<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIKLI YAŞAM</title>
         <link>https://www.medihayat.com/saglikli-yasam/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri.Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Kış aylarında artan kalori miktarıyla baş etmenin 6 püf noktası]]></title>
			<description><![CDATA[Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyen Betül Arslanoğlu kış aylarıyla birlikte su tüketiminin azalması, sürekli yemek yeme isteği ve hareketsiz yaşam ile birlikte günlük kalori miktarında artış yaşandığını belirterek bu durumla baş etmenin yollarını 6 maddede açıkladı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyen Betül Arslanoğlu kış aylarıyla birlikte su tüketiminin azalması, sürekli yemek yeme isteği ve hareketsiz yaşam ile birlikte günlük kalori miktarında artış yaşandığını belirterek bu durumla baş etmenin yollarını 6 maddede açıkladı.

Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi Diyetisyen Betül Arslanoğlu kış aylarıyla birlikte su tüketiminin azalması, sürekli yemek yeme isteği ve hareketsiz yaşam ile birlikte günlük kalori miktarında artış yaşandığını belirterek bu durumla baş etmenin yollarını 6 maddede açıkladı. Havaların soğumasıyla birlikte su tüketimin ve egzersiz seviyesinin azaldığı ve buna bağlı olarak evde geçirilen vakitler artmaya başladığını belirtti. Ayrıca gün ışığından ise daha az yararlanmaya başladıklarını haliyle bu durum sürekli atıştırmalıklara, duygusal yemeye, tatlı ve karbonhidrat tüketiminde artış gösterdiğini belirten Diyetisyen Arslanoğlu bu durumla baş etmenin yollarını 6 maddede açıkladı.

"Soğuk havalarda kas oranımızı artırmamız gerekiyor"

Soğuyan havalarda metabolizmanın önemli olduğunu vurgulayan ve kas oranının ne kadar fazla olursa metabolizmanın daha da hızlanacağını belirten Diyetisyen Arslanoğlu, "Soğuyan hava ile vücudumuzun ısı üretme isteği artacak ve buna bağlı olarak da kalori ihtiyacı artacaktır. Bu durumda iştahımızın artması çok normaldir ancak havaların soğumasıyla birlikte egzersiz seviyemizin de düştüğünü göz önünde bulundurursak kilomuzu korumamız ve eğer fazla kilomuz varsa ideal kiloya gelmemiz oldukça önemlidir. İdeal kiloda olmanızı ve metabolizmanızı hızlandırmak için de kendinizi aç bırakmayın ve yaşam tarzınıza göre bir öğün düzeni oluşturun. Yazdan kilo alarak çıktıysanız hızlı kilo vermeyi vaat eden şok diyetlerden uzak durun, bu tarz diyetler vücudunuzu kıtlık bilincine sokar ve metabolizmanız yavaşlar. Kas oranınızı arttırmayı hedefleyin. Kas oranınız ne kadar fazla olursa metabolizmanız o kadar hızlı olacaktır ve kilo vermeniz ya da kilonuzu korumanız daha kolay olacaktır. Düzenli uyku metabolizmanın can damarıdır. Doğru melatonin sentezi ve kortizol seviyelerinin azaltılması için karanlık bir ortamda kaliteli bir uyku oldukça önemlidir" dedi.

"Kaliteli besinleri günlük beslenme planına dahil edilmesi gerekiyor"

Kaliteli besinleri günlük beslenme planına dahil edilmesi gerektiğini ve bağırsak sistemini beslenmesi gerektiğini belirten Arslanoğlu, "Tahıllı ürünler (yulaf, esmer pirinç, tam buğday ekmeği), yüksek kaliteli protein kaynakları (tavuk, balık, yumurta, baklagiller) ve zeytinyağı, avokado, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağlar; enerjinizi dengeler, daha uzun süre tok kalmanızı sağlar. Bağırsaklar, yalnızca sindirim ve besin emilimini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bağışıklık sistemini destekler, ruh halini etkiler ve hatta metabolizmayı düzenler. Bağırsak sağlığımızda önemli rol oynayan probiyotik ve prebiyotikleri beslenme planımıza dâhil etmek oldukça önemlidir" diye konuştu.

Tatlılar ve karbonhidratlar mutluluk hormonunun artırarak ruh halini iyileştirebileceğini ve geçici bir mutluluk hissi oluşturabilir ama yoğun karbonhidrat tüketiminin de uzun vadede kilo alımına, beslenme dengesizliğine ve mutsuzluğa sebep olabileceğini dile getiren Arslanoğlu, "Hepimiz hayatın koşturmacısı içerisinde birçok stres faktörüyle baş etmek zorunda kalıyoruz. Stres, kaygı veya mutsuzluk durumunda tatlı yeme isteğimiz artar. Tatlılar, kısa vadede rahatlatıcı bir etki yaparak kişiyi geçici olarak mutlu edebilir. Bu nedenle, "duygusal yeme" dediğimiz fiziksel olarak aç olmasak bile bir şeyler yeme istediğimiz durum ortaya çıkar. Ayrıca kışın günlerin kısalması, ışık eksikliği ve genel olarak daha kapalı hava şartları, vücutta serotonin seviyelerini düşürebilir. Serotonin, "mutluluk hormonu" olarak bilinir ve ruh halimizi düzenler. Tatlılar ve karbonhidratlar, serotonin üretimini artırarak ruh halini iyileştirebilir ve geçici bir mutluluk hissi oluşturabilir. Ancak yoğun karbonhidrat tüketimi uzun vadede kilo alımına, beslenme dengesizliğine ve mutsuzluğa sebep olabilir" şeklinde konuştu.

"Su tüketilmesine özen gösterilmelidir"

Kış aylarında soğuyan hava nedeniyle su içme alışkanlıkları genellikle azabildiğini ancak su tüketiminde özen gösterilmesini ve vitamin, mineral seviyelerini ölçtürülmesi gerekildiğini vurgulayan Arslanoğlu, "Kış aylarında soğuyan hava nedeniyle su içme alışkanlıkları genellikle azalabilir. Ancak, vücut yine de her mevsimde yeterli suya ihtiyaç duyar. Çünkü su, vücut ısısının düzenlenmesinden sindirim ve beslenmeye kadar pek çok hayati fonksiyona katkı sağlar. Mutlaka bir kan tahlili yaptırıp vitamin-mineral seviyelerimizi ölçtürelim. Vücutta bazı vitamin-minerallerin eksiklikleri (özellikle demir, d vitamini, B12, magnezyum gibi) daha halsiz hissetmemize neden oluyor olabilir. Buna bağlı olarak daha hareketsiz oluyor ve kilo alıyor olabiliriz. Bunu göz ardı etmeyelim" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-artan-kalori-miktariyla-bas-etmenin-6-puf-noktasi-2310.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-artan-kalori-miktariyla-bas-etmenin-6-puf-noktasi-2310.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-artan-kalori-miktariyla-bas-etmenin-6-puf-noktasi-2310-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-artan-kalori-miktariyla-bas-etmenin-6-puf-noktasi-2310.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kis-aylarinda-artan-kalori-miktariyla-bas-etmenin-6-puf-noktasi/495/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 14:30:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kış aylarında bağışıklığı güçlendiren beslenme önerileri]]></title>
			<description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Meltem Demirci, "Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenmeye dikkat edilmesi önemlidir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi'nden Uzman Diyetisyen Meltem Demirci, "Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenmeye dikkat edilmesi önemlidir" dedi.

Uzm. Dyt. Demirci, havaların iyice soğuduğu kış mevsiminin yaşandığı bu dönemde sağlığa katkı sağlayacak şu beslenme önerilerinde bulundu: "Taze Meyve ve Sebzeler: Kış mevsiminde C vitamini açısından zengin turunçgiller, kivi ve brokoli gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Renkli sebzelerin antioksidan içeriği bağışıklığınızı korumanıza destek sağlar. Sıcak İçecekler: Zencefil ve tarçınla hazırlanan sıcak bitki çayları, soğuk havalar karşısında sizi sıcak tutar ve ruh halinizi iyileştirir. Omega-3 Yağ Asitleri: Somon, sardalya ve ceviz gibi omega-3 kaynakları fiziksel sağlığı desteklerken depresyon riskini de azaltır. Tam Tahıllar: Yulaf, kahverengi pirinç ve bulgur gibi tam tahıllar, enerji seviyesini artırır ve sindirim sistemini düzenler. Probiyotikler: Yoğurt gibi probiyotiklerle zenginleştirilmiş gıdalar, bağırsak sağlığını destekler ve bağışıklığı güçlendirir. Su Tüketimi: Kışın su içme alışkanlığınızı sürdürün; günde en az 8 bardak su içmeyi hedefleyin. Şeker ve İşlenmiş Gıdalar: Aşırı şeker ve işlenmiş gıdaların tüketimi bağışıklığı zayıflatır. Bunun yerine doğal ve besleyici gıdalar tercih ediniz."

Besin hazırlama ipuçları

Haftalık yemek planı yaparak mevsim sebzelerinin kullanılmasını öneren Uzm. Dyt. Demirci, besin hazırlama ipuçlarını şöyle sıraladı: "Sebzeleri buharda pişirerek besin değerini koruyunuz. Baharatlar ekleyerek yemekleri zenginleştiriniz. Sıcak çorba ve güveçler hazırlayın, çeşitli sebzeler ve tam tahıllar kullanınız. Fırında sebze pişirme yöntemi ile doğal tatları artırınız."

Fitoterapi (bitkisel tedavi) önerileri

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ekinezya, zencefil ve sarımsak kullanılabileceğini belirten Uzm. Dyt. Demirci, C vitamini açısından zengin gıdalar ve propolis gibi doğal takviyelerin de tercih edilebileceği önerisinde bulundu.

Bitkisel ürünler uzmana danışarak tüketilmeli

Herhangi bir bitkisel ürün kullanmadan önce sağlık durumunun göz önünde bulundurulup uzmana danışılmasının önemine vurgu yapan Uzm. Dyt. Demirci, "Tükettiğiniz bitkilerin yan etkileri olabileceğini unutmayın. Özellikle hamilelik, emzirme veya düzenli ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışın. Dengeli beslenme ile yeterli uyku ve düzenli egzersiz de önemlidir" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-6225.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-6225.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-6225-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/11/kis-aylarinda-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri-6225.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kis-aylarinda-bagisikligi-guclendiren-beslenme-onerileri/493/</link>
			<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 16:30:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sorunlu teknoloji kullanımında bu belirtilere dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların kullanımında çocukların doğru şekilde yönlendirilmesi önem taşıyor. Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, çocukta sorunlu teknoloji kullanımı olduğu konusunda bazı işaretlerin olabileceğini belirterek, "Eğer bir sorun varsa çocuk oyuna başladıktan sonra oyunu durduramaz hale gelir ve daha da fazla oynama isteği yaşamaya başlar" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olan akıllı telefon, tablet ve bilgisayarların kullanımında çocukların doğru şekilde yönlendirilmesi önem taşıyor. Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, çocukta sorunlu teknoloji kullanımı olduğu konusunda bazı işaretlerin olabileceğini belirterek, "Eğer bir sorun varsa çocuk oyuna başladıktan sonra oyunu durduramaz hale gelir ve daha da fazla oynama isteği yaşamaya başlar" dedi.

İstanbul Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü'nden Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, çocukların teknoloji kullanımında ailelerin dikkat etmesi gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Erken dönemde gelişim geriliğine yol açıyor

Çocukluğun ilk yıllarında kesinlikle ekran kullanımı önermediklerini vurgulayan Çakmakcı, "0-2 yaş grubu bebeklik dönemi için teknoloji kullanımının herhangi bir biçimini biz uzmanlar önermiyoruz. Çocuğu sakinleştirmek, ebeveynin işlerini halledebilmesi için ona zaman kazandırmak gibi amaçlarla çocukların eline verilen telefon ve tabletler fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişiminde geriliğe yol açabiliyor. Bu dönemde yapılacak en güzel şey bakım verenin bebeğiyle kuracağı duygusal bağ, sohbetler, açık havaya çıkartılması ve birlikte oyunlar oynamalarıdır. 1 buçuk yaşındaki bir çocukla gülme, gıdıklama, temas etme ya da küplerle yapılar inşa etme gibi etkinlikler teknolojiyle geçirilecek zamanın alternatifi olacaktır" dedi.

Yaş gruplarına göre teknoloji kullanımının farklılık göstereceğini belirten Çakmakcı, günlük kullanımın 3-6 yaş arasında yarım saat, 6-9 yaş arasında 45 dakika, 10-15 yaş arasında 1 saat, lise döneminde ise 2 saatle sınırlı olması gerektiğini söyledi. Çocuğun telefon, tablet ve bilgisayar karşısında geçirdiği süre kadar içeriklerin de önemli olduğunu belirten Çakmakcı, "Çocuğun gördüğü, izlediği, model aldığı ve taklit edeceği içerikler önemlidir. Çocuklar gördükleri her şeyi kaydederler ve ilerde benzerini yapma eğiliminde olurlar. Çok hızlı öğrenirler ve hızlı uygulamaya koyulurlar. Seçeceğiniz oyunlar, izleteceğiniz influencer'lar gibi olmaya çalışacağını unutmamak gerekir" uyarısında bulundu.

Tavsiye yeterli değil, aileler örnek olmalı

Teknoloji kullanımının sınırlandırılmasında ailenin tutarlı yaklaşımının önemli olduğunu belirten Çakmakcı, "Çocuklara anlayabileceği bir dilde zararları açıklanabilir ama ailelerin de tavsiye ettiği şeyleri kendilerinin uygulaması ve örnek olması gerekiyor. Çocuk model alan bir varlıktır. 'Ödevlerin var o yüzden teknoloji kullanamazsın, bitir sonrasında izin veririm' şeklindeki açıklama maalesef sorun kaynağını 'ödev' haline getirmektedir. Verilen mesaj içeriğine dikkat ederek uygun açıklama yapılmalıdır" diye konuştu.

Oyunu durduramıyor ve sorumluluklarını aksatıyorsa dikkat

Çocukta sorunlu teknoloji kullanımı olduğu konusunda bazı işaretlerin olabileceğini belirten Çakmakcı, "Eğer bir sorun varsa çocuk oyuna başladıktan sonra oyunu durduramaz hale gelir ve daha da fazla oynama isteği yaşamaya başlar. Kullanımı doyuma ulaşacağı belirli bir saatin altına düşmemeye başlar. Çocuk oyun oynamak için zaman oluşturabilme adına ödevlerini yapmaz ve bazen öyle ilerler ki oyun oynamak için uyku süresini azaltma, kişisel bakımı olan yıkanma ve diş fırçalama gibi sorumluluklarını yerine getirmemeye başlar. En sonunda da okula gidemez hale gelebilir" uyarısında bulunarak davranış değişikliklerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Yasak ve engellemeler çözüme yardımcı olmaz

Sorunlu teknoloji kullanımının yasak ve engellemelerle çözülmesinin mümkün olmadığını söyleyen Çakmakcı, "Öncelikle ailenin çocuk için model olduğu unutulmamalı, teknoloji kullanımı konusunda öncelikle ebeveynler kullanım konusunda dikkatli olmalıdır. Çocuğun teknoloji kullanımına yönelik verilen büyük tepkiler, ciddi cezalar ve yasaklar durumun daha da kötüye gitmesine ve öfke tepkilerinin artmasına neden olur. İnterneti kesmek ya da tableti elinden almak gibi davranışlar yoksunluk oluşturabilir ve büyük kavgalar çıkabilir. Böyle durumlarda bir uzmana başvurulmasını öneririz. Her zaman unutmamak gerekir ki çocukların en büyük ihtiyacı olan şey, her şartda sevildiklerini hissetmektir. Çocukla durumun önemini konuşmak ve endişelerinizi paylaşmanız, birlikte kararlar almanız, ona da fikirlerini sormanız çok önemlidir" diye konuştu.

Altta yatan nedeni, uzman belirleyebilir

Sorunlu teknoloji kullanımının arkasında bazı psikolojik sorunların yatabileceğini belirten Çakmakcı, "Ergenlik dönemindeki gençlerde görülen bu tip davranışların içe kapanıklık, yalnızlık, aile bağlarında kopukluk, yüz yüze ilişkiler yerine sanal arkadaşlığı tercih etmelerinden mi kaynaklandığı, yoksa zaten bu genç bireyin içine kapalı, düşük özgüvenli, sosyal becerileri zayıf, depresif ya da yalnız olduğu için teknolojiyi sorunlu şekilde kullandığı bir uzmanın değerlendirmesiyle tespit edilecektir" dedi.

Dr. Öğretim Üyesi Hale A. Kahyaoğlu Çakmakcı, daha küçük yaştaki çocukların sınır konulmadan teknoloji kullanmasının da konuşma geriliğinden otistik spektrum özelliklerine kadar birçok gelişimsel soruna yol açabileceği uyarısında bulunarak "Uyarandan eksik olan çocuğun fiziksel, ruhsal, nörolojik problem geliştireceğini tahmin edebiliriz" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sorunlu-teknoloji-kullaniminda-bu-belirtilere-dikkat-2145.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sorunlu-teknoloji-kullaniminda-bu-belirtilere-dikkat-2145.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sorunlu-teknoloji-kullaniminda-bu-belirtilere-dikkat-2145-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/sorunlu-teknoloji-kullaniminda-bu-belirtilere-dikkat-2145.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sorunlu-teknoloji-kullaniminda-bu-belirtilere-dikkat/465/</link>
			<pubDate>Tue, 15 Oct 2024 13:04:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aktarlardan önemli uyarı: "Hasta olmadan gelin"]]></title>
			<description><![CDATA[Kırşehir'de, hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte aktarlar vatandaşlara uyarılarda bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırşehir'de, hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte aktarlar vatandaşlara uyarılarda bulundu.

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı tedbir alınması gerektiğini belirten aktarlar; bağışıklık sistemini güçlendiren bitkisel ürünlere ilginin arttığını söyledi. Vatandaşların hasta olmadan önce doğal tedavi yöntemleriyle bağışıklıklarını güçlendirmesi gerektiğini anlatan aktar Özgen Öz; "Mevsim geçiş dönemlerindeyiz. Sabah soğuk, akşam soğuk ama öğle saatlerinde sıcak seyreden bir hava var. Hava değişimlerinden dolayı çok sık hastalanabiliyoruz. Hasta olduktan sonra değil hasta olmadan önce bağışıklık sistemini güçlü tutmak gerekiyor. Hasta olmadan önce yapılan destekleme hastalıklara karşı da korur" dedi. Ünsal Gümüş adlı aktar ise açıklamasında; "İnsanlar aktarlara hasta olunca geliyor. Ancak hasta olmadan gelinmesi gerekiyor. Hava sıcaklıkları düşünce aktarlara olan ilgi artış gösterdi ve işlerimiz yoğunlaştı" diye konuştu.

