve geç kalındığında karaciğer sirozu veya karaciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkabildiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günümüzde oldukça sık karşılaşılan bir sağlık sorunu olan karaciğer yağlanması, dünya genelinde de hızla yaygınlaşan kronik karaciğer hastalıkları arasında yer alıyor. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, birçok insanın farkında olmadan bu hastalığa yakalandığını ve geç kalındığında karaciğer sirozu veya karaciğer kanseri gibi hastalıkların ortaya çıkabildiğini söyledi.

Çalışmalara göre, gelecekte siroz ve karaciğer naklinin en büyük sebebinin karaciğer yağlanması olacağı öngörülüyor. Karaciğer yağlanmasının, karaciğer hücrelerinde aşırı yağ birikmesi sonucunda ortaya çıktığını ifade eden Medicana Konya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Bilal Toka, zamanla ilerleyen yağ birikiminin karaciğer yapısını bozarak siroz gibi ciddi sonuçlarla karşılaşılabileceğini kaydetti. Karaciğer yağlanmasının alkol ve alkol dışı olarak başlıca iki ana nedenden kaynaklandığını, kamuoyunda aşırı alkol tüketiminin karaciğerde yağ birikimine neden olduğunun iyi bilindiğini söyleyen Doç. Dr. Bilal Toka, "Karaciğer yağlanması sadece alkol tüketime bağlı olarak gelişmez. Günümüzde giderek artan ve daha yaygın hale gelen alkol dışı karaciğer yağlanması (Non-Alcoholic Fatty Liver Disease - NAFLD), kilo fazlalığı, diyabet ve yüksek kolesterol gibi durumlarla da yakın ilişkilidir. Ülkemizde günden güne yaygınlaşan hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları nedeniyle, bu hastalık gün geçtikçe daha önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkmaktadır" dedi.

"Karaciğer yağlanması çoğu zaman sessiz ve sinsi bir şekilde ilerliyor"

Türkiye'de her 3 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunun tahmin edildiğini, karaciğer yağlanmasının çoğu zaman sessiz ve sinsi bir şekilde ilerlediğini açıklayan Doç. Dr. Bilal Toka, "Karaciğer yağlanması erken dönemlerde belirgin bir şikayet oluşturmaz. Bu yüzden genellikle check up veya herhangi bir nedenle yapılan kan testleri, karın ultrasonografi incelemesi sırasında tesadüfen ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe karında dolgunluk hissi, yorgunluk ve hafif karın ağrıları gibi belirtiler görülür. Ancak bu belirtiler de genellikle göz ardı edilebilir seviyededir ve çoğunlukla hastaneye başvurmaya gerek duyulmaz. Ancak erken dönemlerde önlem alınıp tedavi edilmediği takdirde karaciğer yağlanması ilerleyerek siroz ve karaciğer yetmezliği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir'' şeklinde konuştu.

"Kilo vermek karaciğer yağlanmasını durdurabilir"

Karaciğer yağlanması için yüksek riskli durumlar olduğunu kaydeden Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, yüksek riskli gruplar arasında obezite, diyabet, yüksek kolesterol ve genetik yatkınlık olduğunu açıkladı. Diyet, kilo verme ve egzersiz içeren yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın ilerlemesini durdurabileceğini hatta geriletebileceğini ifade eden Doç. Dr. Bilal Toka, şöyle devam etti:

"Karaciğer yağlanması, erken dönemde tanı konulup tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur. Tedavide kilo fazlalığı, diyabet ve yüksek kolesterol gibi faktörlerin kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Ayrıca yüksek lif içeren bir diyet ve egzersiz karaciğer yağlanmasından korunmada etkinliği kanıtlanan tedavilerdir. Karaciğer yağlanması açısından risk faktörlerini taşıyan bireylerin, düzenli olarak sağlık kontrollerini ve takiplerini yaptırmaları büyük önem taşır.''

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/karaciger-yaglanmasi-sessiz-tehlike-9597.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/karaciger-yaglanmasi-sessiz-tehlike-9597.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/karaciger-yaglanmasi-sessiz-tehlike-9597-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/karaciger-yaglanmasi-sessiz-tehlike-9597.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/karaciger-yaglanmasi-sessiz-tehlike/466/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 11:04:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Denge bozukluğu tedavisinde sanal rehabilitasyon]]></title>
			<description><![CDATA[Eskişehir'de Dr. Berrin Akpınar, yürüme ve denge bozukluğu yaşayan hastaların tedavisinde kullanılan yeni sanal rehabilitasyon yöntemi sayesinde oyun şeklindeki egzersiz programları ile eğlenceli bir şekilde tedavi olabildiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Eskişehir'de Dr. Berrin Akpınar, yürüme ve denge bozukluğu yaşayan hastaların tedavisinde kullanılan yeni sanal rehabilitasyon yöntemi sayesinde oyun şeklindeki egzersiz programları ile eğlenceli bir şekilde tedavi olabildiğini söyledi.