Aktarlar, özellikle mevsim geçiş dönemlerinde ıhlamur, zencefil, pekmez, adaçayı ekinezya gibi bitkilere olan ilginin yüksek olduğunu ifade etti.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aktarlardan-onemli-uyari-hasta-olmadan-gelin-104.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aktarlardan-onemli-uyari-hasta-olmadan-gelin-104.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aktarlardan-onemli-uyari-hasta-olmadan-gelin-104-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/aktarlardan-onemli-uyari-hasta-olmadan-gelin-104.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/aktarlardan-onemli-uyari-hasta-olmadan-gelin/452/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Oct 2024 12:19:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüdüler]]></title>
			<description><![CDATA[Mersin'de, İl Sağlık Müdürlüğünce "Dünya Yürüyüş Günü" dolayısıyla sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüyüş düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mersin'de, İl Sağlık Müdürlüğünce "Dünya Yürüyüş Günü" dolayısıyla sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüyüş düzenlendi.

Gündelik hayatın içine fiziksel aktiviteyi entegre etmeyi teşvik etmek ve sağlıklı yaşama dikkat çekmek için gerçekleştirilen yürüyüş, Mersin İdmanyurdu Meydanı'ndan başladı. Sağlık çalışanlarının yanı sıra Türk Kızılay gönüllülerinin da katıldığı bando eşliğinde sahil boyunca gerçekleştirilen yürüyüş, Özgecan Aslan Barış Meydanı'nda sona erdi.

Bisikletlilerin de eşlik ettiği yürüyüş sonrası katılımcılara elma, meyve suyu, çerez gibi ikramlarda bulunuldu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglikli-yasama-dikkat-cekmek-icin-yuruduler-1513.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglikli-yasama-dikkat-cekmek-icin-yuruduler-1513.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglikli-yasama-dikkat-cekmek-icin-yuruduler-1513-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/10/saglikli-yasama-dikkat-cekmek-icin-yuruduler-1513.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglikli-yasama-dikkat-cekmek-icin-yuruduler/451/</link>
			<pubDate>Sat, 05 Oct 2024 12:19:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Temizlerken zehirlenmeyin: "Bol köpük, daha fazla temizlik demek değil"]]></title>
			<description><![CDATA[Kimya Mühendisleri Odası(KMO) Samsun Şube Başkanı Hüseyin Baş, temizlik malzemelerinin yanlış kullanımının sağlık üzerinde çok ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kimya Mühendisleri Odası(KMO) Samsun Şube Başkanı Hüseyin Baş, temizlik malzemelerinin yanlış kullanımının sağlık üzerinde çok ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.

Ev temizliği ve hijyen sağlama amacıyla yaygın şekilde kullanılan temizlik kimyasalları, özellikle yanlış ve bilinçsizce kullanıldığında insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabildiğine dikkat çeken KMO Şube Başkanı Hüseyin Baş, kimyasallara maruz kalmanın cilt, solunum ve göz sağlığı üzerinde kalıcı hasarlara neden olabileceğini vurguladı. Ciltte tahriş, egzama, solunum yolu rahatsızlıkları ve gözle temasında görme kaybına kadar gidebilecek sorunlara yol açabileceğini belirten Baş, temizlik malzemelerinin etiket talimatlarına uyulması gerektiğini ve doğal temizlik ürünlerinin göz önünde bulundurulmasının çevre açısından önemli olduğunu kaydetti.

"Ciddi sağlık sorunları açabilir"

Baş, "Temizlik kimyasalları ciltle temas ettiğinde tahriş, kızarıklık, kaşıntı, kuruluk, döküntü ve egzama gibi sorunlara yol açabilir. Buhar veya aerosol şeklinde solunduğunda, astım gibi solunum yolu hastalıkları olanlar için risk oluşturur; nefes darlığı, öksürük ve göğüs sıkışmasına neden olabilir. Gözle temasında ise ciddi tahriş, yanma, kızarıklık ve görme bozuklukları ortaya çıkabilir. Solventler ve uçucu organik bileşenler sinir sistemi üzerinde olumsuz etki yaparak baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk gibi semptomlara neden olabilir. Ayrıca, uzun süreli maruziyet üreme sağlığını etkileyebilir ve hormonal dengesizliklere yol açabilir" dedi.

"Bol köpük, daha fazla temizlik demek değil"

Temizlik ürünlerinin yeterince dikkat edilmemesi durumunda sağlık üzerinde olumsuz tehlikeler oluşturabileceğine ifade eden Kimya Mühendisi Hüseyin Baş, "Temizlik kimyasalları, ev temizliği ve hijyen sağlama konusunda yaygın olarak kullanılmasına rağmen, yanlış kullanıldığında veya yeterince dikkat edilmemesi nedeniyle insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Temizlik maddelerinin ambalajı üzerinde yazan kullanım kılavuzunda belirtilen oranlarda kullanılmalıdır. Daha fazla köpük, daha fazla temizlik demek değildir! Otomatik makineler için kullanılan ve en üstün kir çözme yeteneğine sahip deterjanların köpük oluşturma özellikleri oldukça düşüktür. Bulaşık deterjanının su içerisinde yüzde 1 gibi küçük bir miktarının bile yıkanan bir nesneden tamamen uzaklaştırılması için litrelerce su harcamak gerekir. Bu nedenle bulaşıklara bolca köpürsün diye fazla deterjan eklenmesi ekstra masrafa neden olmanın yanı sıra, daha fazla deterjan kalıntısına maruz kalınmasına sebep olabilir. Çok inatçı kirler için daha fazla temizleyici kullanmak, kirin çözünmesine yardımcı olmakla birlikte aynı zamanda zararlı maddelere çok daha fazla maruz kalınmasına neden olabilir" diye konuştu.

"Ürünler birbiri ile karıştırmayın"

Kimyasal ürünlerin kullanımı önce etiketlerinin okuması ve birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Hüseyin Baş, "Temizlik kimyasalları, orijinal kaplarından başka kaplara aktarılmamalı, farklı tehlike sembollerine sahip veya tehlikeli reaksiyonlar oluşturma riski taşıyan ürünler aynı alanda saklanmamalıdır. Ambalajlar güneş ışığına maruz bırakılmamalı ve boş şişeler saklanmamalıdır. Kimyasalların yanlışlıkla veya daha etkili temizlik sağlanacağı inancıyla çamaşır suyu, tuz ruhu, kireç sökücüler, lavabo açıcılar ve sirke gibi maddelerle karıştırılması, ölümcül zehirli gazlar oluşturabilir. Kimyasal ürünlerin kullanımı öncesinde etiketlerdeki uyarı ve talimatlar dikkatlice okunmalı, tehlike sembollerinin anlamı öğrenilmelidir. Tehlike işareti bulunmayan ürünler dahi dikkatli kullanılmalı; üretici öneriyorsa mutlaka koruyucu ekipman (gözlük, eldiven, maske) kullanılmalı ve temizlik sırasında alan iyi havalandırılmalıdır" şeklinde konuştu.

"Çevreyi korumak için tercih edilebilir"

Doğal temizlik malzemelerinin kimyasallara göre daha çevre dostu olduğunun altını çizen Baş, "Doğal temizlik malzemeleri, kimyasallara göre daha az toksik ve çevre dostudur. Limon suyu, sirke, karbonat gibi ürünler hafif ve orta kirlerde etkili olup, solunum, cilt ve gözler için daha az tahriş edicidir. Çocuklar ve evcil hayvanların bulunduğu alanlarda, cilt tahrişini önlemek ve çevreyi korumak için tercih edilebilir. Ancak, güçlü lekeler ve derin temizlik için kimyasal ürünler daha etkili olabilir. İhtiyaca göre her iki tür ürünü dengeli kullanmak en iyi sonucu verecektir" açıklamasında bulundu.

"Çocuklar yanlışlıkla yutabilir"

Çocuklardan ve evcil hayvanlardan uzak tutulması gerektiğinin önemine dikkat çeken Baş, "Evde çocuklar ve evcil hayvanlar varsa, temizlik kimyasalları büyük risk oluşturur. Çocuklar bu kimyasalları yanlışlıkla yutabilir veya ciltlerine temas ettirebilir, bu da zehirlenme, cilt tahrişi ve solunum problemleri gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Benzer şekilde, evcil hayvanlar da kimyasallara maruz kalarak zehirlenebilir veya cilt sorunları yaşayabilir. Bu nedenle, temizlik maddeleri çocukların ve hayvanların erişemeyeceği yerlerde, orijinal ambalajlarında ve kapakları sıkıca kapalı şekilde saklanmalıdır. Kimyasal ürünlerin kullanımında talimatlara dikkat edilmeli ve fazla ürün depolamaktan kaçınılmalıdır. Havalandırma da kimyasal buhar riskini azaltmak için önemlidir" ifadelerini kullandı.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/temizlerken-zehirlenmeyin-bol-kopuk-daha-fazla-temizlik-demek-degil-9188.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/temizlerken-zehirlenmeyin-bol-kopuk-daha-fazla-temizlik-demek-degil-9188.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/temizlerken-zehirlenmeyin-bol-kopuk-daha-fazla-temizlik-demek-degil-9188-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/temizlerken-zehirlenmeyin-bol-kopuk-daha-fazla-temizlik-demek-degil-9188.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/temizlerken-zehirlenmeyin-bol-kopuk-daha-fazla-temizlik-demek-degil/404/</link>
			<pubDate>Tue, 17 Sep 2024 15:11:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Sağlığını Erteleme, Harekete Geç"]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan'da halk sağlığı haftasında "Sağlığını Erteleme, Harekete Geç" konulu bilgilendirme standı kuruldu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzincan'da halk sağlığı haftasında "Sağlığını Erteleme, Harekete Geç" konulu bilgilendirme standı kuruldu.

Türkiye'de her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında "Halk Sağlığı Haftası" kutlanıyor. Halk Sağlığı bütüncül bir bakış açısında sahip, hastaların yanı sıra sağlam kişilere de nitelikli sağlık hizmeti sunumunu önemseyen, tedavi edici hizmetler ile koruyucu sağlık hizmetlerin birlikte yürütülmesini amaçlayan bir hizmet sunuyor.

Bu kapsamda Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Birimi ve Sağlıklı Hayat Merkezi personellerince "Sağlığını Erteleme, Harekete Geç" teması çerçevesinde vatandaşa sunulan hizmetlerle ilgili bilgi verme amaçlı stant faaliyetleri gerçekleştirildi.

Kurulan stantta tansiyon ve kan şekeri ölçümü, sağlıklı çocuk dergisi dağıtımı, kanser taramaları, emzirme ve anne sütü, ekran bağımlılığı, çocukluk aşıları, aile hekimliği, ağız diş sağlığı, sağlıklı beslenme sigara bırakma ve ruh sağlığı konularında afiş broşür dağıtımı gerçekleştirilerek, bilgilendirme yapıldı.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/sagligini-erteleme-harekete-gec-9105.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/sagligini-erteleme-harekete-gec-9105.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/sagligini-erteleme-harekete-gec-9105-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/sagligini-erteleme-harekete-gec-9105.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sagligini-erteleme-harekete-gec/338/</link>
			<pubDate>Fri, 06 Sep 2024 11:46:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cimin Üzümü hastalıklara şifa]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan'ın eski adıyla Cimin yeni adıyla Üzümlü ilçesinde yetişen 'Cimin Üzümü' adıyla bilinen siyah üzümün sağlık açısından faydaları saymakla bitmiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzincan'ın eski adıyla Cimin yeni adıyla Üzümlü ilçesinde yetişen 'Cimin Üzümü' adıyla bilinen siyah üzümün sağlık açısından faydaları saymakla bitmiyor.

Kurusunu da yaşını da bol bol tüketilmesini öneren uzmanlar siyah üzümün içerdiği demir sayesinde hastalıklara şifa olduğunu söyledi.

Çekirdeğinden, kabuğuna, yaprağına, kurusuna kadar şifa deposu olan siyah üzümün faydalarının saymakla bitmediğini ifade eden uzmanlar, "Migrenden, hazımsızlığa, demir eksikliğinden, kabızlığa kadar iyi gelen siyah üzümün yumurtalıklardaki kist oluşumunu önler. Yapılan araştırmalar sonucunda siyah üzümün kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık, düşük yapma gibi birçok soruna neden olan, yumurtalıklarda oluşan kistleri tedavi edici etkisi bulunduğu sonucuna ulaşıldı. Siyah üzüm 3 çeşit olan üzümün diğer bir çeşididir. Genel hatlarıyla sağlık açısından faydaları aynıdır fakat bazı özellikleri siyah üzümü diğerlerinden ayrı kılmaktadır. Ayrıca siyah üzümün tadı diğerlerinden biraz daha farklıdır, ekşi değildir. Özellikle cilt ve saç sağlığına ciddi anlamda katkı sağlar. Siyah üzüm kolesterol seviyesini dengeler, içerdiği mineral ve bileşenler yardımıyla insülin duyarlılığını arttırır. Siyah üzümün düzenli tüketimi konsantrasyon, hafıza ve ayrıca sözleri ve mekanları hatırlama yeteneğini geliştirmeye yardımcı olur. Siyah üzümün içerdiği vitamin ve diğer besinler kalp ve damar sağlığını korur. Düzenli olarak siyah üzüm tüketimi, başta cilt kanseri olmak üzere, kolon, prostat, mide ve bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltır. Siyah üzüm ayrıca sindirim sistemi için faydalı olduğu için kilo vermek isteyenlerin tercih edebilecekleri besin maddelerinin başında gelir. Mantar hastalıklarına karşı etkili olan siyah üzüm, güçlü bir antioksidan olarak, enfeksiyon ve bakterilerin yol açtığı iltihapları giderebilir. Siyah üzüm kabızlık ve hazımsızlığı giderir, midede bulunun asit seviyesinin sağlıklı düzeyde kalmasını sağlar.

Siyah üzüm diğer üzüm çeşitlerinde olduğu gibi göz sağlığını korumak için gerekli olan besinler içerir, görme yeteneğini geliştirir. Saç ve cilt sağlığını korur, saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Cildi özellikle güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korur." bilgilerine yer verdi.

Öte yandan Erzincan'ın Üzümlü ilçesinde yetiştirilen ve Türkiye genelinde büyük ilgi gören Cimin Üzümünün hasadı sürüyor. Kilogram fiyatı 50 ila 60 lira arasında değişen Cimin Üzümü büyük zorluklarla hasat ediliyor. Erzincan'da 15 kilometre uzaklıktaki Üzümlü ilçesinde bölgeye özgü rengi ve tadı ile Türkiye genelinde nam salan Cimin Üzümünün hasadı devam ediyor. Bugünlerde başlayan hasat mevsimi nedeniyle üzüm bağlarında hareketlilik yaşanıyor. İlçede yaklaşık 10 bin dekar alanda bu yıl 8 bin ton üzüm hasadı yapılması planlanıyor. 2000 yılında "Cimin Üzümü" ismiyle tescillenen ürün, Erzincan ve Üzümlü ekonomisi açısından büyük önem taşıyor. İlçeye bağlı Pişkidağ Köyü ve çevresinde yaklaşık 2 bin 500 metre yükseklikte yetiştirilen üzümler, özellikle Karadeniz Bölgesi olmak üzere Doğu Anadolu Bölgesi ve Türkiye'nin birçok iline ihraç ediliyor. Ekim ayı sonuna kadar devam etmesi planlanan hasat döneminden üreticiler memnun.

"Üretim zor şartlarda yapılıyor "

İlçede yüzlerce ailenin geçim kaynağı haline dönüşen Cimin Üzümü üretimi beraberinde birçok zorluğu da getiriyor. Yaklaşık 2 bin 500 metre yüksekliğindeki dağların eteklerinde özel yöntemlerle yapılan bağlarda yetiştirilen üzümlerin, budanmasından, sulanmasına ve hasadına kadar üreticilerin büyük çabasıyla gerçekleşiyor. Yüksek alanlardaki bağlardaki bağ bozumu kimi zaman katır veya eşeklerle yapılıyor. Kasalarla köy merkezlerinde toplanan üzümler buradan kamyonlarla Üzümlü ilçesindeki kooperatiflere taşınıyor. İlçe merkezinde ise kamyonlardan Tırlara yüklenen üzümler Karadeniz başta olmak üzere Türkiye'nin birçok yerine gönderiliyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cimin-uzumu-hastaliklara-sifa-6774.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cimin-uzumu-hastaliklara-sifa-6774.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cimin-uzumu-hastaliklara-sifa-1878-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cimin-uzumu-hastaliklara-sifa-6774.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cimin-uzumu-hastaliklara-sifa/328/</link>
			<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 22:28:14 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tatil dönüşü sendromu yaşamamak için bunlara dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "Uzun bir tatil sonrasında bizi karşılayan yoğun tempo ve bitirilmesi gereken işler 'Tatil Dönüşü Sendromu' yaşamamıza sebep olabilir. Bu sendrom kişide motivasyon eksikliği, odaklanma problemi, enerji düşüklüğü, iştah kaybı, uyku problemleri, kolay sinirlenme, tahammülsüzlük, zihinsel ve fiziksel yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkartabiliyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Beste Çokaygil, "Uzun bir tatil sonrasında bizi karşılayan yoğun tempo ve bitirilmesi gereken işler 'Tatil Dönüşü Sendromu' yaşamamıza sebep olabilir. Bu sendrom kişide motivasyon eksikliği, odaklanma problemi, enerji düşüklüğü, iştah kaybı, uyku problemleri, kolay sinirlenme, tahammülsüzlük, zihinsel ve fiziksel yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkartabiliyor" dedi.