Eskişehir Fizyomer Terapia Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi doktoru Berrin Akpınar, yürüme ve denge bozukluklarının birçok nedene bağlı oluşabileceğini söyleyerek nedenleri, "Kabaca nörolojik sisteme ait nedenler (doğumsal bazı hastalıklar, geçirilen nörolojik bir hastalık, bazı sinir sistemi hastalıkları, kas hastalıkları, Parkinson, Multiple Skleroz (MS), inme gibi), kas iskelet sistemine ait nedenler (kalça ve diz protez ameliyatları, alt ekstremite kırıkları, burkulmaları, ayaktaki sinir hasarı, tendon problemleri, omurga eğrilikleri ve hastalıkları, romatizmalar, düz tabanlık gibi)" diyerek sıraladı.

"Birçok branşa muayene olunmalı"

Dr. Akpınar, bunlara ek olarak; ilerleyen yaş, dolaşım sistemine ait problemler, kanda sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallerin düzeyinin azalmasının da yürüme bozukluğuna sebep olabileceğini belirtti. Yürüyüş ve denge bozukluklarının tanısını koymak için fizik tedavi, nöroloji, ortopedi, dahiliye, kulak burun boğaz hastalıkları gibi birçok branşın muayene ve tetiklerinden yararlanmak gerektiğini söyleyen Dr. Akpınar, "Yürüme bozukluklarına tedavi yaklaşımının temeli altta yatan durumun tespit edilmesi ve ortadan kaldırılmasıdır. Travma gibi nedenlerle oluşan yürüme bozukluklarında oluşan hasarın iyileşmesi ile yürüyüş tekrar normale dönebilir. Kırıklarda ise alçı uygulamaları veya ağır olgularda cerrahi müdahaleye ihtiyaç olabilir. Yürüme bozukluğunun altında yatan nedenin enfeksiyon olması halinde hekimler tarafından hastalığın etkenine göre antibiyotik veya antiviral ilaçlar verilebilir. Kalıcı yürüme bozukluğu olan bireylerde koltuk değneği, ortopedik bacak bireyleri, yürüteç ya da baston gibi yürümeye yardımcı aletlere başvurulabilir" dedi.

"Sanal rehabilitasyon yöntemi kullanılabilir"

Denge ve yürüme problemi olan bireyin tedavisinin amacının kaybolmuş veya hasara uğramış fonksiyonların tekrar kazandırılarak kişinin bağımsız ve güzel dengeye sahip olarak yaşamını sürdürmesinin sağlamak olduğunu ifade eden Dr. Akpınar, yürüyüş bozukluğu egzersizleri ile ulaşılmak istenen hedefleri ise şöyle sıraladı:

"Kas ve eklemlerin güçlendirilmesi, postürün ve dengenin iyileştirilmesi, dayanıklılığın artırılması, bacakların tekrarlayan hareketlere alıştırılması, hareketliliğin artırılarak düşme riskinin azaltılması."

"Egzersiz programı hastaların durumuna göre daha yoğun gerçekleştirilebilir"

Dr. Akpınar, yürüme ve denge bozukluklarının tedavisin de, "Egzersiz programları (Öncelikle denge koordinasyon ve bacak germe ve güçlendirme egzersizleri), fizyoterapistle çalışma olarak düzenlenir. Koşu bantlarında yürüme, objelerin üzerine çıkma ve inme, bacak kaldırma, çömelme, oturma veya ayağa kalkma gibi hareketleri içeren egzersiz programı hastaların durumuna göre daha yoğun veya daha uzun süreli olarak gerçekleştirilebilir" şeklinde planlandığını açıkladı.

"Hastanın rehabilitasyon sırasında canı sıkılmaz"

Son yıllarda bunlara ek olarak sanal rehabilitasyon yöntemlerinin kullanılmaya başlandığı belirten Dr. Akpınar, konuşmasının devamında, "Hasta karşısında bulunan ekrandaki oyunlara ya da uygulamalara göre egzersiz yapar. Oyun şeklindeki egzersiz programları sayesinde hastanın rehabilitasyon sırasında canı sıkılmaz, katılımı daha iyi olur. Tüm bu rehabilitasyon yöntemleri tekrarlı bir şekilde kullanıldığında, beyine giden sürekli uyarılarla denge merkezleri uyarılarak hastanın dengesinin gelişmesi sağlanabilir" diye aktardı.

"Farkına varılır varılmaz tedavi ve rehabilitasyon desteğine başlanmalıdır"

Her yürüme ve denge bozukluğu yaşayan kişinin bireysel risk faktörleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Dr. Akpınar, şöyle devam etti:

"Yürüme ve denge bozuklukları için uygulanacak yaklaşımlar için geç kalınmamalı, farkına varılır varılmaz tedavi ve rehabilitasyon desteğine başlanmalıdır. Yürüme ve denge bozukluğunun neden olan uygulanabilecek bazı basit önlemler veya çok az ilaç kullanımı gerektirecek kadar hafif bir durum olabileceği gibi ihmal edilmemesi gereken nörolojik veya sistemik hastalığın bir belirtisi olabileceği unutulmamalıdır."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/denge-bozuklugu-tedavisinde-sanal-rehabilitasyon-5337.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/denge-bozuklugu-tedavisinde-sanal-rehabilitasyon-5337.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/denge-bozuklugu-tedavisinde-sanal-rehabilitasyon-5337-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/denge-bozuklugu-tedavisinde-sanal-rehabilitasyon-5337.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/denge-bozuklugu-tedavisinde-sanal-rehabilitasyon/464/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 11:04:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Gökalp'ten bir yıl raporu]]></title>
			<description><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Orhan Gökalp, hastanenin hizmete girmesinin birini yılında, sayısal verileri açıkladı. Başhekim Gökalp, bugüne kadar 2 buçuk milyondan fazla insan ayaktan tedavi hizmeti aldığını açıkladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Orhan Gökalp, hastanenin hizmete girmesinin birini yılında, sayısal verileri açıkladı. Başhekim Gökalp, bugüne kadar 2 buçuk milyondan fazla insan ayaktan tedavi hizmeti aldığını açıkladı.

İzmir Şehir Hastanesinin hizmete girmesinin birinci yılı geride kalırken, hastanenin başhekimi Prof. Dr. Orhan Gökalp, önemli değerlendirmelerde bulundu. Basın mensuplarıyla gerçekleşen toplantıda, bir yıldaki sayısal verileri açıklayan Gökalp, hastanede bir yılda 2 buçuk milyondan fazla hastanın ayakta, 300 binin acil servisten, 100 bin kişinin de yatarak tedavi gördüğünü dile getirdi.

Bir yıl raporu

Basın mensuplarına açıklama yapan İzmir Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Orhan Gökalp, sayısal verileri açıkladı. Gökalp, "Türkiye'nin en büyük 4'üncü şehir hastanesi özelliğindeyiz. 2 bin 60 yatak kapasitesine sahibiz. Hastanemiz açıldığı ilk günden itibaren bölgenin öncü hastanesi konumuna gelmiştir. Hastanemizde bugüne kadar 2 buçuk milyondan fazla insan ayaktan tedavi hizmeti almıştır. Bunun yaklaşık 300 bini acil servisten oldu. Bunun dışında 100 binden fazla hastamız da yatarak tedavi gördü. 350 yoğun bakım yatağına sahibiz. Buna bağlı olarak da 20 bine yakın hastamızı yoğun bakımda tedavi ettik. Hastanemizde yaklaşık 100 bin ameliyat gerçekleşti. Bunların pek çoğu ABC grubu dediğimiz özellikli ameliyatlar grubundadır. Organ nakli konusunda kalp nakli dışında diğer organ nakilleriyle ilgili elimizde ruhsatlarımız mevcuttur; 40 hastamıza da organ nakli gerçekleştirdik. Yanık ünitemiz de oldukça kapsamlı bir şekilde hizmet vermektedir. Bunun dışında psikiyatri alanında hem açık hem de kapalı psikiyatrlarımız var. Hem çocuklara hem de yetişkin hastalara hizmet vermekteyiz. Yaklaşık 100 yataklı bir psikiyatri servisimiz mevcut. Onkoloji alanında da hastanemiz çok ileri seviyede. Hem tedavisinde hem tanısında bugün dünyadaki tüm hastanelerde olan imkanlar bizim hastanemizde de mevcuttur" açıklamasında bulundu.

"Hastanın bütün işlemleri bu hastanede yapılabilmektedir"

Prof. Dr. Gökalp, "Hastanemizde yaklaşık 8 bin 500 personel çalışmakta; bunun 6 bini de kamu personelidir. Tüm Ege Bölgesi ve ülkenin değişik yerlerinden sevk alarak tedavilerini gerçekleştirebiliyoruz. Bir başka özelliğimiz de, neredeyse hiç bir hasta bu hastane kapısından içeri girdikten sonra yapılmayan bir işlemden dolayı başka bir hastaneye sevk olmamıştır. Hastanın bütün işlemleri bu hastanede yapılabilmektedir" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/izmir-sehir-hastanesi-bashekimi-prof-dr-gokalpten-bir-yil-raporu-6645.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/izmir-sehir-hastanesi-bashekimi-prof-dr-gokalpten-bir-yil-raporu-6645.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/izmir-sehir-hastanesi-bashekimi-prof-dr-gokalpten-bir-yil-raporu-6645-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/izmir-sehir-hastanesi-bashekimi-prof-dr-gokalpten-bir-yil-raporu-6645.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/izmir-sehir-hastanesi-bashekimi-prof-dr-gokalpten-bir-yil-raporu/463/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 12:04:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Meme kanserinde ruhsal süreçler ve destek almanın önemi]]></title>
			<description><![CDATA[Hastalık teşhisinin öğrenildiği ilk süreçlerde kişinin sakin, güçlü, dimdik durması gibi beklentiler kişileri daha fazla baskı altında hissettirebileceğini belirten Psikiytri Uzmanı Dr. Ömer Öz, İnsan acılarına yapılabilecek en iyi şey, o acılara karşı duyarlı olmak ve acıyı birlikte göğüslemek olduğunu söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hastalık teşhisinin öğrenildiği ilk süreçlerde kişinin sakin, güçlü, dimdik durması gibi beklentiler kişileri daha fazla baskı altında hissettirebileceğini belirten Psikiytri Uzmanı Dr. Ömer Öz, İnsan acılarına yapılabilecek en iyi şey, o acılara karşı duyarlı olmak ve acıyı birlikte göğüslemek olduğunu söyledi.