Psikolog Çokaygil, tatil dönüşü sendromu ile ilgili yapmış olduğu konuşmasında, "Hepimiz koca bir yıl boyunca yaz tatili yapmanın hayalini kurarız. O gün geldiğinde ise güzel bir yaz tatili dönüşü iş yaşamına adapte olabilmek çoğu kişi için güç olabilmektedir. Uzun bir tatil sonrasında bizi karşılayan yoğun tempo ve bitirilmesi gereken işler tatil dönüşü sendromu yaşamamıza sebep olabilir. Bu sendrom kişide motivasyon eksikliği, odaklanma problemi, enerji düşüklüğü, iştah kaybı, uyku problemleri, kolay sinirlenme, tahammülsüzlük, zihinsel ve fiziksel yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkartabiliyor. Çalışma arkadaşlarıyla problem yaşayan, işini sevmeyen ya da özel hayatında problemler yaşayan kişiler için tatil bir kaçış planı olsa da geri döndüklerinde rutin hayata uyum sağlamaları diğer kişilere göre daha güç ve uzun süreli olabiliyor. Bu durumda bu kişilerin daha depresif olmasına yol açabiliyor. Tatil dönüşü sendromu geçici olup kısa bir süre sonra kendiliğinden düzelebilir. Fakat, bu belirtiler uzun süre devam edip kişinin günlük hayatını etkiliyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalarında fayda var" ifadelerini kullandı.

"Ev dışında vakit geçirmeye, sosyalleşmeye özen gösterin"

Tatil dönüşü sendromu yaşamamak için dikkat edilmesi gerekenlere de değinen Psikolog Çokaygil, konuşmasına şöyle devam etti:

"İş gününden 1-2 gün önce tatilinizi bitirin. Günlük rutinlerinize hızlı bir şekilde dönmek yerine kendinize zaman tanıyarak yavaşça uyum sağlamaya çalışın. 1-2 günlük süre uyku düzeninizi ve beslenme alışkanlıklarınızı eski haline döndürmek için harika bir fırsat olacaktır. Tatil bitti şeklinde düşünerek kendinizi eve kapatmayın. Ev dışında vakit geçirmeye, sosyalleşmeye özen gösterin. Sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşun, size keyif veren aktivitelere zaman ayırın. Spor yapmak, gün içerisinde hafif yürüyüşlere çıkmak serotonin seviyenizin yükselerek stres hormonlarınızın düşmesini sağlayacaktır. Açık havada fiziksel aktiviteler yapmaya özen gösterin. Tatilden döndüğünüz ilk hafta sonu için kendinize mini gezintiler planlayarak yakınınızdaki gezilecek yerleri ziyaret edebilirsiniz. Tatil dönüşü evdeki aynı eşyaları ve düzeni görmek moralinizi bozabilir. Eve alacağınız birkaç küçük eşya ya da evdeki eşyaların yerini değiştirmek yeni yaşam alanınızı oluşturarak sizi keyiflendirebilir. Tatil dönüşü sonraki tatiliniz için planlar yapmaya başlayın. Bu plan sizi motive ederek günlük hayata daha kolay adapte olmanızı sağlayacaktır."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/tatil-donusu-sendromu-yasamamak-icin-bunlara-dikkat-1212.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/tatil-donusu-sendromu-yasamamak-icin-bunlara-dikkat-1212.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/tatil-donusu-sendromu-yasamamak-icin-bunlara-dikkat-1212-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/tatil-donusu-sendromu-yasamamak-icin-bunlara-dikkat-1212.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/tatil-donusu-sendromu-yasamamak-icin-bunlara-dikkat/319/</link>
			<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 19:02:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuğunuzu okula hazırlamak için 10 öneri]]></title>
			<description><![CDATA[Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, ebeveyn tutumunun çocukların eğitim hayatına uyum sürecinde son derecede önemli bir yer tuttuğunu söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, ebeveyn tutumunun çocukların eğitim hayatına uyum sürecinde son derecede önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Medline Adana Hastanesi'nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, başarılı bir okul dönemi için çocukların yeni döneme sağlıklı bir başlangıç yapmasının büyük önem kazandığını belirterek, "Öyle ki çocukların okula mutlu ve keyifli başlamaları tüm eğitim-öğretim hayatlarını olumlu etkiliyor" dedi.

Anne-babaların her çocuğun uyum sürecinin birbirinden farklı olduğunun bilinciyle, çocuklarının kişilik yapısına uygun bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini söyleyen Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, "Ebeveynlerin bu konudaki güveni ve sabrı çocuklarına da yansır. Okula başlangıçta yaşanabilecek sorunların doğal ve geçici olduğu unutulmamalı, bu süreçte çocuğa karşı şefkatli, anlayışlı ve destekleyici olunmalıdır" diye konuştu.

Psikolog Karaçiçek, anne-babalara yapılabilecekler konusunda 10 öneride bulundu:

"1.Okula başlamayı konu edinen kitaplar alın ve bunları çocuğunuzla beraber okuyun. Olumlu bir şekilde biten bu tarz öyküler ona moral verecektir.

2.Dramatik ayrılık sahneleri oluşturmaktan kaçının. Çocuklar ebeveynlerinin kaygılı olduğunu hissederler ve bu kaygı onlara da geçer.

3.Çocuğunuzun okul ve okul hayatı hakkında hayal kurmasını, yeni ortamını ve hayatındaki bu yeniliği merak etmesini teşvik edin.

4.Okul alış-verişini yaparken ve odasını düzenlerken ona seçenekler sunun, fikirlerini alın. Mümkün olanları uygulayın.

5.Eğer isterse, uyum sürecinde en sevdiği oyuncağını okula götürmesine izin vererek kaygısını azaltmasına yardımcı olun.

6.Ağlayan bir çocuğu öylece bırakıp gitmek doğru değildir. Çocuğunuz, sizin kendisini okula bırakıp gitmenize karşı fazla tepkiliyse idarecilerle de konuşarak okuldan adım adım uzaklaşın.

7.Çocuğunuza okul hakkında ayrıntılı bilgiler verin, bütün sorularını cevaplayın. Okulda ne kadar zaman geçireceğini anlayabileceği şekilde, somut örneklerle anlatın.

8.Okula gitmemeyi bir alternatif olarak kabul etmediğinizi, bu konuda gayet kararlı olduğunuzu anlamasını sağlayın.

9.Okula gitmekte kaygı yaşayan çocukla alay edilmemeli, kimseyle kıyaslanma yapılmamalıdır. Tersine, onu anladığınızı söyleyin ve bu duygusunun geçici olduğu konusunda ikna edici konuşmalar yapın.

10.Eve döndüğünde gününün nasıl geçtiğini sorun ancak ısrarcı olmayarak paylaşmak istediği zaman anlatması için zaman tanıyın. Okulla ilgili kaygı uyandıracak sorular sormaktan kaçının".

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cocugunuzu-okula-hazirlamak-icin-10-oneri-4706.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cocugunuzu-okula-hazirlamak-icin-10-oneri-4706.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cocugunuzu-okula-hazirlamak-icin-10-oneri-4706-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/cocugunuzu-okula-hazirlamak-icin-10-oneri-4706.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cocugunuzu-okula-hazirlamak-icin-10-oneri/317/</link>
			<pubDate>Tue, 03 Sep 2024 17:01:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA['Boş zaman hastalığı'na dikkat]]></title>
			<description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, tıp literatüründe "yeni nesil hastalık" olarak tanınan "boş zaman hastalığı"nın vücut ağrıları, baş ağrıları, yorgunluk, hafif ateş ve gribe benzer semptomlar gösterdiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, tıp literatüründe "yeni nesil hastalık" olarak tanınan "boş zaman hastalığı"nın vücut ağrıları, baş ağrıları, yorgunluk, hafif ateş ve gribe benzer semptomlar gösterdiğini söyledi.

"Boş zaman hastalığı" hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Tatilden döndükten hemen sonra kendinizi hasta mı hissettiniz? Kısa, birkaç günlük tatil kaçamağı sonrası vücut ağrıları, baş ağrıları ve yorgunluk gibi ateş vb gribe benzer şikayetleriniz mi var? 'Boş zaman hastalığı'na yakalanmışsınız. Birçok kişi için seyahat, yorucu bir deneyim olabilir ve vücuda zarar verebilir. İster kısa bir yolculuğa araba ile çıkıyor olun, ister varış noktanıza uçakla uçuyor olun, gezginlerin bir süre seyahat ettikten sonra evlerine hasta ve kırgın hissederek dönmeleri yaygındır" dedi.

Prof. Dr. Özkaya, hastalık ve belirtileri hakkında şu bilgileri verdi:

"İnsanlar artık zaman kısıtlılığı ve ekonomik sebepler yüzünden, haftalar süren uzun tatiller yerine, birkaç günlük kısa ve hızlı geçen tatilleri tercih ediyor. Ve bu kısa ve hızlı tatil sonrası 'boş zaman hastalığı' olarak da bilinen ve psikolojik etkileri de olan, dinlenmeye düzenli olarak zaman ayırmayanların, genellikle tatillerde ve sonrasında veya hafta sonlarında hastalanmalarına neden oluyor. Boş zaman hastalığı, tıp literatüründe yeni nesil hastalık olarak tanınmamasına rağmen; vücut ağrıları, baş ağrıları ve yorgunluk gibi hafif ateş vb gribe benzer semptomlara sahiptir. Peki, bir hafta sonu kaçamağı bizi nasıl hasta edebilir? Daha önce de belirttiğimiz gibi seyahat etmek yorucu olabilir. Daha geç saatlere kadar ayakta kalabilir, daha fazla miktarda yemek yiyebilirsiniz. Hatta normalde evde yaptığınızdan daha fazla veya daha az fiziksel aktivite yapıyor olabilirsiniz! Bu değişiklikler, özellikle de uyku yoksunluğu ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açarak seyahatten sonra grip benzeri semptomlar yaşamanıza neden olabilir. Bu semptomlarla mücadele etmenin en iyi yolları, grip mevsiminde sağlıklı kalmak için verdiğimiz ipuçlarına çok benzer: Yeterli bir uyku planı yapın, alkol alımınızı sınırlayın ve egzersiz ve el yıkama gibi sağlıklı alışkanlıklar edinin. Ayrıca, 'okullar açılmadan, son bir hafta sonu tatili yapalım' diyen vatandaşlarımız, bu 'yeni nesil hastalığa' dikkat etmelerini ve eğitim-öğretim öncesi bağışıklık sistemlerine özen göstermelerini öneriyoruz."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/bos-zaman-hastaligina-dikkat-4304.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/bos-zaman-hastaligina-dikkat-4304.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/bos-zaman-hastaligina-dikkat-4304-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/09/bos-zaman-hastaligina-dikkat-4304.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bos-zaman-hastaligina-dikkat/309/</link>
			<pubDate>Mon, 02 Sep 2024 18:39:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı Hayat Merkezi'yle 4 ayda 14 kilo verdi]]></title>
			<description><![CDATA[Kırşehir'de İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezi'ne giden vatandaş 4 ayda 14 kilo verdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırşehir'de İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezi'ne giden vatandaş 4 ayda 14 kilo verdi.

Diyetisyen desteğiyle 4 ayda 14 kilo veren Hülya Gündüz; sağlıklı yaşam ve doğru kilo vermesinde Sağlıklı Hayat Merkezi'nin katkı sunduğunu söyledi. Gündüz; "Fazla kilolarımdan dolayı rahatsızlık duyuyordum" dedi. Açlık hissi oluşmadan zayıflamanın kendisini mutlu ettiğini belirten Gündüz açıklamasında; "Fazla kilolarımdan aç kalmadan kurtulmanın mutluluğunu yaşadım. Kilolarımdan dolayı ciddi oranda rahatsızlıklarım vardı. Başvuru yaptıktan sonra kilolarımdan kurtulacağıma da inandım" diye konuştu. Sağlıklı Hayat Merkezi'nde uyguladığı diyet ile 4 ay gibi bir sürede 14 kilo vererek 85 kilodan 71 kiloya düşen Gündüz'e uygulanan yöntemi anlatan Servet Bıyıklı ise, "Hastanın toplamda verdiği 14 kilonun 12 kiloluk kısmı yağ dokusu, şişmanlığın kalıcı tedavisi. Hastada yaşam tarzı değişiklikleri yapmak, hastaya sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmak, hareketli bir yaşam tarzı oluşturmakla elde edilmektedir. Diyet planı yapıldıktan sonra kontrolleri yapılan hastanın durumunun iyi olması sonrası 3-4 haftalık periyotlarda kontrol sağladık. Kendisi yaklaşık 14 kilo civarında kilo kaybı sağladı, merkezimizde bulunan fizyoterapistimiz eşliğinde de yine spor ve egzersiz çalışmalarımız oldu" ifadelerini kullandı.

Sağlıklı hayat merkezinde aç kalmadan uygulanan ama fiziksel aktivitenin de yapıldığı programla, motivasyon sağlanıp kilo verilirken düzenli yağ yakımı da sağlanıyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-hayat-merkeziyle-4-ayda-14-kilo-verdi-8338.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-hayat-merkeziyle-4-ayda-14-kilo-verdi-8338.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-hayat-merkeziyle-4-ayda-14-kilo-verdi-8338-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-hayat-merkeziyle-4-ayda-14-kilo-verdi-8338.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglikli-hayat-merkeziyle-4-ayda-14-kilo-verdi/301/</link>
			<pubDate>Sat, 31 Aug 2024 14:48:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sabah uyanınca bunu yapmayın! ]]></title>
			<description><![CDATA[Kalp krizi en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası bulunuyor, 2 milyardan fazla kişi ise kalp hastalığı riski taşıyor. Kalp damar hastalıkları, yılda 18,6 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor. Uzmanlar yaptıkları araştırmalarda kalp krizi riskinin sabah saatlerinde daha çok arttığını söylüyor. Sabahları yaşanan kalp krizinin artıran ve herkesin farkında olmadan yaptığı pek çok hata bulunuyor.
]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünya genelindeki ölümlerin en önemli nedeni olan bulaşıcı olmayan hastalıklar halen önemli bir hastalık yükü oluştururken, bunlar içinde kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenleri arasında ilk sırada, bu hastalıklar arasındaysa kalp krizi ve inme ilk iki sırada yer alıyor.

Dünyada yaklaşık 300 milyondan fazla kalp hastası bulunuyor, 2 milyardan fazla kişi ise kalp hastalığı riski taşıyor. Kalp damar hastalıkları, yılda 18,6 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor.

Kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin üçte biri 70 yaş altında yaşanıyor, bu ölümlerin yüzde 85'i, kalp krizi ve inmeye bağlı oluşuyor.

Kalp krizinin genellikle ani olarak gelişmesi bu duruma müdahale etmeyi geciktiriyor. Ancak vücudunuz gösterdiği bazı belirtiler kalp krizinin erken haberici olabilir.Yapılan araştırmalara göre en ölümcül kalp krizinin sabahları yaşandığı öğrenildi.

Harvard Tıp Okulu'nda yapılan bir çalışmada, araştırmacılar sabahları kalp krizi geçirmenin yüzde 20 daha fazla kalp dokusu ölümüyle ilişkili olduğunu buldular. Heart dergisinde yayınlanan 2011 tarihli bir araştırmanın bulguları , sabah altı ile öğlen arasında meydana gelen kalp krizlerinin en ölümcül olduğunu gösteriyor.

Borja Ibanez, "Çalışmamızda, sabah meydana gelen olaylar daha fazla hasarla ilişkilendirildi. Bağlantı tartışmalı olarak oldukça güçlü," dedi. Harvard Tıp Okulu çalışması, sirkadiyen ritimler ile kalp krizi riski arasında güçlü bir bağlantı kuran ilk çalışmalardan biridir. Şimdi, bulguları güçlendiren birçok takip çalışması var.

2020'de Trends in Endocrinology and Metabolism'de yayınlanan bir çalışma, modern yaşam tarzlarının neden olduğu sirkadiyen sistemin bozulmasının kardiyovasküler işlevi olumsuz etkilediğini gösterdi.



Sabahları sirkadiyen sistemin kan pıhtılarının parçalanmasını önleyen daha yüksek sayıda PAI-1 hücresi gönderdiğine inanılıyor. Kandaki PAI-1 hücrelerinin seviyesi ne kadar yüksekse, kalp krizine neden olabilecek bir kan pıhtısı oluşturma riski de o kadar fazladır.

Harvard Tıp Okulu araştırması, sabah altı ile öğlen arasında kalp krizi geçiren hastaların, günün ilerleyen saatlerinde kalp krizi geçiren hastalara kıyasla daha yüksek PAI-1 hücrelerine sahip olduğunu belirledi.

BU DURUMLAR KALP KRİZİ RİSKİNİ ARTIRIYOR

Profesör Srinath Reddy, bazı alışkanlıkların bu riski artırabileceği konusunda uyarıyor. Bir kişi altta yatan birkaç koroner risk faktörüne sahipse, iyi uyuyamıyorsa, susuz kalıyorsa ve egzersiz yapıyorsa, yırtılmaya neden olabilir ve büyük bir pıhtı oluşumunu tetikleyebilir. Bu nedenle sabahları kalp krizi riskiyle savaşmanın iki yolu vardır. İşin püf noktası, iyi bir gece uykusu çekmek ve sabah egzersizini ertelemektir.

7 SAATTEN AZ UYUMAYIN

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), her gece 7 saatten az uyuyan yetişkinlerin kalple ilgili sağlık sorunları riskinin daha yüksek olduğunu açıklıyor. Bununla birlikte, uyku yoksunluğunun kalp krizlerinin iyi bilinen habercileri olan tansiyon sorunlarına neden olabileceği akılda tutularak, burada vurgu uykunun kalitesi ve süresi üzerinde oluyor.
 

EGZERSİZ YAPARKEN DİKKAT!
 

Esnek bir çalışma programına sahip olanların da öğleden sonra egzersiz yapmaları veya sabahları hafif egzersizlere başlamaları önerilir.

Yüksek yoğunluklu egzersiz, dolaşım pahasına ani kalp durması veya ölüm riskini akut şekilde artırabilir. Cleveland Clinic, "Kronik doğa sporları eğitimi ve dayanıklılık etkinliklerinde yarışmak kalp hasarına ve ritim bozukluklarına yol açabilir" diyor.


 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sabah-uyaninca-bunu-yapmayin-4212.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sabah-uyaninca-bunu-yapmayin-4212.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sabah-uyaninca-bunu-yapmayin-4212-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sabah-uyaninca-bunu-yapmayin-4212.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sabah-uyaninca-bunu-yapmayin/297/</link>
			<pubDate>Sat, 31 Aug 2024 13:02:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ayçiçek yağında tehlikeli oyun]]></title>
			<description><![CDATA[Dahilde İşleme Rejimi Kapsamında, yem sektöründe kullanılmak üzere ithal edilen soya fasulyesinden elde edilen yağların karışım yağlarında kullanıldığı iddiaları, "GDO'lu yağlar tağşişe mi gidiyor?" sorusunu gündeme getirdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dahilde İşleme Rejimi Kapsamında, yem sektöründe kullanılmak üzere ithal edilen soya fasulyesinden elde edilen yağların karışım yağlarında kullanıldığı iddiaları, "GDO'lu yağlar tağşişe mi gidiyor?" sorusunu gündeme getirdi.

Yem üretiminde kullanılması gereken GDO'lu soya fasulyesi yağlarının bazı firmalar tarafından ayçiçek yağlarına karıştırılarak ihraç edildiği duyumları üzerine Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri harekete geçti.

Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, Türkiye'nin rafine ayçiçek yağı ihracatında dünya lideri olduğunu belirterek, " Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında önce ithalat sonra ihracat yapan rafine ayçiçek yağı sektöründe; Rusya ve Ukrayna gibi önemli üretici rakipleri geride bırakan ülkemizin bu başarısındaki en önemli faktör sektördeki bilgi birikimi ve kaliteli üretimdir" dedi.

"Soya fasulyesinin işlenmesi neticesinde ortaya çıkan soya yağı ve küspesinin yem sanayisinde kullanılması gerekiyor"

Son zamanlarda Türkiye'nin ihracat lideri olduğu rafine ayçiçek yağı sektöründe bazı firmaların tağşiş yaptığı ile ilgili duyumların artmaya başladığını ifade eden Kadooğlu, "Dahilde İşleme Rejimi kapsamında, sektör temsilcisi bazı firmalar, yem bünyesinde kullanılmak üzere soya fasulyesi ithal ediyor. Soya fasulyesinin işlenmesi neticesinde ortaya çıkan soya yağı ve küspesinin yem sanayisinde kullanılması gerekiyor. Ancak bazı ayçiçek yağı firmalarının bu GDO'lu soya yağını ihraç ürünü ayçiçek yağları içinde karışım yağı olarak kullanarak tağşiş yaptığı ve bu yolla maliyet avantajı sağlayarak sektörde haksız rekabete yol açtıkları ile ilgili duyumlar son zamanlarda artmaya başladı. Söz konusu tağşiş işlemi kısa vadede piyasa dengelerini bozmakla beraber aynı zamanda kalitesi ile uluslararası ticarette lider konuma gelmiş olan ayçiçek yağı ihracatımızdaki başarımızı da uzun vadede tehlikeye sokma riski taşımaktadır. Ülkemizin rafine ayçiçek yağı ihracatındaki liderliğini tehlikeye sokacak bu tür girişimlerin önüne geçilmesi için Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliğimiz tarafından Ticaret Bakanlığı Gümrükler Başmüdürlüğüne yazı yazılarak, mevcut denetimlere ek olarak ihraç edilmek üzere limanlara sevk edilen konteynerlerden numune alınması ve bu yolla denetimlerin sıklaştırılması talep edilmiştir. Bu konuda Bakanlığımızın gerekeni yapacağına inancımız sonsuzdur" şeklinde konuştu.

Kadooğlu, kaliteli ürün ihracatıyla rafine ayçiçek yağı sektöründe zirveye çıkan Türkiye'nin bu alandaki prestijinin korunması için gerekli girişim ve çalışmalara devam edeceklerini sözlerine ekledi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/aycicek-yaginda-tehlikeli-oyun-749.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/aycicek-yaginda-tehlikeli-oyun-749.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/aycicek-yaginda-tehlikeli-oyun-749-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/aycicek-yaginda-tehlikeli-oyun-749.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/aycicek-yaginda-tehlikeli-oyun/269/</link>
			<pubDate>Wed, 28 Aug 2024 11:52:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı beyin için 10 süper gıda]]></title>
			<description><![CDATA[Hafıza Merkezi Diyetisyeni Beyza Tağraf, beyin sağlığını korumak için günlük beslenmeye eklenmesi gereken süper gıdaları açıkladı. Yaban mersininden somonbalığına, cevizden zeytinyağına kadar birçok besin, beyin fonksiyonlarını destekleyebilir venörodejeneratifhastalıkların riskini azaltabilir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hafıza Merkezi Diyetisyeni Beyza Tağraf, beyin sağlığını korumak için günlük beslenmeye eklenmesi gereken süper gıdaları açıkladı. Yaban mersininden somonbalığına, cevizden zeytinyağına kadar birçok besin, beyin fonksiyonlarını destekleyebilir venörodejeneratifhastalıkların riskini azaltabilir.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hafıza Merkezi Diyetisyeni Beyza Tağraf, beyin sağlığının yaşam boyu korunması gereken kritik bir alan olduğunu ve doğru beslenme ile beyin fonksiyonlarının desteklenebileceğini belirtti.DiyetisyenTağraf, bilimsel olarak desteklenen ve günlük beslenmeye eklenmesi gereken süper gıdaları sıralayarak, bu besinlerin beyin sağlığını nasıl koruyabileceğini venörodejeneratif hastalıkların riskini nasıl azaltabileceğini açıkladı. İşte beyin sağlığına katkı sağlayan süper gıdalar.

1. Yaban Mersini:Yüksekpolifenoliçeriği sayesinde yaban mersini, antioksidan kapasitesiyle beyin sağlığını koruma potansiyeline sahiptir. Özellikle hafıza ve öğrenme yeteneklerini iyileştirebilir ve Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatabilir.

2. Karadut:Karadut,antosiyaninlerbakımından zengin olup antioksidan özellikleriyle beyin hücrelerini koruyabilir ve bilişsel işlevleri destekleyebilir.

3. Ceviz:Omega-3 yağ asitleri,polifenollerve vitamin E gibi besin öğeleri açısından zengin ceviz, beyin sağlığını korumak için önemli bir bileşendir. Bu besinlerin kombinasyonu,nörodejeneratif hastalıkların gelişimini önlemede etkili olabilir.

4. Somon:EPA ve DHA gibi omega-3 yağ asitleri bakımından zengin somon, beyin hücre zarı sağlığını korur ve sinir iletimini iyileştirir. Böylece bilişsel işlevlerin sürdürülmesine yardımcı olabilir ve Alzheimer gibi hastalıkların gelişimini azaltabilir.

5. Zeytinyağı:Zeytinyağı,monounsaturatedyağ asitleri ve antioksidanlar bakımından zengindir. Anti-inflamatuaretkileri sayesinde beyin sağlığını destekler ve Alzheimer hastalığının oluşum riskini azaltabilir.

6. Hindistan Cevizi Yağı:Hindistan cevizi yağı,trigliseritlerve ketonlar açısından zengin olup beyin enerji kaynağı olarak işlev görür. Bu özelliği, bilişsel fonksiyonları artırabilir ve nörodejeneratif hastalıkların ilerlemesini yavaşlatabilir.

7. Zerdeçal ve Karabiber:Zerdeçal, güçlü biranti-inflamatuar olan kurkuminiçerir. Beyin sağlığını korumada etkili olabilir ve nörodejeneratif hastalıkların gelişimini azaltabilir. Karabiber ise,kurkumininemilimini artırarak etkinliğini maksimize eder.

8. Yumurta:Yumurta, kolin açısından zengin bir kaynaktır ki bu da beyin sağlığı ve sinir hücresi iletimi için gereklidir. Bu nedenle, hafıza ve öğrenme yeteneklerini destekleyebilir.

9. Ispanak:Ispanak, folat ve demir gibi besin öğeleri bakımından zengindir. Folat, beyin fonksiyonlarını destekleyebilirken demir, beyin sağlığı için kritik öneme sahiptir.

10. Lahana Turşusu:Lahana turşusu, probiyotik bakteriler açısından zengin olup bağırsak sağlığı ile beyin sağlığı arasındaki bağlantı üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir. Böylece bilişsel işlevlerin korunmasına katkıda bulunabilir.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-beyin-icin-10-super-gida-2679.jfif</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-beyin-icin-10-super-gida-2679.jfif" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-beyin-icin-10-super-gida-2679-t.jfif"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/saglikli-beyin-icin-10-super-gida-2679.jfif" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/saglikli-beyin-icin-10-super-gida/253/</link>
			<pubDate>Sun, 25 Aug 2024 14:16:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kandaki iltihabı temizliyor, vücuda reset atıyor!]]></title>
			<description><![CDATA[Kendiliğinden yetişen bitki doğal mikrop öldürücü]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın yolu doğru beslenmekten geçiyor. Doğada kendiliğinden yetişen bazı bitkiler vücut sağlığı için doğal ilaç görevi görüyor. Anadolu saparnası, merucen, zimilaçi gıcırdak dikeni, kuşevin, öz dikeni, diken ucu, kırçan gibi isimleriyle de bilinen melocan bitkisi vücudu yenilene doğal bitkiler arasında yer alıyor



"Diken ucu" adıyla Türk mutfağında özellikle de Karadeniz mutfağında sıklıkla yer alan melocan bitkisi afif acı bir tadı olan, iri ve dikensi yapraklara sahip bir bitkidir.



Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın yolu doğru beslenmekten geçiyor. Doğada kendiliğinden yetişen bazı bitkiler vücut sağlığı için doğal ilaç görevi görüyor. Anadolu saparnası, merucen, zimilaçi gıcırdak dikeni, kuşevin, öz dikeni, diken ucu, kırçan gibi isimleriyle de bilinen melocan bitkisi vücudu yenilene doğal bitkiler arasında yer alıyor
Genellikle çiçekleri ve yaprakları kullanılan bu bitki turşu ve konserve olarak da tüketildiği gibi soğanla kavrularak, süzme yoğurt üzerine içine kırmızı, kara biber ve sumak ile saf zeytinyağı ile kavrularak da sofralarda yerini alıyor.


ÇİĞ OLARAK DA TÜKETİLEBİLİR
Her bölgede doğada kendiliğinden yetişen yöresel bitkiler vardır. Bölgede yaşayan insanlar bunların çoğundan yemek yaparlar. Melocan da bunlardan biridir. Dikenucu da denilen Melocan bazı yörelerde 'çoban katığı' da denilir çünkü çiğ olarak da yenilir.


Dikenin taze uçları kopartılarak iki türlü yemeği yapılır. Bunlardan birisi kavurmasıdır. Toplanan Melocan haşlandıktan sonra tereğaı ve soğanla kavrulup yenilir.



Bir başka yemeği ise turşudur. Haşlanan Melocan biraz bekletildikten sonra kalıntuz, acı biber ve soğan ezmesiyle karıştırılıp birkaç gün bekletildikten sonra ya olduğu gibi tüketilir ya da yine tereyağı ve soğanla kavrularak tüketilir.


KANI TEMİZLEMESİYLE BİLİNİYOR
Yine bazı kaynaklarda sağlık açısından terlemeye, cilt hastalıklarına, romatizmaya iyi geldiği, kanı temizlediği, frengiyi tedavi ettiği, böbrek rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığı bilgisine yer verilmektedir.


Yörede yaşayanlar bunları pek bilmeseler de mevsimi geldiğinde doğada yetiştiği yerlerden toplayarak yemek olarak sofralarına getiremeden edemezler. Dolayısıyla, bilmeden de olsa sağlıklarına katkı sağlamış olurlar


Ayrıca, iç organların düzenli çalışmasını düzenleyerek sağlıklı bir fonksiyon sağlar.
Deri hastalıklarında yaygın olarak kullanılan bu bitki, romatizma ve böbrek rahatsızlıklarında rahatlatıcı olarak kullanılır.

Ancak, diken otu olarak bilinen melocan otu, aşırı tüketildiğinde ishale neden olabilen tükürük artışına yol açabilir.

ÖNEMLİ! Bu bütkileri beslenme listenize eklemeden önce mutlaka bir uzmana danışın.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/kandaki-iltihabi-temizliyor-vucuda-reset-atiyor-68.webp</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/kandaki-iltihabi-temizliyor-vucuda-reset-atiyor-68.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/kandaki-iltihabi-temizliyor-vucuda-reset-atiyor-68-t.webp"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/kandaki-iltihabi-temizliyor-vucuda-reset-atiyor-68.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kandaki-iltihabi-temizliyor-vucuda-reset-atiyor/247/</link>
			<pubDate>Sat, 24 Aug 2024 11:52:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[B12 vitamini eksikliği deyip geçmeyin]]></title>
			<description><![CDATA[Uzm. Dr. Müge Yetener, B12'nin vücudumuzun olmazsa olmaz vitaminlerinden biri olduğunu söyleyerek "Eksikliği halsizlik ve yorgunluktan, sinir sistemi sorunlarına, nefes darlığından baş dönmesine, bellek problemlerine kadar pek çok sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzm. Dr. Müge Yetener, B12'nin vücudumuzun olmazsa olmaz vitaminlerinden biri olduğunu söyleyerek "Eksikliği halsizlik ve yorgunluktan, sinir sistemi sorunlarına, nefes darlığından baş dönmesine, bellek problemlerine kadar pek çok sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor" dedi.

Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Dr. Müge Yetener 'kobalamin' olarak da bilinen B12 vitamininin, vücudumuzda oluşan önemli biyokimyasal reaksiyonlarda hayati rol oynayan karmaşık bir biyomolekül olduğunu hatırlattı. B12'nin diyetten, özellikle yumurta, kırmızı et ve süt ürünlerinden elde edilen, suda çözünebilen bir vitamin olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yetener, "B12, vücudumuz için vazgeçilmez bir vitamindir. DNA sentezi için gereklidir. Normal sinir sisteminin işleyişini, kırmızı kan hücresi gelişimi ve olgunlaşmasını sağlar. Antioksidan etkisi vardır" diye konuştu.

"B12 vitaminin kaynağı, hayvansal besinlerdir"

Beynin ve sinir sisteminin normal işlevini sürdürmede çok önemli rolü olan B12 vitaminin sağladığı yararları ve eksikliğinin nelere yol açabileceğini bilmenin, sağlığımızı korumak için önemli ve gerekli olduğunu söyleyen Dr. Yetener, "Gerekli B12 vitamini almak için hayvansal gıdalar tüketmelisiniz. Proteinden zengin kırmızı et, tavuk gibi besinler, somon, sardalya, ton balığı gibi deniz ürünleri, karaciğer, böbrek ve dalak gibi sakatatlar, süt ürünleri ve yumurta, zengin B12 kaynaklarıdır. Günlük beslenmenizde hayvansal ürünleri almayı ihmal etmemelisiniz" dedi.

Kimlerde B12 vitamin eksikliği görülür?

B12 eksikliğinin sık görüldüğü kişi ve durumlar hakkında bilgi veren Dr. Yetener; sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer sürekli diyet yapıyorsanız, dikkat! Yeterli ve uzun süre beslenmeyen kişilerde, eksiklik ortaya çıkabilir. Ayrıca, hayvansal kaynaklı ürün yemeyen vejetaryenlerde, antibiyotik kullanımı sonrası bağırsaklarında aşırı bakteri çoğalması sorunu yaşayanlarda, sık ve uzun süreli mide ilacı kullananlarda, yeterli beslenmeyen küçük çocuklarda ya da hamilelerde, aşırı alkol tüketenlerde sık yaşanan bir sorun haline gelebilir."

Uzm. Dr. Yetener, çok fonksiyonlu bir vitamin olduğundan eksikliğinin birbirinden farklı belirtilerle kendini belli ettiğine dikkat çekerek en sık rastlanan belirti ve semptomları şöyle açıkladı.

Beyin fonksiyonları bozuluyor

B12 vitaminin eksikliği, beyin fonksiyonlarını doğrudan olumsuz etkiliyor. Beyin bulanıklığı, hafıza sorunları, bilinç bozukluğu, uykusuzluk, baş ağrıları (özellikle migren), davranış değişiklikleri ve öğrenme sorunları oluşabiliyor.

Ruh halinizi olumsuz etkiliyor

Sinirlilik, depresyon, kaygı, halüsinasyon görme, sanrı gibi ruh halinde değişiklikler görülebilir.

Duyusal sorunlara yol açıyor

Duyusal: İğne batması, karıncalanma hissi, uyuşukluk, nöropatik ağrılar, kulak çınlaması, tat alma bozukluğu gibi şikayetler baş gösterebilir.

Yapısal sorunlar görülüyor

Yorgunluk, anemi, kan hücreleri sayısında azalma, karın şikayetleri, emilim bozukluğu, gelişme geriliği, kilo kaybı, ishal, dil iltihabı, ağız ve ağız içinde iltihaplanma, kısırlık, idrar yolu enfeksiyonları B12 eksikliğinin yol açtığı sorunlardır.

Kaslar güçsüzleşiyor

B12 eksikliği kas zayıflığına yol açar. Adaleler aşırı derecede kasılır, sertleşir, istem dışı spazmlar oluşur. Kalp kası hastalıkları görülebilir.

Otonom sistemler zarar görüyor

İdrar ve/veya dışkı kaçırma, aniden ayağa kalkınca tansiyon düşmesi veya baş dönmesi de bu vitaminin eksikliğinde ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/b12-vitamini-eksikligi-deyip-gecmeyin-uykusuzluk-da-yapiyor-sinirlilik-de-2744.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/b12-vitamini-eksikligi-deyip-gecmeyin-uykusuzluk-da-yapiyor-sinirlilik-de-2744.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/b12-vitamini-eksikligi-deyip-gecmeyin-uykusuzluk-da-yapiyor-sinirlilik-de-2744-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/b12-vitamini-eksikligi-deyip-gecmeyin-uykusuzluk-da-yapiyor-sinirlilik-de-2744.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/b12-vitamini-eksikligi-deyip-gecmeyin-uykusuzluk-da-yapiyor-sinirlilik-de/246/</link>
			<pubDate>Sat, 24 Aug 2024 12:48:36 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yöresel yemeklerle zayıflamak mümkün]]></title>
			<description><![CDATA[SUBÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini tamamlayan Diyetisyen Özgür Haykır, hazırladığı tezde yöresel yemekleri tüketerek de zayıflamanın mümkün olduğu neticesine ulaştı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[SUBÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimini tamamlayan Diyetisyen Özgür Haykır, hazırladığı tezde yöresel yemekleri tüketerek de zayıflamanın mümkün olduğu neticesine ulaştı.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı öğrencisi Diyetisyen Özgür Haykır'ın, Prof. Dr. Serkan Şengül danışmanlığında yürüttüğü 'Diyet Sürdürülebilirliğinde Yöresel Mutfak Kullanımının Analizi: Sakarya Örneği' isimli yüksek lisans tez çalışması tamamlandı. Tez çerçevesinde yapılan araştırmada 55 kişiye Sakarya yöresine ait ve Sakarya'da bulunabilecek coğrafi işaretli yöresel yemeklerin yer aldığı beslenme programları verildi. Uygulanan programlar neticesinde yöresel yemeklerin tüketilmesiyle de zayıflamanın mümkün olduğu neticesine ulaşıldı.