Bir hastalığa yakalandığımızda aklımıza üşüşen soru işaretlerinin başında bu hastalığın bize nasıl zarar vereceği, hayatımızı ne ölçüde etkileyeceği, tedavisinin olup olmadığı vardır Medicana Bursa Hastanesi Psikiytri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Çoğu insan çevresinden duyduğu, geçmişte edindiği bilgiler neticesinde başına gelen bu hastalık durumunu yorumlar ve ona göre tepkilerini belirler. İşte bu açıdan 'kanser' adı toplumda etiket olarak 'ızdıraplı ve umutsuz bir yol' çağrışımlarını içerir. Çoğu insanın ilk duyduğu andan itibaren gelecek planlarını bir rafa kaldırıp hemen tedaviye adapte olması zordur. Çünkü insan mevcut huzurlu durumunu korumak, şimdiki halinden daha kötü olmamak için kontrol mekanizmalarını devreye sokmak ister ve bir hastalık durumunu yok sayar. Tedavi sürecinin nasıl olacağı, geleceğinin nasıl şekilleneceği, diğer insanlarla ilişkilerinin ne yönde gideceği gibi soru işaretlerini düşünmeye vakit ayırmak yani bu duruma adapte olmak belli bir süre alır. Hastalık teşhisinin öğrenildiği ilk süreçlerde kişinin sakin, güçlü, dimdik durması gibi beklentiler kişileri daha fazla baskı altında hissettirebilir. Çünkü zorlayıcı durumlarda insan olarak endişe, üzüntü, panik halinde olmak normal bir tepki olabilir" diye konuştu.

Kanser teşhisinin insana verdiği en büyük zorluklardan biri de daimi bir belirsizliğin içerisine atılmış olduğunu düşünmesinden ileri geldiğini belirten Öz, "Yapılan tetkikler, ameliyatlar, patoloji sonuçları, kemoterapi süreci, işine geri dönüp dönemeyeceği, enfeksiyon riski gibi daha önceden dikkat etmediği ve bilmediği bir sürü süreçle ilgili bilgi sahibi olmak zorunda kalınır ve bu yeni bilgiler bir sınavı geçmek ya da kültür seviyesini arttırmak için öğrenilen bilgiler değil, kişinin kendi hayatını doğrudan ilgilendiren bilgilerdir. Hastaneye gidilen her gün ayrı bir gerginlik ve endişe tetiklenmesine sebebiyet verebilir. Bu süreçte size destek olabilecek, sürecinizde bilgilendirmeleri usanmadan yapabilecek hekimlere, hemşirelere, sağlık çalışanlarına sahip olmak kafanızdaki belirsizlikleri atmanızı kolaylaştıracaktır. İnsan acılarına yapılabilecek en iyi şey, o acılara karşı duyarlı olmak ve acıyı birlikte göğüslemektir. Hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve hasta yakınlarının üzerine bu kısımda oldukça büyük bir sorumluluk yükleniyor. Kafasındaki soru işaretleri insanı belirsizliğe iten, tedaviye dair umutsuzluğa neden olan etmenler olabilir, bu sebeple detaylı bilgi almak ve sürecinizi bilmek için soru sormaktan çekinmemek gerekir. Bu soruları sorarken, her insanın birbirinden farklı olduğunu ve tedavi süreçlerinin değişebileceğini unutmamak gerekir, yani diğer insanın başına gelen bir şeyin sizin başınıza da geleceğine dair şeyler bir kesinlik değil yalnızca birer tahmindir" dedi.

Kanser teşhisi aldıktan sonra insanların çoğu geçmiş hayatlarındaki bazı sebeplere karşı kızgınlık ve pişmanlık yaşadığına dikkat çeken Öz, "Kendini veya çevreyi suçlama oldukça fazla görülen şeylerdir. Evet, geçmiş yaşamda bazı şeyleri farklı yapsanız belki şimdi daha farklı durumda olabilirdiniz. Ancak hayal kurup, iyi olacağına inandığınız durumun da şimdiden daha iyi olacağına dair kurduğunuz senaryolar da sadece birer tahminden ibaret. Bunu şimdi değiştirmek mümkün değilse bundan sonra ne yapabiliriz ona bakmak, tedavimizi sahiplenmek, insan ilişkilerimizi sağlıklı tutmaya çabalamak daha uzun vadeli bir fayda sağlayacaktır. Kanser teşhisi sonrasında hayatın adil olmadığına, başınıza gelen bu durumu hak etmediğinize dair sorgulama ve hayal kırıklığı yaşanabilir. Ancak değişen hayatınızla birlikte mutlu olduğunuz, iyi hissettiğiniz şeyler de değişmeye, başkalaşmaya başlar. İçinde bulunduğumuz durumun aslında doğanın akışında başımıza gelen, üzerinde kontrol gücümüzün olmadığı bir süreç olduğunu bilmek, ona dair olan isyan ve öfkemizi biraz olsun azaltabilir. Kontrolümüzde olan tek şey kendi davranışlarımızdır ve tedaviyi sahiplenmek, hekimlerin önerilerine uymak hastalığın gidişatında bize daha güvenli hissettirecektir. Öte yandan kanser tedavisi sürecinde hasta yakınlarına düşen en önemli şey, hasta olan kişinin kararlarına saygı duymak ve onu bıkmadan dinlemeye çalışmaktır. Kimi zaman kişinin yararı için ısrarcı ve zorlayıcı tedaviler ya da davranışlar yapılması gerekse de bunu kişiye anlayabileceği seviyede anlatmak, bu isteğin ne gerekçeyle istendiğini karşı tarafa iletmek çok önemlidir. Diğer insanların bakışları, cümleleri, davranış tarzları kanser teşhisi alan bireyleri oldukça fazla etkilemektedir, bu sebeple söylediklerimizle karşı tarafa saygı duyduğumuzu, onun kararlarını önemsediğimizi iletebilmek, iki tarafa da iyi gelecektir. Bir hastalığa sahip olması, o kişinin hayatına dair verebileceği kararların yok olduğu anlamına gelmemelidir" diye konuştu.

Her geçen gün gelişen tıbbın, kanser tedavisinde milyonlarca hayatı kurtaracağı ümidiyle kanser teşhisinin 'ümitsiz bir yol' olarak görülmemesini gerektiğini belirten Öz, "Hastalık sürecinde psikolojik destek almanın süreci ızdırapsız geçirmeye, hastalığın zorluklarının azalmasına faydalı olabileceğini belirtmek isterim. Tedavide amacımız acıları yok etmek, insanı hastalıklarına karşı tepkisiz hale getirmek değil; hastalıkların biz istemeden başımıza gelen, acı verse de bize çok fazla şey öğretebilen bir şey olduğunu karşı tarafa anlatmaya çalışmaktır. Kanser teşhisi sebebiyle ruhsal zorluk yaşayan kişilerin bir uzmandan destek almasının, kişinin kendisi ve yakınları için yararlı olacağını bilmeliyiz" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/meme-kanserinde-ruhsal-surecler-ve-destek-almanin-onemi-2038.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/meme-kanserinde-ruhsal-surecler-ve-destek-almanin-onemi-2038.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/meme-kanserinde-ruhsal-surecler-ve-destek-almanin-onemi-2038-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/meme-kanserinde-ruhsal-surecler-ve-destek-almanin-onemi-2038.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/meme-kanserinde-ruhsal-surecler-ve-destek-almanin-onemi/462/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 16:48:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çankırı'da Acil Sağlık Hizmetleri 24 saat teyakkuzda bekliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çankırı'da yaşayan vatandaşların acil sağlık sorunlarına müdahale edebilmek için 20 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonundaki ekipler 24 saat teyakkuzda bekliyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çankırı'da yaşayan vatandaşların acil sağlık sorunlarına müdahale edebilmek için 20 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonundaki ekipler 24 saat teyakkuzda bekliyor.

Çankırı'da bulunan 20 adet Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonundaki ekipler, bölgedeki vatandaşların sağlık sorunlarına ivedi müdahale edebilmek, ilk tedavilerinin yapılması ve güvenli bir şekilde hastaneye nakledilmesi için 24 saat nöbet tutarak teyakkuzda bekliyor.

Sağlık personellerine özverili çalışmalarından teşekkür eden Çankırı İl Sağlık Müdürü Dr. Hüseyin Sarıkaya, "Bakanlığımız sağlık politikaları kapsamında hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin etkin şekilde sunulması için tüm gayretimizi gösteriyoruz. Tüm acil sağlık hizmetleri personelimize gösterdikleri özveri ve gayret için teşekkür ediyorum" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/cankirida-acil-saglik-hizmetleri-24-saat-teyakkuzda-bekliyor-4.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/cankirida-acil-saglik-hizmetleri-24-saat-teyakkuzda-bekliyor-4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/cankirida-acil-saglik-hizmetleri-24-saat-teyakkuzda-bekliyor-4-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/cankirida-acil-saglik-hizmetleri-24-saat-teyakkuzda-bekliyor-4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cankirida-acil-saglik-hizmetleri-24-saat-teyakkuzda-bekliyor/461/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 14:46:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından Kene uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına dikkat çeken Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Faruk Karakeçili, "Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına dikkat çeken Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Faruk Karakeçili, "Keneler kesinlikle elle öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır" dedi.