"Yöresel yemekleri tüketerek de zayıflamanın mümkün olduğu neticesine ulaştık"

Tez çalışmasında en önemli unsurun porsiyon miktarları olduğunu vurgulayan Diyetisyen Özgür Haykır, "Beslenme programına devam eden katılımcıların vücut ağırlığında anlamlı düzeyde azalma meydana geldiği gözlemlendi. Beslenme uzmanları tarafından sağlıklı bir zayıflama programında haftalık 0,5-1 kilogram ağırlık kaybı öneriliyor. Bu durum göz önünde tutulduğunda, tez bünyesinde yürütülen çalışmada iki haftalık süreçte uygulanan beslenme programları ile ortalama 1 buçuk kilogram zayıflama görüldü. Diyet programı sonunda katılımcılara yapılan ve 50 puan üzerinden değerlendirilen memnuniyet anketinde 37,40 puan ile yüksek bir memnuniyet alındı. Bireylerin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasında kültürel alışkanlıklar da göz önünde bulundurulmalı" derken Yöresel lezzetlerin kaybolmaması gerektiğine dikkat çeken tez danışmanı ve SUBÜ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serkan Şengül ise, "Porsiyon miktarlarına dikkat edilerek sürdürülen programlar izledik. İçerisinde 'Kabak Tatlısı', 'Islama Köfte' ve 'Çerkez Tavuğu' gibi yemeklerin yer aldığı beslenme programında yöresel yemekleri tüketerek de zayıflamanın mümkün olduğu neticesine ulaştık" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/yoresel-yemeklerle-zayiflamak-mumkun-8021.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/yoresel-yemeklerle-zayiflamak-mumkun-8021.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/yoresel-yemeklerle-zayiflamak-mumkun-8021-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/yoresel-yemeklerle-zayiflamak-mumkun-8021.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/yoresel-yemeklerle-zayiflamak-mumkun/214/</link>
			<pubDate>Tue, 20 Aug 2024 13:06:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından çay ve kahve sevenlere önemli uyarılar]]></title>
			<description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde en çok tüketilen içeceklerin başında çay ve kahve geliyor. Gün içinde aşırı tüketilen çay ve kahvenin reflünün semptomlarını arttırdığını söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, özellikle reflü şikayetlerinin aktif olduğu dönemlerde bu içecekleri tüketirken daha kontrollü olunması gerektiğine değindi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde en çok tüketilen içeceklerin başında çay ve kahve geliyor. Gün içinde aşırı tüketilen çay ve kahvenin reflünün semptomlarını arttırdığını söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, özellikle reflü şikayetlerinin aktif olduğu dönemlerde bu içecekleri tüketirken daha kontrollü olunması gerektiğine değindi.

Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, çay ve kahve seven reflü hastaları için önemli uyarılarda bulundu.

Çay ve kahve reflüyü tetikliyor

Gastroözofagial reflü hastalığının (GERD), mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan klinik bir durum olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilal Toka, "Bu patolojik durum, özofajit, göğüs ağrısı, yanma hissi ve yutma güçlüğü gibi semptomlarla kendini gösterir. Çay ve kahve, tüm dünyada yaygın olarak tüketilen içeceklerdir ve GERD üzerindeki etkileri konusunda çeşitli araştırmalar ve teoriler bulunmaktadır. Reflü hastalarının çok fazla çay ve kahve tüketmesi, hastalığın semptomlarının daha şiddetli hissedilmesine sebep olur. Özellikle tedavi süresince çay ve kahve tüketiminin azaltılması, şikayetlerin de azalmasını sağlar" dedi.

Reflü hastalığında birden fazla şikayetin bir arada görülebildiğini, genellikle yanlış beslenmenin reflüyü tetiklediğini ifade eden Doç. Dr. Bilal Toka, şöyle devam etti:

"Reflü, genellikle yemeklerden sonra şikayetlerin başladığı bir hastalıktır. Besinlerin asit seviyeleri reflüyü doğrudan etkileyebilir. Reflüde mide ekşimesi, göğüs ağrısı, boğazda yanma hissi, öksürük gibi semptomlara yol açabilir ve kronik sinüzit, astım gibi başka birçok hastalığın oluşmasında da rol alabilir. Reflü hastalarının kahve, çay, soğan, turşu, acı pul biber, sarımsak, çiğ salata gibi yiyecek ve içecekleri dikkatli tüketmesi gerekir."

"Aç karnına çay ve kahve tüketilmemeli"

Gün içinde aşırı tüketilen çay ve kahvenin reflünün semptomlarını arttırdığını söyleyen Doç. Dr. Bilal Toka, özellikle reflü şikayetlerinin aktif olduğu dönemlerde bu içecekleri tüketirken daha kontrollü olunması gerektiğine değindi. Çayın ve kahvenin türünün, hazırlama şeklinin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Toka, "Kafeinsiz ya da kafein miktarı düşük, daha açık çaylar ve koyu olmayan kahve türleri tercih edilmelidir. Demleme süresi uzun olan çaylar daha yüksek kafein ve tanen içerebilir. Asit içeriği fazla olan çay ve kahve türlerinden kaçınılması gerekir. Bu nedenle, çay tüketiminizi kısıtlamak ve daha hafif türleri tercih etmek, reflü semptomlarını bir miktar azaltabilir. Kahvenin asit yapısı da reflü semptomlarını kötüleştirebilir. Koyu kavrulmuş kahvelerde kinik asit oranının yüksek olduğu bilinmektedir. Koyu kavrulmuş kahve tüketmek, mide yüzey mukozasını tahriş edebilir. Kahveye eklenerek tüketilen diğer ürünler (süt, şeker, krema gibi) de reflü semptomlarını etkileyebilir. Örneğin, süt eklenerek kahve yumuşatılarak reflü semptomları hafifletilirken, kahveye şeker ve kremalar eklenerek de semptomlar daha da kötüleştirebilir. Türk kahvesi de oldukça koyu ve telve içeren bir kahve olup reflü şikayetlerini belirgin derecede artırabilir. Ayrıca çay ve kahvenin yemekle birlikte tüketilmesi, aç olarak tüketilmesine göre daha az mide şikayetleri oluşturacağı için öğünlerle birlikte alınması mide üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilir" ifadelerini kullandı.

Geleneksel tedavi yöntemleri arasında yaşam tarzı değişiklikleri, çeşitli ilaçların kullanımı ve cerrahi müdahaleler yer alırken, yeni geliştirilen endoskopik antireflü tedavilerinin reflü tedavisinde bir devrim ortaya çıkardığını kaydeden Doç. Dr. Bilal Toka, "Bu yöntemlerle, minimal invaziv bir yaklaşımla, açık ameliyat gerekmeden reflüye zemin hazırlayan yapısal bozukluklara endoskopik olarak düzeltici müdahaleler yapılabilmektedir. Hastaların iyileşme süresi açık cerrahi tedavilere göre daha kısa olmaktadır. Ayrıca hastaneye yatış ihtiyacı ve genel anestezi ihtiyacı olmadığı için de tedavi süresi kısalmaktadır. Endoskopik sütür yerleştirme, argon veya radyofrekans ablasyonu, antüreflü mukozektomi ve fundoplikasyon gibi teknikler, yemek borusunun alt kısmındaki kasları güçlendirerek mide asidinin yemek borusuna kaçışını engeller. Doğru endikasyonlarla kişiye uygun tedavi uygulaması alan hastalar, şikayetlerinin azaldığını ve yaşam kalitelerinin yükseldiğini kısa sürede fark edebilirler" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-cay-ve-kahve-seven-reflu-hastalarina-onemli-uyarilar-3146.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-cay-ve-kahve-seven-reflu-hastalarina-onemli-uyarilar-3146.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-cay-ve-kahve-seven-reflu-hastalarina-onemli-uyarilar-3146-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-cay-ve-kahve-seven-reflu-hastalarina-onemli-uyarilar-3146.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-cay-ve-kahve-seven-reflu-hastalarina-onemli-uyarilar/211/</link>
			<pubDate>Mon, 19 Aug 2024 12:18:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Diyetisyen Gizem Güneş'ten  zayıflama ürünleri uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Diyetisyen Gizem Güneş reklamlarda yer alan zayıflama ürünlerinin uzman tavsiyesi ile kullanılması gerektiğini açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyetisyen Gizem Güneş reklamlarda yer alan zayıflama ürünlerinin uzman tavsiyesi ile kullanılması gerektiğini açıkladı.

Diyetisyen Gizem Güneş, reklamlarda yer alan zayıflama ürünleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Güneş, söz konusu ürünlerin uzman bilgisi olmadan kullanılmasının doğru olmadığını ve mutlaka uzman biriyle görüşerek bu ürünlerin kullanılması gerektiğini açıkladı.

Güneş açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

"Yazın gelmesiyle birlikte buralar sık sık duyduğum hocam şu ürünü kullanabilir miyiz? İnsanlar bundan çok memnun kalmış. Bunu kullansak nasıl olabilir. Sorulara açıklık getirmek istedim. Açıkçası bilimsel çalışması olmayan hiç bir ürünü tavsiye etmiyoruz. Mutlaka bir uzman tavsiyesinde kullanılması gerek. Şu an çok yoğun ve aslında güzel bir sektör ama tabi ki her alanda olduğu gibi bu sektörde de kötü ürünler var. Bu kötü ürünlerin bizlere denk gelmemesi gerek. Bunun için uzmanımızın önerdiği besin takviyesini kullanacağız. Besin takviyesi kullanmak zorunda mıyız? Tabi ki ihtiyacımız yoksa kullanmak zorunda değiliz. Yine bu ihtiyaca beraber karar vermemiz gerek. O yüzden lütfen çevrenizde gördüğünüz internette reklamı olan komşumdan gördüm çok zayıflamış diyerek kullanmayalım. Çünkü bunlar baktığınız zaman geçici çözümler. Süreç içerisinde bunlardan kilo kaybı edebilirsiniz. Beslenme alışkanlıklarınız değişmediği sürece kilo kaybı o ürünü kullandığınız süre zarfında geçerli olur. O ürünü kullandıktan sonra metabolizmanızı bozacağınız için daha sonrasında normal beslenmeye geçseniz de kiloları hızlı bir şekilde geri alacaksınız. Dolayısıyla takviye edici ürünleri reklamlardan görüp almak doğru değil. Mutlaka uzmanınıza danışıp kullanmanızı tavsiye ediyoruz."

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-uyari-reklamlardaki-zayiflama-urunleri-uzman-tavsiyesi-ile-kullanilmali-5210.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-uyari-reklamlardaki-zayiflama-urunleri-uzman-tavsiyesi-ile-kullanilmali-5210.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-uyari-reklamlardaki-zayiflama-urunleri-uzman-tavsiyesi-ile-kullanilmali-5210-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/uzmanindan-uyari-reklamlardaki-zayiflama-urunleri-uzman-tavsiyesi-ile-kullanilmali-5210.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/uzmanindan-uyari-reklamlardaki-zayiflama-urunleri-uzman-tavsiyesi-ile-kullanilmali/175/</link>
			<pubDate>Wed, 14 Aug 2024 11:59:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sıcak yaz aylarında beslenme tüyoları]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı yükseliyor; metabolizmamız da bu duruma adapte olmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudumuzda su ve mineral kaybı yaşanıyor. Tüm bu değişikler, sağlıksız ve yanlış beslenme ile birleştiğinde ise baş dönmesi, bayılma hissi, bulantı gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı yükseliyor; metabolizmamız da bu duruma adapte olmaya çalışıyor. Bunun yanı sıra sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudumuzda su ve mineral kaybı yaşanıyor. Tüm bu değişikler, sağlıksız ve yanlış beslenme ile birleştiğinde ise baş dönmesi, bayılma hissi, bulantı gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Hande Güngör, yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabileceğini söyledi.

Metabolizma terleme ile vücut ısısını dengede tutulmaya çalışsa da, aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamayacağını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Diyetisyen Hande Güngör, "Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi hedefli bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler gibi) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Sıcak havalarda metabolizmanın uyum becerisini arttırmanın en önemli yollarından biri beslenmedir. Özellikle susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 12-14 su bardağı sıvı tüketilmelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay, şekerli ve gazlı içecekler gibi kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları, meyve ve sebze suları, sade maden suyu tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir" dedi.

Beslenmeye dikkat

Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı ve mineral alınması gerektiğini belirten Diyetisyen Hande Güngör, "Terlemeyle sodyum, kalsiyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller büyük ölçüde kaybedilir. Mineral kayıplarının önüne geçmek için peynir, zeytin, kuruyemiş gibi sodyum kaynaklarından, yumurta, süt ve süt ürünleri ve koyu yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum kaynaklarından, muz, pazı, patates, ve baklagiller gibi potasyum kaynaklarından, tam tahıllar, badem, havuç, hurma, ayçiçeği ve muz gibi potasyum kaynaklarından zengin beslenmek gerekir. Su oranı yüksek, mevsimine uygun sebze ve meyvelerden destek alınmalıdır. Yaz mevsimde öne çıkan su içeriğinden zengin salatalık, marul, kabak, kavun, karpuz, limon, ananas, çilek, üzüm gibi yiyeceklerin çiğ tüketimi sıvı ihtiyacının karşılanmasını destekler. Mide kramplarına sebep olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Bu gibi besinler tüketilecekse yavaş ve küçük porsiyonda tüketilebilir. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Tüm sebze ve meyvelerin iyi yıkanması gıda güvenliği açısından önem taşır. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı, yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir. Gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için bitkisel bazlı beslenme tercih edilmelidir. Sıcak yaz aylarında bu beslenme önerilerine özen göstererek sağlıklı bir yaz geçirilebilir" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sicak-yaz-aylarinda-beslenme-tuyolari-4858.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sicak-yaz-aylarinda-beslenme-tuyolari-4858.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sicak-yaz-aylarinda-beslenme-tuyolari-4858-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/sicak-yaz-aylarinda-beslenme-tuyolari-4858.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sicak-yaz-aylarinda-beslenme-tuyolari/159/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 14:29:39 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Böğürtlen kanser başta olmak üzere birçok derde deva!]]></title>
			<description><![CDATA[Prof. Dr. Turan Karadeniz, kansere karşı böğürtlen tüketilmesinin faydalı olacağını belirterek, "Yapılan araştırmalar böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koymuştur" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. Turan Karadeniz, kansere karşı böğürtlen tüketilmesinin faydalı olacağını belirterek, "Yapılan araştırmalar böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koymuştur" dedi.

Böğürtlende 'ellagic asit' bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu anlatan Prof. Dr. Karadeniz, "Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır. Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır" diye konuştu.

Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır:

Antioksidan zengini

Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır.

Vitamin ve mineral kaynağı

Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir.

Yüksek lif içeriği

Böğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler.

Kalp sağlığını destekler

Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir.

Kan şekerini düzenler

Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır.

Beyin sağlığına faydaları

Böğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler.

Cilt sağlığını destekler

Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/bogurtlen-kanser-basta-olmak-uzere-bircok-derde-deva-3090.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/bogurtlen-kanser-basta-olmak-uzere-bircok-derde-deva-3090.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/bogurtlen-kanser-basta-olmak-uzere-bircok-derde-deva-3090-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/bogurtlen-kanser-basta-olmak-uzere-bircok-derde-deva-3090.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bogurtlen-kanser-basta-olmak-uzere-bircok-derde-deva/157/</link>
			<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 15:29:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[En çok tüketilen balık sardalya oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Sıcak havaya rağmen İzmit'te vatandaşlar balığa ilgi gösteriyor. Mevsim balığı olan sardalya en çok tercih edilenler arasında başı çekiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sıcak havaya rağmen İzmit'te vatandaşlar balığa ilgi gösteriyor. Mevsim balığı olan sardalya en çok tercih edilenler arasında başı çekiyor.

Havaların sıcak olmasına rağmen Kocaeli'de vatandaşlar balığa rağbet gösteriyor. Tezgahlarda 200 TL'ye satılan sardalya bu aylarda vatandaşların en çok tercih ettiği balık oldu. Balıkçı Ahmet Tatar, sardalya ile birlikte denizlerde istavrit ve hamsinin bol olduğunu dile getirdi. Omega-3, vitamin D, B12 ve kalsiyum açısından zengin olan balık, vatandaşlar tarafından neredeyse her ayda tüketilmeye özen gösteriliyor. Balık halinde Sardalya'nın yanı sıra mezgit, çipura, palamut, karides ve daha birçok çeşit deniz canlısı tezgahlarda yerini alıyor.

İzmit'te hamsi 300 TL, sardalya 200 TL, istavrit 200 TL, kefal 150 TL, çipura 400 TL, uskumru 60 TL (adet), levrek 60 TL (adet), Karadeniz Somon 225 TL, Mezgit ise 600 TL'ye satılıyor.