Halk arasında kene kırma diye bilinen yöntemin çok yanlış olduğunu ifade eden Doç. Dr. Faruk Karakeçili, " Kırım Kongo Kanamalı Ateşi artık çok aşina olduğumuz bölgemizin bir gerçeği. Genellikle nisan, mayıs aylarında hızla artmaya başlıyor. Vatandaşlarımızı bilgilendiriyoruz korunma yöntemleri ve diğer hususlarda. Hayvanların üzerinden çıplak elle keneleri koparıp ezip atılması buna halk arasında kene kırma deniyor. En büyük hatalardan birisi. Bunu yıllardır vatandaşlarımıza söylüyoruz, bilgilendirmeler yapıyoruz. Hala kene kırma vakasıyla karşılaşıyoruz." diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/keneler-kesinlikle-elle-oldurulmemeli-ve-patlatilmamalidir-475.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/keneler-kesinlikle-elle-oldurulmemeli-ve-patlatilmamalidir-475.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/keneler-kesinlikle-elle-oldurulmemeli-ve-patlatilmamalidir-475-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/keneler-kesinlikle-elle-oldurulmemeli-ve-patlatilmamalidir-475.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-kene-uyarisi/460/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 14:44:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık-Sen Başkanı Doğan: "Av tüfeğiyle hastaneye girilmez"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık-Sen tarafından Memur-Sen Genel Merkezi'nde 'Sağlık Hukuku Sempozyumu' düzenlendi. Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan kürsüde yaptığı konuşmada, "Av tüfeği ile hastaneye girilmez. Herhangi bir silahla da hastaneye girilmez. Savaşta dahi hastanelere dokunulmaz" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık-Sen tarafından Memur-Sen Genel Merkezi'nde 'Sağlık Hukuku Sempozyumu' düzenlendi. Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan kürsüde yaptığı konuşmada, "Av tüfeği ile hastaneye girilmez. Herhangi bir silahla da hastaneye girilmez. Savaşta dahi hastanelere dokunulmaz" dedi.

Sağlık-Sen, Ankara Üniversitesi ve Ankara 2 No'lu Barosu iş birliğiyle 'Sağlık Hukuku Sempozyumu' düzenledi. 8 Ekim Salı günü Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen sempozyuma Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, Ankara 2 No'lu Barosu başkanı Av. Sabri Hafif ve Ankara Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar katılım sağladı.

"Sağlık çalışanlarının haklarının korunması sağlanmalı"

Sağlık ve hukuk kavramlarının ortak noktalarından biri olan Sağlık Hukuku alanında çözüm önerileri üretmek istediklerini dile getiren Doğan, "Sahada çalışan sağlık meslek mensuplarımız çok çeşitli sorunlar ile karşı karşıya kalıyorlar. Teknolojik gelişmelerin hızla ilerlediği, beklentilerin yükseldiği, tıbbi uygulamaların sürekli olarak evrildiği bu çağda, sağlık hizmetlerinin sunumunda yaşanan değişiklikler, pek çok hukuki ve etik sorunu da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla hem hastaların hem hekimlerin hem de sağlık çalışanlarının haklarının korunması sağlanmalı ve haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için çaba gösteriyoruz. Sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunulması, hukuk ve etik ilkelerin ışığında yürütülmesi hepimizin ortak amacıdır" diye konuştu.

"Sağlık çalışanları da toplumun bir parçasıdır, onlar hepimizin evladıdır"

Sadece yasal düzenlemeler ve tıbbi gelişmelerin yeterli olmayacağını ifade eden Doğan, "Sadece yasal düzenlemeler ve tıbbi gelişmeler yetmez; toplum olarak, sağlık çalışanlarının emeğine ve fedakarlıklarına da saygı göstermeliyiz. Sağlık çalışanları, sahada mücadele ederken hastalarına bakarken biz de onların güvenliğini tehdit eden olayları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Unutmayalım ki sağlık çalışanları da toplumun bir parçasıdır, onlar hepimizin evladıdır" açıklamasında bulundu.

"Av tüfeğiyle hastaneye girilmez"

Sağlık hukukunun çalışanların haklarını korumada büyük önem taşıdığını kaydeden Doğan, "Av tüfeği ile hastaneye girilmez. Herhangi bir silahla da hastaneye girilmez. Savaşta dahi hastanelere dokunulmaz. Savaşta dahi hekimler, hemşireler, sağlık çalışanları dokunulmazdır, koruma altındadır. Ancak görüyoruz ki, şahit oluyoruz ki; canı sıkılan hastane basıyor. İstediğini elde edemeyen hemşireye, hekime saldırıda bulunuyor. Ama unuttukları, atladıkları bir şey var. Bizler sizlerin evlatlarıyız, hastanedeki hekim sizin evladınız, hemşire sizin evladınız, ambulanstaki ATT sizin evladınız. Hekim sizin için hastanede, hemşire sizin için serviste, ATT-Paramedik sizin için o ambulansın içinde" ifadelerini kullandı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-sen-baskani-dogan-av-tufegiyle-hastaneye-girilmez-7059.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-sen-baskani-dogan-av-tufegiyle-hastaneye-girilmez-7059.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-sen-baskani-dogan-av-tufegiyle-hastaneye-girilmez-7059-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglik-sen-baskani-dogan-av-tufegiyle-hastaneye-girilmez-7059.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglik-sen-baskani-dogan-av-tufegiyle-hastaneye-girilmez/458/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 16:47:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mevsim geçişlerinde cilt sağlığınızı ihmal etmeyin]]></title>
			<description><![CDATA[Mevsim geçişleri döneminde oluşan sıcaklık farkları, nemin azalması ve güneş ışınlarının etkisindeki değişikliklerden dolayı cilt sağlığı bozulabilirken, yaşanılan ani hava değişimleri ciltte çeşitli sorunlar oluşturabiliyor. Mevsim geçişlerinde cilt sağlığını korumanın önemli olduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Nursel Dilek, mevsim geçişlerinde cilt sağlığını olumsuz etkileyen noktalara değindi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mevsim geçişleri döneminde oluşan sıcaklık farkları, nemin azalması ve güneş ışınlarının etkisindeki değişikliklerden dolayı cilt sağlığı bozulabilirken, yaşanılan ani hava değişimleri ciltte çeşitli sorunlar oluşturabiliyor. Mevsim geçişlerinde cilt sağlığını korumanın önemli olduğunu vurgulayan Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Nursel Dilek, mevsim geçişlerinde cilt sağlığını olumsuz etkileyen noktalara değindi.