"Bu sene denizlerimiz çok bereketli"

Uzun yıllardır balıkçılık yapan Ahmet Tartar, "Bu sene denizlerimiz çok bereketli, şu anda istavritimiz, hamsimiz ve sardalyamız bol, yani balık var. Bu sezon balıklara olan ilgi geçen sezona oranla daha da artış gösterdi. Poyraz sebebiyle biraz sıkıntı yaşandı ancak yarın poyrazın dineceğini düşünüyorum. Yakın tarihte tezgâh fiyatlarında düşüş olacak" dedi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/en-cok-tuketilen-balik-sardalya-oldu-683.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/en-cok-tuketilen-balik-sardalya-oldu-683.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/en-cok-tuketilen-balik-sardalya-oldu-5744-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/en-cok-tuketilen-balik-sardalya-oldu-683.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/en-cok-tuketilen-balik-sardalya-oldu/81/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 23:18:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Faydaları saymakla bitmeyen lezzet: Karadut özü]]></title>
			<description><![CDATA[Batı Avrupa'dan Çin'e kadar geniş bir coğrafyada hâkimiyet süren karadut meyvesinden elde edilen karadut özü, bunaltıcı havalarda maden suyu ile karıştırılarak yaz içeceği 'karadut şurubu' olarak da tüketilebiliyor. Uzmanlar, başta 6 yaş grubu çocuklar bağışıklık sistemini geliştirirken, yaşlılarda ise beyin ve kalp sağlığı, kalp tıkanıklığı gibi bir çok rahatsızlığa faydalı olduğuna dikkat çekiyor. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Batı Avrupa'dan Çin'e kadar geniş bir coğrafyada hâkimiyet süren karadut meyvesinden elde edilen karadut özü, bunaltıcı havalarda maden suyu ile karıştırılarak yaz içeceği 'karadut şurubu' olarak da tüketilebiliyor. Uzmanlar, başta 6 yaş grubu çocuklar bağışıklık sistemini geliştirirken, yaşlılarda ise beyin ve kalp sağlığı, kalp tıkanıklığı gibi bir çok rahatsızlığa faydalı olduğuna dikkat çekiyor.

Batı Avrupa'dan Çin'e kadar uzanan bir coğrafyada yetişen karadut meyvesinden elde edilen karadut özü, bir çok rahatsızlığa karşı iyi gelirken, her yaş grubunda tüketilmesi öneriliyor. Maden suyu ile karışımı yapılan karadut özü vücuda oldukça faydalı bir yaz içeceği oluyor.

"Gazlı içecekler yerine karadut özünün tercih edilmesi kişinin sağlığı açısından çok daha faydalıdır"

Karadut özünün yaz aylarında tercih edilmesinin sebebinin hem doğal hem de çocuklarda bağışıklık sistemini güçlendirmesi olduğunun altını çizen Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Ayşen Çebiç, "Karadut özü genel anlamda ağız yaralarına çok iyi gelmektedir. Bununla birlikte kan yapıcı özelliği vardır ve muhteşem C vitamini içerir. Yaz aylarında tercih edilmesinin sebebi müşterilerimize hem doğal bir içecektir hem de çocuklara çok iyi gelerek bağışıklık sistemini güçlendirir. Bununla birlikte tadı da mükemmel bir lezzettir. Ben müşterilerime genel anlamda maden suyuyla birlikte tüketilmesini öneriyorum. Çünkü sade maden suyunu içemeyen birçok kişi var. Hem maden suyuna güzel bir tat katıyor, hem içilebilir kıvamını artırıyor hem de çocuklar bunu severek tüketiyor. Doğal ve besleyicidir. Bağışıklık sistemini de güçlendirir. Gazlı içecekler yerine karadut özünün tercih edilmesi kişinin sağlığı açısından çok daha faydalıdır" dedi.

"Yaşlılarımızın tüketmesinde en ufak bir zarara yol açmaz, aksine fayda sağlar"

Maden suyunun tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Çebiç, "Maden suyunu genel anlamda 6 yaş ve üzeri çocuklar, yaşlılar içebilirler, kemikleri geliştirir. Maden suyuyla birlikte içilmesi kemik gelişimi açısından çok faydalıdır. Yaşlılarda beyin sağlığı, kalp sağlığı, kalp tıkanıklığı, bununla birlikte romatizma, bel fıtığı, boyun fıtığı olan birçok yaşlımız var. Maden suyu içerdiği magnezyum ve kalsiyum açısından kemik sağlığına çok faydalıdır. Yaşlılarımızın tüketmesinde en ufak bir zarara yol açmaz, aksine fayda sağlar. Yani bu kişiye zarar veren bir ürün değildir. Doğal, katkı maddesi içermeyen, tamamıyla saf ve bitkisel bir üründür" şeklinde konuştu.

"Yaşlılarda özellikle 1 su bardağı kadar yeterli olur"

Hazırlanan karadut şurubunun tüketim ölçülerini anlatan Çebiç, "Günde en fazla bir su bardağı kadar içilmesi normaldir. 2 ila 3 su bardağı içen kişilerde de herhangi bir sıkıntıya yol açmaz. Ama 'her şeyin azı karar, çoğu zarar' felsefesinde fazla tüketilmemesini öneririz. Yaşlılarda özellikle 1 su bardağı kadar yeterli olur. Genç arkadaşlarımızda 2 ila 3 su bardağı kadar içilmesi kişinin vücuduna zindelik verir ve özellikle çok güzel ödem attırıcı bir içecektir" diye konuştu.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/faydalari-saymakla-bitmeyen-lezzet-karadut-ozu-8228.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/faydalari-saymakla-bitmeyen-lezzet-karadut-ozu-8228.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/faydalari-saymakla-bitmeyen-lezzet-karadut-ozu-2470-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/08/faydalari-saymakla-bitmeyen-lezzet-karadut-ozu-8228.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/faydalari-saymakla-bitmeyen-lezzet-karadut-ozu/70/</link>
			<pubDate>Fri, 02 Aug 2024 19:07:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Liposuction hakkında doğru bilinen yanlışlar]]></title>
			<description><![CDATA[Liposuction (yağ aldırma) işlemi hakkında doğru bilinen yanlışlardan bahseden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık, "Liposuction, kesinlikle kilo verme işlemi değildir" dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birçok kişi zayıflamak ümidiyle estetik cerrahlara liposuction işlemi yaptırmak için başvuruyor. Bu konuda doğru bilinen yanlışlardan bahseden Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Emre Kıymık açıklamalarda bulundu. Opr. Dr. Emre Kıymık, "Öncelikle halk arasından liposuction kilo verme aracı olarak düşünülür. Liposuctionın böyle bir olayı yoktur. Liposuctionın işe yaradığı nokta vücuttaki bölgesel yağlanma artışına bağlı olarak kontürlerde bozulmaları düzeltmeye yarayan bir işlemdir. Kesinlikle kilo verme işlemi olarak düşünülecek bir işlem değildir. Örneğin bir kişinin vücut kitle endeksi normal sınırlarda ancak bölgesel olarak karın veya göbek çevresinde gitmeyen dirençli yağları var. Bu hasta liposuction işlemi için uygun bir hasta iken vücut kitle endeksi statüsünde obez olan yüksek kilodaki hastadaki tüm vücudu kaplayan yağ almak liposuction için uygun bir hasta değildir. Bu hastaya öncelikle diyet ve spor önermeliyiz. Daha sonra vücut şekillendirme işlemleri ile uygun hale getirerek daha sonraki süreçte yapmalıyız" diye konuştu.

Liposuctionın yapabileceği yerler

Dr. Emre Kıymık, liposuctionın yapabileceği yerler hakkında şunları söyledi:

"Liposuction özellikle yukardan aşağıya doğru gidecek olursak, gıdı bölgesi, kol, göğüs bölgesi (hem erkek hem kadın için), karın, göbek, yanlar, sırt, bel, bacak gibi kafan aşağıya neredeyse tüm alanlara uygulanabilecek işlemdir. Sıklıkla bu işlemleri gerçekleştiriyoruz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/liposuction-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-227_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/liposuction-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-227_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/liposuction-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-227-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/liposuction-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar-227_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/liposuction-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar/50/</link>
			<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 12:27:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaşlıların yaşam kalitesi artacak]]></title>
			<description><![CDATA[İzmir Ekonomi Üniversitesinde (İEÜ) görevli 4 bilim insanı, eklemdeki doku ve kıkırdak kaybına bağlı olarak genellikle 55 yaş üstü bireylerde görülen osteoartrit hastalığının tedavisine yönelik ilaç geliştirmek hedefiyle çalışmalara başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ Halk arasında kireçlenme olarak da bilinen ve ayak, diz, bel ve kalçada ciddi ağrılara yol açan hastalığın hızlı tedavisi için umut aşılayan çalışma 30 ayda tamamlanacak. TÜBİTAK tarafından 1 milyon 650 bin TL destek almaya hak kazanan projede, hastaların kemik dokularından alınan hücrelerin laboratuvar ortamında analiz edilmesi ve bunların genetik etkilerinin belirlenmesinin ardından ilaç geliştirilmesi hedefleniyor.

 

Dünyada yaklaşık 530 milyon kişide görülen hastalıkla ilgili yeni bir çözüm sunması beklenen çalışma, İEÜ Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Fırtına Karagonlar’ın yürütücülüğünde; yine aynı bölümden Dr. Öğretim Üyesi Cihangir Yandım ile Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metiner Tosun ve Dr. Elif Barış tarafından tamamlanacak. Projeye; İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nden Prof. Dr. Devrim Pesen Okvur, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Tramvatoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nadir Özkayın ve Op. Dr. Volga Öztürk da destek verecek.



Yüzde 113 artış var

Çalışmaya ilişkin detaylar paylaşan Prof. Dr. Karagonlar, osteoartrit hastalarının yaşam kalitesini artırmak istediklerini belirtti. Osteoartrit hastalığının tedavisinde daha çok ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçların kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Karagonlar, çalışma sonucunda daha etkili ve hızlı çözüme yönelik bir ilaç geliştirmeyi amaçladıklarını vurguladı. Prof. Dr. Karagonlar, “Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre 9 yıl içinde osteoartrit hastalığının görülmesinde yüzde 113 artış var. Dünya çapında yaklaşık 528 milyon insan, osteoartrit ile yaşıyor. Bu bireylerin yüzde 73’ü, 55 yaşın üzerinde ve yüzde 60’ı da kadın. Osteoartrit hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve ağrılı süreci tersine çevirmek için yeni bir tedaviye ihtiyaç duyuluyor. Biz de bu amaçla harekete geçtik ve projemizi oluşturduk” dedi.

Detaylı inceleme

Prof. Dr. Karagonlar, sözlerine şöyle devam etti: “Çalışmamız kapsamında, mevcut hastaların kıkırdaklarından ve kemiklerinden çıkarılan hücrelerden örnekler alacağız. Ardından da mikroskop ile hücrelerin geçişini, hareketini izleyeceğiz. Dokularda yeni nesil gen dizileme (sekanslama) yaparken, muhtemel bir ilacın genetik etkilerini de belirleyeceğiz. Hedefimiz, hastalığın tedavisinde kullanılabilecek etkili bir ilacın geliştirilmesine zemin hazırlamak. Bunda da başarılı olacağımıza inanıyorum.”

 

Prof. Dr. Karagonlar, Avrupa’daki bilim insanlarının ortak çalışmalarını desteklemek amacıyla kurulan Bilim ve Teknolojide Avrupa İşbirliği Kuruluşu’nun (COST Association) osteoartrit araştırmaları üzerine açık bir Avrupa ağı oluşturduğunu ve üniversite olarak da bunda yer aldıklarını ifade etti. Karagonlar, hazırladıkları bu COST projesinin de ‘uluslararası projeler’ kapsamında maddi destek almaya hak kazandığını sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/yaslilarin-yasam-kalitesi-artacak-5188_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/yaslilarin-yasam-kalitesi-artacak-5188_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/yaslilarin-yasam-kalitesi-artacak-5188-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/yaslilarin-yasam-kalitesi-artacak-5188_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/yaslilarin-yasam-kalitesi-artacak/49/</link>
			<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 12:23:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuk gelişiminde en etkili üçgen; beslenme, uyku, egzersiz]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Arzu Jalilova, doğru beslenme, yeterli uyku ve düzenli egzersizin, çocukların sağlıklı büyüyüp gelişme sürecinin temel taşlarını oluşturduğunu söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Arzu Jalilova, doğru beslenme, yeterli uyku ve düzenli egzersizin, çocukların sağlıklı büyüyüp gelişme sürecinin temel taşlarını oluşturduğunu söyledi. Yeterli ve kaliteli uykunun, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığı için kritik bir faktör olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Jalilova, “Özellikle çocuklarda büyüme ve gelişme hormonlarının salınımı uyku sırasında en üst seviyeye ulaşır. Bu nedenle, yeterli uyku almak, çocukların boyunun uzamasına ve genel sağlığının korunmasına yardımcı olur. Çocuklar büyürken bu üç faktör de birlikte sağlanmalı” dedi.

Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyüp gelişmesinin, onların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen önemli bir faktör olduğunu kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Arzu Jalilova bu süreçle ilgili anne babalara önemli uyarılarda bulundu.

Doğru beslenme

Beslenmenin, çocukların büyüme ve gelişiminde kritik bir rol oynadığını, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm besinlerin alınmasının, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı desteklediğini belirten Uzm. Dr. Jalilova, besin gruplarını ve önemini şöyle anlattı: “Proteinler: Kasların ve dokuların onarımı ve büyümesi için gereklidir. Et, tavuk, balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kuruyemişler iyi protein kaynaklarıdır. Karbonhidratlar: Vücudun ana enerji kaynağıdır. Tam tahıllar, meyveler, sebzeler ve baklagiller, sağlıklı karbonhidratlar arasında yer alır. Yağlar: Hücre zarlarının oluşumu, beyin fonksiyonları ve enerji depolaması için gereklidir. Zeytinyağı, avokado, fındık ve tohumlar sağlıklı yağ kaynaklarıdır. Vitaminler ve Mineraller: Kemik gelişimi, bağışıklık sistemi ve genel sağlık için önemlidir. Kalsiyum, D vitamini, demir ve çinko, çocukların büyümesinde önemli rol oynar. Süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve meyveler bu besin öğelerini içerir. Çocuklarınıza çeşitli ve dengeli bir diyet sunun. Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçının. Taze ve doğal gıdaları tercih edin. Düzenli öğünlerle sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırın.”

Yeterli uyku

Jalilova, beslenme kadar önemli bir diğer faktörün ‘uyku’ olduğunu söyledi. Yeterli ve kaliteli uykunun, çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığı için kritik bir faktör, vücudun dinlendiği ve yenilendiği bir süreç olduğunu vurgulayan Jalilova, “Özellikle çocuklarda büyüme ve gelişme hormonlarının salınımı uyku sırasında en üst seviyeye ulaşır. Bu nedenle, yeterli uyku almak, çocukların boyunun uzamasına ve genel sağlığının korunmasına yardımcı olur.” dedi. Uzm. Dr. Jalilova, “Uykuda büyüme hormonu salgılanır: Büyüme hormonu, çocukların boyunun uzaması ve vücutlarının gelişmesi için gereklidir. Bu hormon, derin uyku evrelerinde en yüksek seviyede salgılanır. Yeterli uyku alınmadığında, büyüme hormonu üretimi olumsuz etkilenebilir. Uykuda doku ve hücre onarımı olur. Uyku sırasında vücut, doku ve hücrelerin onarımı ve yenilenmesi için çalışır. Bu süreç, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahiptir“ dedi.

Çocuklar için ideal uyku süreleri

Uzm. Dr. Jalilova her yaş grubunun ihtiyaç duyduğu uyku süresi farklı olduğunu da sözlerine ekledi. Jalilova, Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre, çocukların yaşlarına göre ideal uyku sürelerinin yeni doğanlarda (0-3 ay) 14-17 saat, bebeklerde (4-12 ay) 12-16 saat olduğunu söyledi. Jalilova, 1-2 yaş çocuklarda bu sürenin 11-14 saat, 3-5 yaşta 10-13 saat, okul çağı çocuklarında (6-12 yaş) 9-12 saat, ergenlerde (13-18 yaş) 8-10 saat olarak önerildiğini kaydetti.

Kaliteli uyku için öneriler

Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Arzu Jalilova anne babalara seslenerek, “Çocuklarınızın uyku düzenine dikkat ederek, onların fiziksel ve zihinsel sağlığını koruyabilir ve sağlıklı bir şekilde büyümelerini sağlayabilirsiniz. Unutmayın, sağlıklı uyku alışkanlıkları kazandırmak, uzun vadede onların genel sağlığını olumlu yönde etkileyecektir” dedi ve çocukların yeterli ve kaliteli uyku almasını sağlamak için şu önerilerde bulundu: Düzenli uyku programı: Her gün aynı saatte yatmak ve uyanmak, çocukların biyolojik saatini düzenlemeye yardımcı olur. Uygun uyku ortamı: Sessiz, karanlık ve serin bir uyku ortamı oluşturmak, kaliteli uyku için önemlidir. Ayrıca, rahat bir yatak ve uygun bir yastık kullanmak da uyku kalitesini artırır. Ekran süresini sınırlayın. Yatmadan önce televizyon, bilgisayar ve telefon gibi ekranlardan uzak durmak, melatonin hormonunun salgılanmasını destekler ve daha kolay uykuya dalmayı sağlar. Yatmadan önce kitap okumak, ılık bir duş almak veya hafif müzik dinlemek gibi rahatlatıcı aktiviteler, uykuya geçişi kolaylaştırır. Kafein ve şeker tüketimini sınırlayın. Kafein içeren içecekler ve şekerli yiyecekler, çocukların uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Bu tür gıdaların tüketimini sınırlamak önemlidir.

Düzenli egzersiz

Öte yandan Uzm. Dr. Jalilova, çocuk gelişiminde önemli üçüncü faktörün fiziksel aktivite olduğunu vurguladı. Jalilova, düzenli egzersizin çocukların kas ve kemik gelişimini destekleyip sağlıklı bir kilo aralığında kalmalarına yardımcı olduğunu ve genel sağlıklarını iyileştirdiğini kaydetti. Jalilova, “Düzenli egzersiz büyüme hormonlarının salgılanmasını teşvik eder, stres seviyelerini azaltır ve ruh halini iyileştirir” diyerek, bu konudaki önerilerini de şöyle sıraladı: Çocukların günde en az 1 saat aktif olmasını sağlayın. Oyun, spor ve açık hava aktivitelerine teşvik edin. Aile olarak birlikte egzersiz yaparak, sağlıklı yaşam tarzını modelleyin.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cocuk-gelisiminde-en-etkili-ucgen-beslenme-uyku-egzersiz-5249.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cocuk-gelisiminde-en-etkili-ucgen-beslenme-uyku-egzersiz-5249.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cocuk-gelisiminde-en-etkili-ucgen-beslenme-uyku-egzersiz-5249-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cocuk-gelisiminde-en-etkili-ucgen-beslenme-uyku-egzersiz-5249.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cocuk-gelisiminde-en-etkili-ucgen-beslenme-uyku-egzersiz/48/</link>
			<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 12:19:41 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakın çöpe atmayın: Meğer faydası kabuğundaymış! ]]></title>
			<description><![CDATA[Yüz yıllardır şifa niyetine kullanılan sarımsak dünya genelinde sık kullanılan besinlerden biri. İçeriğinde sayısız fayda bulunduran bu önemli besin geleneksel tıpta da oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Sayısız alanda faydalı olan sarımsağın asıl faydasının kendisinde değil kabuğunda olduğu iddia ediliyor. Geçmeyen öksürüğü bitirdiği söylenen sarımsak kabuğunun bağışıklığı da zırh gibi güçlendirdiği diğer önemli faydaları arasında yer alıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık açısından birçok faydası bulunan sarımsak en doğal antibiyotik olarak biliniyor. İçinde bulunan bileşikler sayesinde pek çok alanda faydalı olan bu değerli besin yemeklere katıldığında daha lezzetli hale getiriyor. Sağlık sorunlarına karşı koruyucu ve tedavi edici etkisiyle bilinen sarımsağın asıl faydasının kabuğunda olduğu söyleniyor.