Mevsim geçişlerinde ciltte pullanma, renk bozulmaları ve nem kaybı yaşanabiliyor. Hava değişimi, ciltteki koruyucu bariyerinin zayıflamasına ve cildin nemini kaybetmesine sebep olabiliyor. Ciltte kuruma ve buna benzer sorunların oluşmaması için önlem almak gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, mevsim geçişlerinde cilt sağlığını korumanın sedef ve egzama gibi diğer cilt hastalıklarının oluşmasının da önüne geçebileceğini söyledi.

"Ciltte görülen kuruluk, rahatsız edecek ölçüde kaşıntıya neden olabilir"

Mevsim geçişlerinde yaşanılan sıcaklık değişiklikleri ve havadaki nemin azalmasının ciltte kurumaya neden olduğunu, cildin ihtiyaç duyduğu nemin muhafaza edilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nursel Dilek, "Mevsim geçişlerinde havadaki nemin azalması vücutta kuruluğa sebep olabilir. Bu sebeple cilt tipine uygun hekim tavsiyesi olacak ürünler kullanılarak, nemlendiriciler yardımı ile cildin ihtiyaç duyduğu nem muhafaza edilmelidir. Gün içerisinde tüketilen su miktarı oldukça önemlidir. Havaların soğumasıyla birçok kişide su tüketimi azalır. Cildin nem oranını artırmak için nemlendiriciler kullanmanın yanında bol su içmek de çok önemlidir. Kahve, çay ve asitli içecekler gibi farklı sıvı gıdalar tüketmek cildin su ihtiyacını karşılayamazken su kaybına da neden olur" dedi.

Soğuk havanın cildin kalitesini düşürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Nursel Dilek, "Cilt kuruluğu başlayan kişilerde cilt kalitesi düşebilir. Bu sebeple ciltte kaşıntılar meydana gelebilir. Kaşıntılar ise dermatolojik rahatsızlıkları ortaya çıkarabilir. Çünkü derideki kaşınmalar cildi deforme edip, cilt bütünlüğünü bozabilir. Bu yüzden de kaşınan cilt zamanla enfeksiyonlara daha yatkın hala gelebilir'' dedi.

Ciltte görülen kuruluğun rahatsız edecek ölçüde kaşıntıya neden olabileceğini, kimi zaman kaşıntılara bağlı yaraların da oluşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Nursel Dilek, "Düzenli kullanılan nemlendiricilerle cildin kuruluk sorunu giderildiğinde bu şikayetler sona erer. Ayrıca cilt kuruluğu artışı nedeniyle egzamaların yanı sıra, kışın güneş ışığının azalması nedeniyle sedef hastalığında artışlar meydana gelebilir" şeklinde konuştu.

"D vitamini eksikliği cilt hastalıklarını tetikleyebilir"

Güneş ışınından yeterli şekilde verim alınamadığı için D vitamini eksikliği oluşurken, bu sebeple bir takım cilt hastalıkları ortaya çıkabiliyor. Güneş ışınlarına daha az maruz kalınmasının yanı sıra kalorifer, soba veya klima ile ısıtılan ortamlarda daha uzun süre kalınması ve çok sıcak su ile banyo yapılması gibi faktörlerin sedef lezyonlarının artmasına veya yeni sedef lezyonlarının ortaya çıkmasına sebep olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Nursel Dilek, sedef hastalığını kontrol altında tutabilmek için mevsim geçişlerinde havanın güneşli olduğu dönemlerde güneşten faydalanılması gerektiğini vurguladı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/mevsim-gecislerinde-cilt-sagliginizi-ihmal-etmeyin-9939.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/mevsim-gecislerinde-cilt-sagliginizi-ihmal-etmeyin-9939.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/mevsim-gecislerinde-cilt-sagliginizi-ihmal-etmeyin-9939-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/mevsim-gecislerinde-cilt-sagliginizi-ihmal-etmeyin-9939.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/mevsim-gecislerinde-cilt-sagliginizi-ihmal-etmeyin/457/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 12:46:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp pili kalbin ritminde oluşan anormalliği düzeltiyor]]></title>
			<description><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Ünlü hangi durumlarda kalp pili takıldığını anlatarak, "Bunlar, küçük bir bilgisayar gibi akıllı cihazlardır. Kalbin ritminde herhangi anormallik olduğunda cihaz önce kalbin ritmini düzenlemeye çalışır. Bu işe yaramazsa elektro şok yapar, ölümcül ritim bozukluğunu düzeltir ve kalp yavaşladığında ise kalbi hızlandırır" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Ünlü hangi durumlarda kalp pili takıldığını anlatarak, "Bunlar, küçük bir bilgisayar gibi akıllı cihazlardır. Kalbin ritminde herhangi anormallik olduğunda cihaz önce kalbin ritmini düzenlemeye çalışır. Bu işe yaramazsa elektro şok yapar, ölümcül ritim bozukluğunu düzeltir ve kalp yavaşladığında ise kalbi hızlandırır" dedi.

Kalbin kendi elektriğini üreterek kasılma sayısını ayarlayan ve vücudun ihtiyaç duyduğu kanı vücuda pompalayan bir organ olduğunu aktaran Doç. Dr. Murat Ünlü, kalbin uyarılmasını başlatan elektrik üretiminde bir yetersizlik veya duraklama yaşandığında hastalara kalp pili takıldığını söyledi. Doç. Dr. Ünlü, "Bunlar oldukça küçük, neredeyse bir kol saati büyüklüğünde cihazlardır. Ömürleri 8-10 yıl arasındadır. Hastanın sol köprücük kemiğinin hemen alt kısmının cilt altına yarım saat süren bir işlemle hasta uyanıkken lokal anesteziyle takılır ve hasta işlemden 1 gün sonra taburcu edilir" ifadelerini kullandı.

"Kalbe elektro şok verir"

Doç. Dr. Ünlü, kalp hastalığının türüne ve kalpteki fonksiyon bozukluğunun boyutuna göre kalp pillerinin boyutları ve çeşitlerinin değiştiğini ifade ederek, "Bazı kalp pilleri sadece kalbe elektrik akımı vererek kalbi elektriksel olarak uyarır. Bunların ömürleri daha uzundur ve küçük cihazlardır. Kalpte hayatı tehdit eden ciddi ritim bozukluğunda veya kalp yetersizliği durumlarında takılan kalp pilleri ise ilave olarak elektroşok yapan biraz daha kalın ve yüksek voltajlıdır. Yüksek voltajlı piller kalbi birebir takip eder. Bunlar, küçük bir bilgisayar gibi akıllı cihazlardır. Kalbin ritminde herhangi anormallik olduğunda cihaz önce kalbin ritmini düzenlemeye çalışır. Bu işe yaramazsa elektro şok yapar, ölümcül ritim bozukluğunu düzeltir ve kalp yavaşladığında ise kalbi hızlandırır" şeklinde konuştu.

"Kalbi ritim bozukluklarına karşı korur"

3 kablolu kalp pillerinin ise özellikle kalp yetersizliği hastalarına takıldığını aktaran Doç Dr. Murat Ünlü, şöyle devam etti:

"Bahsettiğim kalp pili kalbin kasılma gücünü arttırır ve kalbi ritim bozukluklarına karşı korur. Bunun yanı sıra kalp yetersizliği bulunan hastada sıvı dengesi bozukluğunda ve hastanın akciğerlerinde sıvı birikmeye başladığını da tespit ederek sesli bir uyarı verir ve hastanın hastaneye gitmesini sağlar. Ancak kalp pillerinin bir kullanım süresi var. Kalp pillerinin ömürleri bittiğinde yenileri ile değiştirilir. Bu çok daha kolay bir işlemdir. Yaklaşık 10-15 dakika sürer. Kalp pilleri aynı zamanda kayıt cihazlarıdır. Sürekli kalbin her bir atımını ve kendisini (bataryası, kabloları, elektronik devrelerini) kontrol eder. Herhangi bir ritim bozukluğu problemi yaşanmış ise bu anormallikleri kayıt alır. Bizlere kontrol esnasında bu kayıtları ve kontrol grafiklerini inceleyerek kişinin kalp ritim durumu ve kalp pili sisteminin bileşenleri hakkında da bilgi verir."

"Elektroşok özelliği olan kalp pili taşıyan hastaların yüksek gerilim hatlarından uzak durmalarını öneriyoruz"

Kalp Pili takılmış hastaların yaşamlarında bazı değişiklikler olacağını da sözlerine ekleyen Doç. Dr. Ünlü, "Kalp pilleri elektronik cihazlardır. Eski nesil kalp pillerinde hastalar MR cihazlarına giremiyordu. Artık yeni cihazlarda bu sorun yaşanmıyor. Özellikle elektroşok özelliği olan kalp pili taşıyan hastaların yüksek gerilim hatlarından uzak durmalarını öneriyoruz. Hastaların mikro dalga fırınları çalışırken aynı ortamda bulunmamaları ve kalp pili ile aynı tarafta cep telefonu taşımalarını ve kullanmalarını da önermiyoruz. Ayrıca kalp pili hastalarının alışveriş merkezlerindeki havaalanlarındaki dedektörlü kapılardan geçmemelerini öneriyoruz" diye kaydetti.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/kalp-pili-kalbin-ritminde-olusan-anormalligi-duzeltiyor-6157.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/kalp-pili-kalbin-ritminde-olusan-anormalligi-duzeltiyor-6157.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/kalp-pili-kalbin-ritminde-olusan-anormalligi-duzeltiyor-6157-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/kalp-pili-kalbin-ritminde-olusan-anormalligi-duzeltiyor-6157.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kalp-pili-kalbin-ritminde-olusan-anormalligi-duzeltiyor/456/</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 14:46:10 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>