 

CİNSEL SAĞLIKTAN DİYABETE KADAR FAYDALI

 

Doğal antibiyotik olarak kabul edilen sarımsak, saç ve tırnak sağlığı, cinsel sağlık, kalp ve damar hastalıkları, diyabet gibi kronik rahatsızlıklar gibi pek çok alanda inanılmaz fayda sağlıyor.

 

Genellikle soyulup tüketilen sarımsağın dişleri ayrılıp kabukları çöpe atılıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre sarımsak kabuklarının da en az sarımsağın kendisi kadar şifa barındırdığı öğrenildi. Sarımsak kabuğunun faydalarını duyanlar çöpe attıklarına bin pişman oluyor.

SARIMSAK KABUĞUNUN SAYMAKLA BİTMEYEN FAYDALARI

 

Sayısız faydalara sahip olan sarımsak kabuklarının atılmaması gerektiği uzmanlar tarafından da tavsiye edilmektedir. Sadece dişleri değil, sarımsağın kabukları da gençliğinize gençlik katacak nitelikte güçlü antioksidan özelliklere sahip. Sarımsak kabuğunda bol miktarda bulunan quercetin; yaşlanmaya, ince çizgilere ve cilt dokusunun gelişimine katkıda bulunur.

Sarımsak kabukları, kalbi koruyan ve yaşlanma süreciyle savaşmaya yardımcı olan "anti-inflamatuar fenilpropanoid antioksidanlar" başta olmak üzere en az 6 farklı antioksidan içeriyor.

İltihaplanma ve serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olur. Tüm vücudu iltihap ve enfeksiyondan arındırır.

 

Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Vücut direncini arttırır.

Bağışıklık sistemini güçlendirir. Saç yapısını güçlendirir.

Sindirim sisteminin daha iyi çalışmasına yardımcı olur. Geçmeyen öksürük derdine son verir.

NASIL TÜKETİLİR?

 

Sarımsak kabukları çay ya da suyu hazırlanarak tüketilebilir. Bitki çaylarına bir kaç parça ekleyebilirsiniz. Sarımsak kabuklarını kaynatıp süzdüğünüz suyu çorbalarınızda kullanabilirsiniz. Kuruttuğunuz kabukları toz haline getirerek kullanabilirsiniz.

SARIMSAK KABUĞU ÇAYI TARİFİ

 

Sarımsakları soyun ve geride kalan kabukları tozlarından arındırmak için yıkayın. Ardından temiz bir demliğin içine koyun ve üzerine 2 bardak kadar kaynamış su ekleyin. Demliğin kapağını kapatıp üzerini bez bir örtü ile örtün. Bu şekilde 1 saat demlenmesini bekleyin. Sarımsak kabuğu suyunu günde bir çay bardağı olacak şekilde 3-4 gün ara vermeden tüketebilirsiniz.

NOT: Herhangi bir sağlık sorununuz varsa mutlaka uzman bir doktora danışmanızı tavsiye ederiz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/sakin-cope-atmayin-meger-faydasi-kabugundaymis-844.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/sakin-cope-atmayin-meger-faydasi-kabugundaymis-844.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/sakin-cope-atmayin-meger-faydasi-kabugundaymis-844_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/sakin-cope-atmayin-meger-faydasi-kabugundaymis-844.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/sakin-cope-atmayin-meger-faydasi-kabugundaymis/45/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Jul 2024 14:33:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kahve tüketmeden önce mutlaka bilmeniz gerekenler]]></title>
			<description><![CDATA[Fazla miktarda kahve tüketiminin sindirim sistemini aşırı uyardığını belirten Diyetisyen Edanur Teksöz, aşırı kahve tüketmenin midedeki asit salgısını artırması sonucu rahatsız edici olabileceğini söyledi. Bu nedenle ülserli hastaların kahve tüketmesini önermediklerini belirtti. Kafeinin merkezi sinir sistemi ve kalp üzerinde de uyarıcı etkisi olmasından dolayı fazla tüketildiği zaman kalp çarpıntısı, uykusuzluk, gerginlik ve baş ağrısı yapabilmektedir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Diyetisyen Edanur Teksöz, doğru kahve tüketimi, kahvenin faydaları ve aşırıya kaçıldığında oluşabilecek zararları hakkında açıklamalarda bulundu.

KAHVENİN SAĞLIĞA FAYDALARI

 

Kahvenin dünyada yaygın tüketildiğine değinen Dyt. Teksöz, “Kahve, merkezi sinir sistemi üzerindeki uyarıcı etkilerinin yanı sıra tadı ve aroması nedeniyle dünya çapında en popüler ve yaygın tüketilen içeceklerden biridir” diye konuştu.

Dyt. Teksöz, kahvenin sağlığa faydalarını şöyle sıraladı:

“Karaciğer kanseri ve hastalıklarını azaltır.

Tip 2 diyabet riskini azaltır.

Obezite riskinin azaltır, yağ yakımını arttırır, vücut yağ oranını azaltır, tokluk hissi yaratır.

Parkinson hastalığı riskini azaltır.

Bunama ve Alzheimer hastalıklarını azaltma olasılığı vardır.

Sinir sistemine uyarıcı etkisi vardır. Yorgunluk giderici ve ağrı kesicidir.

Kardiyovasküler hastalık riskinde azalma veya artış olduğu ile ilgili çelişkili sonuçlar olsa da genel olarak bir antioksidan kaynağı olan kahvenin, inflamasyonu inhibe ederek, kardiyovasküler ve diğer inflamatuvar hastalık riskini azalttığı bulunmuştur.

Kalp yetmezliği riskinde azalma ve kan basıncında artış etkisi vardır.

Kas erimesinde azalma ve kas gücünde, ağırlığında ve dayanıklılığında artış, zedelenmiş kaslarda iyileşme gibi olumlu etkileri vardır.

Kırışıklıkların azalması, peeling ve antiselülitik etki, antiaging gibi etkileri vardır.

Oksidatif streste azalma görülmektedir.”

BESİN DEĞERLERİ

 

Kahvede bulunan besin değerlerinden bahseden Dyt. Teksöz, “Kahve kurutulmuş bitki yaprağı ve tohumlardan elde edildiği için ortalama her 100 gramı 300 kalori civarındadır. İçerisinde az miktarda protein, B vitaminleri ve madenler bulunur. Kahve özellikle potasyumdan zengindir. Fakat kahve günde az miktarda tüketilmesi gerektiği için beslenme değeri pek düşünülemez. Örneğin bir fincan kahve 2-3 kalori ancak sağlar. Aynı miktar kahve 25-30 gram potasyum içerir. Kahveye şeker veya süt eklendiğinde besin değeri ayrıca düşülmelidir” dedi.

YEMEK SIRASINDA İÇİLMEMELİ

 

Doğru kahve tüketiminin nasıl olması gerektiğini anlatan Dyt. Teksöz, “Kahvenin kendisi kalori içermez fakat içerisine süt, krema ve şeker eklenmesi sonucunda kahvenin kalorisi yükselir. Yemek sırasında alınan ya da yemeklerden hemen sonra içilen kahve, çinko ve demir emilimini azaltabilir. Yemeklerden 45 dakika sonrasında içilmesi önerilir” açıklamasında bulundu.

SABAH AÇ KARNINA TERCİH ETMEYİN

Sabah aç karnına tüketilen kahvenin mide rahatsızlıklarına, uykusuzluğa ve sinire neden olabileceğine dikkat çeken Dyt. Teksöz, “Yapılan araştırmalara göre, kahvaltıdan önce aç karnına içilen kahve, kahvaltıya verilen kan şekeri miktarını yüzde 50 oranda arttırmış ve olumsuz etkilemiştir. Özellikle vücut uykusuz kaldığı zaman yani kötü bir gece uykusundan sonra içilen ilk kahvenin kan şekerine etkisinin çok daha fazla olduğu gözlenmiştir. Sabah kalktığınızda kendinizi yorgun ve uykusuz hissediyorsanız, kahvaltı yapıp sonrasında ilk kahvenizi içmeniz daha iyi olacaktır” ifadelerini kullandı.

GÜNLÜK KAHVE TÜKETİMİ

 

Günlük kahve tüketimin ne kadar olması gerektiğine değinen Dyt. Teksöz, “Pek çok çalışmada, yetişkinler için güvenli olarak tüketilebilecek kafein miktarı günde 300 mg (yaklaşık 3-4 fincan kahve) olduğu belirtilmiştir. Hamilelerde günlük 200 mg önerilir” dedi.

HANGİ KAHVE TÜRÜNDE NE KADAR KAFEİN VAR?

 

Dyt. Teksöz, kahvelerde bulunan kafein miktarını şu şekilde sıraladı:

“ 1 fincan Türk kahvesi 65 miligram (mg)

1 kupa Americano 100 mg

1 shot Espresso 100 mg

1 kupa filtre kahve 150 mg”

SİNDİRİM SİSTEMİNİ OLUMSUZ ETKİLER

Fazla miktarda kahve tüketiminin sindirim sistemini aşırı uyardığını söyleyen Dyt. Teksöz, “Midedeki asit salgısını arttırması sonucu rahatsız edici olabilir. Bu yüzden ülserli hastaların kahve tüketmesi önerilmez. Kafeinin merkezi sinir sistemi ve kalp üzerinde uyarıcı etkisi vardır. Fazla kullanıldığı zaman kalp çarpıntısı, uykusuzluk, gerginlik ve baş ağrısı yapabilir. Kansızlık sorunu bulunan kişilerde aşırı kahve tüketimi besinlerdeki demirin emilimini azalttığından kansızlığı şiddetlendirebilir” diye konuştu.

FAZLA MİKTARDA TÜKETİLMEMELİ

Son olarak kahve tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlere dikkat çeken Dyt. Teksöz, “Kahveyi günlük kahve miktarına göre tüketmeye özen göstermelisiniz. Kaliteli kahve tercih edin ve su tüketimine dikkat edin. Kahvenin içerisine krema, şeker katmamaya özen gösterin. Kahveyi aç karnına tüketmeyin” dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/kahve-tuketmeden-once-mutlaka-bilmeniz-gerekenler-844.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/kahve-tuketmeden-once-mutlaka-bilmeniz-gerekenler-844.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/kahve-tuketmeden-once-mutlaka-bilmeniz-gerekenler-844_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/kahve-tuketmeden-once-mutlaka-bilmeniz-gerekenler-844.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/kahve-tuketmeden-once-mutlaka-bilmeniz-gerekenler/44/</link>
			<pubDate>Wed, 24 Jul 2024 14:33:15 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'ndan doğal şifa reçetesi]]></title>
			<description><![CDATA[Geçmeyen öksürük ve bir türlü atılmayan balgam şikayeti birçok kişinin canını sıkan durumlardan biri. Bazen ilaçların etki edemediği öksürük ve balgam şikayetlerine doğal karışımlar ilaç gibi geliyor. Etkili kür ve doğal şifa önerileriyle adından söz ettiren Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, geçmeyen öksürük ve balgam şikayetlerine hızla etki eden içecek tarifini paylaştı. Bir bardağında bile etki eden bu içeceği beş gün boyunca düzenli olarak tüketirseniz etki etme şansı daha fazla artıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bitmek bilmeyen balgam ve öksürüğe karşı etkili doğal şifa reçetesini paylaştı. Hazırlanması oldukça kolay olan bu karışım için tek bir malzeme yetiyor. İşte hem doğal hem de oldukça etkili olan doğal öksürük ve balgam söktürücü tarifi...

Öksürük ve balgamın kökünü kazan bu kür tarifi için tek bir malzemeye ihtiyacınız var. O da şifa deposu tere bitkisi. Eğer 15 dal tere ve yarım litre kaynamış suyunuz varsa hızla etki eden bu mucizevi içeceği deneyebilirsiniz.

 

Öksürük ve balgam şikayetlerine iyi gelen doğal şifa reçetesini Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu paylaşmıştı. Bunun için, yarım litre kaynamış suya 15 dal tere atıp ağzı kapalı olarak 3 dakika bekletin. Yemeklerden 2 saat önce veya 2 saat sonra içerseniz öksürük ve balgam şikayetiniz ortadan kalkar.

 

Bu kürün etkili olabilmesi için 5 gün boyunca her gün yapmanız gerekir. Balgamınızın vücuttan temizlendiğini, öksürüğünüzün geçtiğini ve solunum yollarınızın açıldığını göreceksiniz.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/prof-dr-ibrahim-saracoglu-ndan-dogal-sifa-recetesi-5521.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/prof-dr-ibrahim-saracoglu-ndan-dogal-sifa-recetesi-5521.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/prof-dr-ibrahim-saracoglu-ndan-dogal-sifa-recetesi-5521_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/prof-dr-ibrahim-saracoglu-ndan-dogal-sifa-recetesi-5521.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/prof-dr-ibrahim-saracoglu-ndan-dogal-sifa-recetesi/26/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Jul 2024 08:13:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aman dikkat: Klimalar kabusunuz olmasın! ]]></title>
			<description><![CDATA[Sıcak havaların iyice artmasının ardından klima kullanımı da artmaya başladı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Ertural, yaz aylarında artan klima kullanımıyla ilgili olarak vatandaşları uyararak,  Konforumuzu sağlayan klimalar, kabusumuz olmasın” dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Yaz aylarının gelmesi ve sıcaklıkların yükselmesiyle klima kullanımı çoğaldı. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Ertural da, vatandaşlara klima kullanımında dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu.

 

SÜREKLİ ETKİSİ ALTINDAYIZ"

 

Klimanın yanlış kullanımında zararlı etkilerinden kaçılamayacağını dile getiren Dr. Ufuk Ertural, “Malum yaz geldi ve havalar çok sıcak. Aile olarak, biz, çocuklarımız ve büyüklerimiz sıcaktan çok bunalıyoruz. Konforumuzu artırmak için de klimaları kullanmaya başladık. Arabamızda olsun, evimizde olsun, iş yerlerimizde olsun, AVM'lerde olsun klimaların sürekli etkisi altındayız. Fakat bu konforumuzu sağlayan klimalar, kabusumuz olmasın.

 

ZATÜRREYE SEBEP OLUYOR

Yanlış kullanımın zararlı etkilerinin kaçınılmaz olduğu bir gerçek. Klima kaynaklı enfeksiyonlar, viral, alt solunum yolu enfeksiyonları, kas ağrıları, kas tutulmaları, yüz felci ve klimaya bağlı olarak üreyen bakterilerin bize bulaşarak, zatürreye sebep olması bizi etkileyen etmenlerdir.

BU GRUPTAKİLER ÖZELLİKLEDİKKAT ETMELİ

Özellikle çocuklar, bebekler, yaşlılar, bağışıklığı düşük insanlar üst solunum yolu ve alt solunum yolu ile ilgili klima kullanımında çok dikkat etmelidirler. Bu hastalar risk altındalardır. Klimaların direkt olarak kişinin üzerine üflemesi sonucu kas ağrıları, yüz felci, sinirleri etkilemesi sebebiyle his kaybı oluşabiliyor. Bu da yüzümüzde uyuşukluklara neden olabilir. Klimaların yaydığı tozlar ve soğuk hava kişilerde eğer ki alerjide varsa sıkıntımızı artırarak, bizi kötü durumlara düşürebilir. Astım krizlerine, alerjik krizlere neden olabilir” şeklinde konuştu.

HER YIL DÜZENLİ OLARAK BAKIM YAPTIRILMALI

 

Klimaların her yıl düzenli olarak bakımlarının yaptırılması gerektiğinin altını çizen Ertural, “Alerjik bünyesi olan kişilerin ani ısı değişikliklerinden ve hızlı hava sirkülasyonundan kendilerini korumaları gerekir. Sulu bazlı hava nemlendiricisi olan klimaların yol açtığı bir hastalık olan lejyoner hastalığı, çocuklarda, yaşlılarda ve erişkinlerde her dönem büyük bir risk oluşturmaktadır. Bu hastalıktan korunmanın yolu da klimaların her yıl bakımlarının yaptırılması gerekiyor.

ISI KONTROL EDİLMELİ

Direkt olarak klimaya maruz kalmamak için ısının düzenli kontrol edilmesi, 22-24 dereceler sıcaklıkta önerimizdir. Hava sirkülasyonunun direkt olarak bizim yüzümüze çarpmamasına özen göstermeliyiz. Mümkünse oda serinledikten sonra odaya girmemiz önerilmektedir. Lejyoner hastalığı insandan insana bulaşmaz fakat bu havalandırma sistemleri direkt kaynaktır. Bu hastalığı da en kolaylaştırıcı etmenlerden biri de sigaradır. Sigaranın özellikle kapalı alanlarda içilmemesini öneriyoruz” dedi. (İHA)

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/aman-dikkat-klimalar-kabusunuz-olmasin-5521.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/aman-dikkat-klimalar-kabusunuz-olmasin-5521.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/aman-dikkat-klimalar-kabusunuz-olmasin-5521_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/aman-dikkat-klimalar-kabusunuz-olmasin-5521.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/aman-dikkat-klimalar-kabusunuz-olmasin/24/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Jul 2024 12:13:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Cildi korumak için sağlıklı beslenmek ve yeterli su tüketmek önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Güneş ışınlarının cilt üzerindeki yıpratıcı etkilerine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, “Sağlıklı beslenerek cildinizi koruyup direncini arttırabilirsiniz. Cilt sağlığı için gerçek kahraman ise su tüketimidir. Yeterli su tüketimi cildin daha parlak ve sağlıklı görünmesini sağlar, hücreleri yeniler” diye konuştu.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden vücut için D vitamini üretimi gibi önemli faydalar sağlasa da, güneş ışınlarının ciltte lekelere yol açmak, cilt yaşlanmasını hızlandırmak ve cilt kanseri riskini artırmak gibi zararlı etkileri olduğunu da söyledi. Güneşin cilde olan zararlı etkilerinin UV-A ve UV-B ışınlarından kaynaklandığını belirten Diyetisyen Erden “Bu ışınlar, cildin alt tabakalarına kadar nüfuz ederek DNA hasarına neden olabilir. Bu durum, cilt kanseri riskini artırmanın yanı sıra, cildin elastikiyetini kaybetmesine ve kırışıklıklara neden olabilir. Güneş yanıkları da sık karşılaşılan bir sorundur ve cilt hücrelerine zarar verir” dedi.

“C ve E vitaminleri cildin güneşe karşı direncini artırır”

Özellikle yazın daha fazla maruz kalınan güneşin zararlı ışınlarına karşı cilt sağlığını korumak için beslenme sistemine dikkat etmek gerektiğini ifade eden Diyetisyen Erden antioksidanların vücudu serbest radikallerin zararlarına karşı koruduğunun altını çizdi. C vitamininin güçlü bir antioksidan olduğunu vurgulayan Diyetisyen Erden, “C vitamini kolajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır. Portakal, çilek ve kivi gibi meyveler C vitamini açısından zengindir. C vitamini depo edilemediği için günlük olarak alınması gereken bir vitamindir. E vitamini ise cildi serbest radikallerden korur ve nemlendirici özelliklere sahiptir. Badem, avokado ve ayçiçeği çekirdeği gibi gıdalar E vitamini kaynağıdır. Bu besinlerin düzenli tüketilmesi cildin, güneşin zararlı etkilerine karşı daha dirençli olmasını sağlar” ifadelerini kullandı.

“Havuçtaki beta karoten cilt hücrelerini yeniler”

Güçlü bir antioksidan olan likopenin en büyük depo kaynağının domates olduğuna değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, karpuz ve pembe greyfurtun da likopen kaynağı olduğunu ve bu besinleri tüketmenin cildi içten dışa koruduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

"Beta karotenin de aynı şekilde cilt sağlığı için önemli bir antioksidandır. Havuç, tatlı patates ve ıspanak gibi beta karoten zengini gıdalar cildin güneş ışınlarına karşı direncini artırır. Beta karoten vücutta A vitaminine dönüştürülerek cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlar ve cildin daha sağlıklı görünmesine katkıda bulunur. Yeşil çay, üzüm ve yaban mersini gibi polifenol zengini besinler ise ciltteki iltihaplanmayı azaltarak cildin daha sağlıklı ve genç görünmesine yardımcı olur."

“Omega-3 iltihaplanmayı azaltır”

Antiinflamatuar özelliğiyle iltihaplanmayı azaltan Omega-3’ün yağ asitlerinin ve cildin elastikiyetini arttırdığını altını çizen Diyetisyen Erden, böylece cildin nem dengesini koruyup UV ışınlarına karşı cildi güçlendirdiğini söyledi. Ayşegül Erden, Omega-3 açısından zengin besin kaynaklarını ise, “Balık, özellikle somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar, ceviz, keten tohumu ve chia tohumu” olarak sıraladı. Selenyumun cilt hücrelerini serbest radikallerden koruyup cilt elastikiyetini artırdığını, cildin daha pürüzsüz ve sağlıklı görünmesine yardımcı olduğunu belirten Erden, Brezilya fındığı, ton balığı ve yumurtanın ise selenyum açısından zengin besinler olduğunu ifade etti. Kabak çekirdeği, mercimek ve yoğurdun çinko açısından zengin olduğuna işaret eden Diyetisyen Erden, antienflamatuar özelliklere sahip çinkonun cilt hücrelerinin yenilenmesini hızlandırıp cildin daha hızlı iyileşmesine yardımcı olduğunu ve cilt onarımını desteklediğini dile getirdi.

“Cildin parlak ve sağlıklı görünmesi için yeşil yapraklı sebzeler yiyin”

Yeşil yapraklı sebzelerin antioksidan ve vitaminler açısından zengin olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, “Ispanak, pazı ve brokoli gibi sebzeler, cilt sağlığını korur ve cildin güneş ışınlarına karşı direncini artırır. Bu sebzeler, cildin nem dengesini koruyarak daha parlak ve sağlıklı görünmesine katkıda bulunur” dedi.

“Yeterince su tüketmeye önem verin”

Özellikle yaz aylarında terlemeye bağlı sıvı kayıpları artacağından dolayı yeterli su tüketiminin son derece önem taşıdığını belirten Diyetisyen Erden, konuşmasının devamında, “Cilt sağlığı için ilk yapılması gereken yeterli miktarda su tüketmenizdir. Su, cildin nem dengesini korur ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Yeterli su tüketimi cildin daha parlak ve sağlıklı görünmesini sağlamasının yanında cilt hücrelerinin yenilenmesini de hızlandırır” sözlerini kaydetti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cildi-korumak-icin-saglikli-beslenmek-ve-yeterli-su-tuketmek-onemli-2042.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cildi-korumak-icin-saglikli-beslenmek-ve-yeterli-su-tuketmek-onemli-2042.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cildi-korumak-icin-saglikli-beslenmek-ve-yeterli-su-tuketmek-onemli-2042-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/cildi-korumak-icin-saglikli-beslenmek-ve-yeterli-su-tuketmek-onemli-2042.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/cildi-korumak-icin-saglikli-beslenmek-ve-yeterli-su-tuketmek-onemli/18/</link>
			<pubDate>Tue, 16 Jul 2024 09:50:50 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Açlığınız fiziksel mi yoksa duygusal mı? ]]></title>
			<description><![CDATA[Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Feriha Kaşifoğlu ve Uzman Diyetisyen Fatoş Nadiroğlu duygusal yeme davranışı ile başa çıkmanın yollarını anlattı.

]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Çoğu insan, fiziksel açlık hissetmese bile zaman zaman duygusal nedenlerle yeme isteği duyar. Bu durum, belli bir süre sonra psikolojik açlık olarak adlandırılan duygusal yeme davranışına dönüşür ve aşırı kalori alımıyla birlikte obeziteye yol açabilir. Stres, üzüntü veya diğer duygusal tetikleyicilerle ilişkilendirilen bu durumun önlenebilmesi için, bireyin hissettiği açlığın fiziksel mi yoksa duygusal mı olduğunu fark etmesi gerekir.

Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Feriha Kaşifoğlu ve Uzman Diyetisyen Fatoş Nadiroğlu, duygusal yeme davranışını tanınması bununla başa çıkmak için önerilerde bulundu.

Bireylerin kendilerini iyi hissettirecek sağlıklı alışkanlıklar edinmelerini ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemelerini tavsiye eden uzmanlar, kişinin duygusal yeme davranışının önüne geçerek daha sağlıklı bir yaşam sürebileceğini vurguladı.

Açlığınızın nedenini doğru belirleyin

"Fiziksel açlık yavaş yavaş ortaya çıkar ve herhangi bir yiyecekle tatmin edilebilir. Duygusal açlık ise aniden gelir" ifadelerini kullanan Uzm. Dyt. Nadiroğlu, duygusal açlık sırasında genellikle tatlılar veya abur cubur gibi belirli yiyecekler için yoğun istek duyulduğunun altını çizdi. Duygusal açlığı tetikleyen birçok farklı etken bulunduğunu belirten Uzm. Psk. Kaşifoğlu ise, "Bu etkenler arasında; stres, kötü veya yetersiz uyku, yüksek kalorili yiyeceklere kolay ulaşma, sosyalleşememe, yiyecek ve içecek reklamları, sosyal medya görselleri, lezzetli yiyecekler ve daha birçok faktör yer alır" dedi.

"Duygusal yemeden sonra suçluluk, pişmanlık veya utanç hissedilirken fiziksel açlıkta ise bu duygular genellikle yaşanmaz" diyen Uzm. Psk. Kaşifoğlu, duygusal yemenin; stres, üzüntü, öfke, yalnızlık veya sıkıntı gibi duygularla tetiklendiğini belirtti.

Neden yemek yeme ihtiyacı hissettiğini ortaya çıkaracak beş cevap

İnsanın kendine soracağı beş sorunun yeme isteğinin nedenini ortaya çıkarabileceğini söyleyen Uzm. Psk. Feriha Kaşifoğlu bunları şu şekilde sıraladı: "’Bazı şeyler ters gittiğinde ve stresli bir gün yaşadığımda yeme isteği duyarım’, ’yeme isteğim aniden gelir’, ’genelde yüksek kalori, yüksek yağ ve şeker içeren besinleri tercih ederim’, ’doysam bile yemeye devam etmek isterim, yemekten sonra suçluluk ve pişmanlık hissederim.’ Bu yargıların çoğuna ’evet’ yanıtı verdiyseniz, duygusal açlık yaşıyor olabilirsiniz. Duygusal açlığınızı sağlıklı bir şekilde yönetebilmek içinse hangi duyguların yeme isteğinizi tetiklediğini belirlemek önemlidir."

Duygusal yeme davranışınızı yönetebilirsiniz

 

Duygusal yeme davranışını yönetmek için, hangi duyguların yeme isteğini tetiklediğini belirlemenin önemli olduğunu ifade eden Uzm. Psk. Kaşifoğlu, "Stres, yalnızlık veya sıkıntı gibi duygusal tetikleyicileri azaltmak için alternatif yöntemler deneyebilirsiniz" dedi.

 

Uzm. Dyt. Fatoş Nadiroğlu ise, "Evde sağlıksız atıştırmalıklar yerine meyve ve sebzeler gibi düşük kalorili seçenekleri tercih edin. Yemeğin tadına vararak yavaş ve dikkatli bir şekilde yemek yiyin, bu doygunluk hissinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Ayrıca, öğünlerinizi ve günlük aktivitelerinizi önceden planlamak yeme alışkanlıklarınızı düzenlemenize yardımcı olabilir" önerilerinde bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/acliginiz-fiziksel-mi-yoksa-duygusal-mi-4288.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/acliginiz-fiziksel-mi-yoksa-duygusal-mi-4288.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/acliginiz-fiziksel-mi-yoksa-duygusal-mi-4288-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/acliginiz-fiziksel-mi-yoksa-duygusal-mi-4288.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/acliginiz-fiziksel-mi-yoksa-duygusal-mi/17/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jul 2024 18:53:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hamilelere yaz uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, hamilelere yaz uyarısında bulundu. Hamilelerin sıcaklardan daha çok etkilendiğini söyleyen Buyru, “Gebelere yazın denizde ya da uygun havuzlarda yüzmeyi öneriyoruz” ifadelerini kullandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru; hamileliğe bağlı bazı değişiklikler nedeni ile hamilelerin sıcak havadan daha çok etkilendiğini belirterek uyarılarda bulundu. Buyru, gebeliğe bağlı hormonal ve fizyolojik değişiklikler, alınan kilolar, kan akışının artması, solunum kapasitesinin azalması, kalp hızının fazla olması, sıcaklık ve nemin daha fazla hissedilmesine yol açtığını belirtti.

“Güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmamalı”

Prof. Dr. Faruk Buyru, hamilelerin sıcaktan etkilenmemeleri için sentetik dar giysilerden kaçınmalarını belirterek, “Keten, pamuklu ve bol kıyafetler giyilmeli. En az 2 litre sıvı tüketilmeli, ılık duş alınmalı, güneşin dik geldiği 11-16 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı” dedi.

 

“Hamileler şekerli ve gazlı içeceklerden kaçınmalı”

 

Prof. Buyru, hamilelerin yaz aylarında şekerli ve gazlı içeceklerden kaçınması gerektiğini aktararak, “Alınan sıvı miktarı kadar sıvının niteliği de önemli. Şekerli ve gazlı içeceklerden kaçınmak, mümkünse sıvı ihtiyacını su, soda, az tuzlu ayran, az şekerli limonata gibi içeceklerle karşılamaları yerinde olacaktır. Hatta çay bile bu amaçla içilebilir. Günlük sıvı ihtiyacını karşılamak açısından ayran içiyorsa, çok tuzlu, limonata içiliyorsa da çok şekerli olmamasına da dikkat etmeleri gerekir. Gebeler her zaman olduğu gibi sık ve az yemeli, mümkün olduğu kadar karbonhidrat ve tuzdan uzak durmalı” tavsiyelerinde bulundu.

“Hamilelere yazın denizde ya da uygun havuzlarda yüzmeyi öneriyoruz”

Hamilelerin güneş kremi kullanmasının önemine de değinen Buyru, “Anne adayları güneşlenecekse güneşin zararlı, ultraviyole etkisini hissetmemesi açısından koruma faktörlü güneş kremleri kullanmasını öneriyoruz. Hamilelikte egzersizin yaz aylarında da ihmal edilmemesi gerekiyor. Spor salonunda serinletilmiş, nemi azaltılmış bir ortamda egzersiz yapabilirler. Bunun yanı sıra gebelerin yazın yapabileceği imkan varsa denizde ya da uygun havuzlarda yüzmeyi öneriyoruz. Hamilelerin mikrop bulaşır ya da enfeksiyon kaparım diye bundan kaçınmamaları gerekir. Sadece deniz ya da temiz bir havuzdan çıkınca enfeksiyon riskini azaltmak için mayolarını değiştirip, kuru mayoyla oturmaları gerekir. Yine sabah saatlerinde veya akşam güneş battıktan sonra yürüyüş yapılması da önerilebilir. Günaşırı 30-40 dakika yürüyüş hem kilo alımını dengelemek, hem de doğuma hazırlık için yararlı olur” şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/hamilelere-yaz-uyarisi-2234.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/hamilelere-yaz-uyarisi-2234.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/hamilelere-yaz-uyarisi-2234-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/hamilelere-yaz-uyarisi-2234.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/hamilelere-yaz-uyarisi/15/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jul 2024 14:49:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Glüten tartışmasına son noktayı uzmanlar koydu! ]]></title>
			<description><![CDATA[Çevrenizde herhangi bir sağlık problemi olmamasına rağmen glütensiz beslenmeye özen gösterenler mutlaka vardır. Bunun nedeni glütensiz gıdaların çok daha sağlıklı olduğu algısı. Ama bazı uzmanlar aynı fikirde değil. Uzmanlar, eğer glüten hassasiyetiniz yoksa böyle beslenmenize gerek yok diyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bir dönem birçoğumuz varlığından bile haberdar değildik. Hassasiyeti olanların sayısı arttıkça glütenden uzak durma hissi de artmaya başladı. Glütensiz beslenme adeta moda oldu. Atv Ana Haber'e konuşan uzmanlar glüten konusunda önemli bir uyarı yapıyor ve sadece hassasiyeti olanların uzak durması gerektiğini söylüyorlar.

GLÜTENLİ Mİ, GLÜTENSİZ Mİ?

Kimi glütensiz beslenmeyi tercih ediyorken kimisi ise glütenli beslenmeyi tercih ediyor. Ancak yapılan son araştırmaya göre sağlıklı bireylerin glütensiz beslenmesi şart değil.

 

HASSASİYETİ OLANLAR UZAK DURMALI

Genel Cerrahi Uzmnı Dr. Uygar Düzci, "Glütensiz diyet çok önerilen bir durum değil. Glütensiz beslenme çölyak hastalığı dediğimiz glüten duyarlılığı olan insanlarda olan bir durum. Kişi ekmek yediğinde, pilav yediğinde, tahıl yediğinde şiddetli şişkinlikler yaşıyorsa ve bu şişkinlikler rahatsız edici duruma geliyorsa glüten tüketmemesini öneriyoruz." dedi.

 

Gastroenteroloji Uzamanı Dr. Hüseyin Atilla Bektaş, "Glütensiz diyetin herkes için daha sağlıklı olduğunu iddia ediyorlar ama araştırmalar bunun öyle olmadığını gösteriyor. Önemli olan tam tahıl gıdaları tüketmek. Yani kepeğinden, ruşeninden ayrılmamış esmer ekmek tüketmek. Makarna, buğday, unlu mamüller ve bulgur pilavının herhangi bir zararı yok." ifadelerine yer verdi.
 

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/gluten-tartismasina-son-noktayi-uzmanlar-koydu-glutenli-beslenme-faydali-mi-7307.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/gluten-tartismasina-son-noktayi-uzmanlar-koydu-glutenli-beslenme-faydali-mi-7307.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/gluten-tartismasina-son-noktayi-uzmanlar-koydu-glutenli-beslenme-faydali-mi-7307_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/gluten-tartismasina-son-noktayi-uzmanlar-koydu-glutenli-beslenme-faydali-mi-7307.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/gluten-tartismasina-son-noktayi-uzmanlar-koydu-glutenli-beslenme-faydali-mi/3/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 22:50:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bu besini sofranızdan uzak tutun! ]]></title>
			<description><![CDATA[Çağımızın yaygın hastalıklarından kanserle ilgili birçok araştırma yapılıyor. Bu araştırmalarda en çok dikkat çeken unsur ise yanlış beslenme. Birçok kişi tükettiği besinlerin sadece tadına, lezzetine kanıp sağlığınıza ne gibi bir etkisi olduğunu düşünmüyor. Bu da sağlık problemlerini beraberinde getiriyor. Araştırmalara göre bir besin türü kanserin en büyük sebeplerinden biri. İşte detaylar...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bazı besinler kanser riskini %40 oranında artırmaktadır. Uzmanlar bunu ifade ediyor ve araştırmalar sonucunda bunlar ortaya çıkmıştır. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalının yapmış olduğu araştırma sonuçları da bunu doğrular nitelikte. Öğretim üyesi Prof. Dr. Uğur Coşkun, kırmızı et, sosis ve salam gibi işlenmiş gıdaların fazla tüketilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/bu-besini-sofranizdan-uzak-tutun-kanser-riskini-yuzde-40-artiriyor-7307.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/bu-besini-sofranizdan-uzak-tutun-kanser-riskini-yuzde-40-artiriyor-7307.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/bu-besini-sofranizdan-uzak-tutun-kanser-riskini-yuzde-40-artiriyor-7307_t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.medihayat.com/images/haberler/2024/07/bu-besini-sofranizdan-uzak-tutun-kanser-riskini-yuzde-40-artiriyor-7307.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.medihayat.com/bu-besini-sofranizdan-uzak-tutun-kanser-riskini-yuzde-40-artiriyor/2/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jul 2024 22:50:30 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>